Tuncer Şengöz

Tuncer Şengöz

02-08-2020

09:29

Biraz USDTL konuşalım mı? Çayınızı kahvenizi hazırlayın. Uzunca bir akışla neler olup bittiğini gözden geçirelim.

USDTL ve genel anlamda görünümü iki aşamada değerlendireceğim: 1) Teknik analiz 2) Olan bitene benim bakışım. İlk bölümde kaçınılmaz olarak teknik terminoloji kullanacağım. Teknik terminolojiye alışkın olmayanlara, bu bölümde kullanılan teknikleri araştırmalarını tavsiye ederim

Üzerine konuşacağım ilk grafik bu... Önce bu grafiğin hikayesine bakalım. Bu grafikte kutu içine aldığım bölgenin sınırlarını 2018 Ağustosundaki uzun bir aylık çubuk belirliyor. Çubuğun en düşüğü 4.90, en yükseği 7.24. Daha sonraki 23 ay, bu çubuğun sınırladığı alanda geçiyor.

2018 Ağustos'unun hikayesi şu: "Rahip Brunson krizi" olarak isimlendirilen bir şokla beraber, $ TL karşısında bir ayın içinde %47.7 değer kazanıyor. Ancak bu uzun çubuk, bir trendin başlangıcı veya devamı değil, finali oluyor. Sonraki iki sene bu şokun sindirilmesi ile geçiyor

Şokun nasıl sindirildiğine dikkat edin: 3 ayda 5.13'e kadar bir düşüş oluyor, sonra 5. ayda bir spekülatif yükseliş çabası geliyor, lakin bu çaba başarısız kalınca fiyat yeniden 5.10'lara dönüyor. 8. aya kadar daha yavaş bir yükseliş, 13. aya kadar bir üçgenin içinde sıkışma>

Daha sonra üçgenden çıkış ve 21. ayda 2018 Ağustos tepesi yeniden test ediliyor. Sonraki iki ayda bu tepe geçilemiyor. 3, 5, 8, 13, 21 Fibonacci sayı serisindeki sayılar. O halde birinci tespitimiz: Fiyat, Fibonacci dinamiğine uygun bir şekilde hareket ediyor.

Bir teknisyen gözüyle grafiğe baktığımızda görmeyi beklediğimiz de zaten buna benzer bir şeydi; çünkü ana-akım iktisadın "rastgele uçuşan fiyatlar" yaklaşımını kabul etmiyor, fiyatların düzgün ve ölçülebilir kalıplarla hareket etmesini bekliyoruz. Öyle de olmuş nitekim.

İkinci grafiğimizde resmi biraz daha genişletiyor ve 12 senedir devam eden yükselişin dinamiğine bakıyoruz. Bu grafikte üzerine konuşacağımız iki teknik unsur var: 1. Elliott dalgaları, 2. Bollinger bantları (daha iyi çalıştığı için 14 periyot BB kullandım)

Elliott dalgaları bakımından şu anda hala belirsizlik bölgesindeyiz. 4. dalga bitti mi, bitmedi mi bilmiyoruz. Bildiğimiz sadece, 2018 Ağustos çubuğuyla Primary 3'ün sona erdiği. [4] no'lu dalga 2019 başında, 2019 Ağustosunda bitmiş olabilir ya da henüz tamamlanmamış olabilir.

14 aylık BB bazı ipuçları veriyor: Bütün dalga sonlarında Bollinger bantlarının yukarı doğru zorlandığına dikkat edin. Bu zorlamalar trend devam sinyalidir. Fiyat geri gelir, tekrar yeni tepeye gider. Trendin bitiş sinyali de 2008 dibinde olduğu gibi, bandı zorlama zaafıdır.

Mayıs ayında 7.27 görülürken bant yukarı doğru zorlanmıştı. Bu, trend devam sinyalidir. Demek ki, fiyatın orta vadede yeni bir tepeye gitmesini beklemek lazım. Ancak son iki ay çubuğunun bandı yukarı zorlayamadığına dikkat edin. Bu da kısa vadede zayıflık sinyalidir.

USDTL'de 2008 yılından beri, benim izole dip/tepe metoduma göre sadece bir kez AYLIK dönüş sinyali oluştu. (Tekniğin detaylarını Google'da arayıp bulabilirsiniz). O sinyalin ardından da 21 aylık bir ayı piyasası gelmişti. 2020 Temmuz ayı biterken böyle bir sinyal oluşmadı.

Toparlamak gerekirse, son zirvenin bir ikili tepe ile görülmüş olma ihtimali çok zayıf. 7.27 tepesinin tekrar denenmesini ve muhtemelen de aşılmasını bekliyoruz, ancak kısa vadede bir zayıflık sinyali var ve bir düzeltme içindeyiz. Düzeltme bitmiş olabilir mi? Ona da bakalım:

Son 19 ayı haftalık olarak gösteren grafik bu... Burada da Fibonacci dinamiğinin gayet güzel çalıştığını görüyoruz: İki yükseliş dalgası birbirine oranlandığında %167 buluyoruz. (İdeal oran %162) 12 haftadır da 7.27 tepesinin altındayız.

Yükseliş dalgası düzgün bir kanala oturacaksa, kısa/orta vadede 6.60 civarına kadar bir geri çekilme muhtemeldir ve trendi bozmaz. EĞER hala Primary [4] içindeysek, 6.60'ın da altına düşüş ve 6.0 civarına kadar geri çekilme ihtimaller dahilindedir.

"Herkes $ uçacak kaçacak, MB rezervleri tükendi, kamu bankaları eksiye düştü, falan filan derken ne 6.50'si, ne 6.0'ı hocam. Sen ne diyorsun allasen?" diyorsanız, yavaş yavaş değerlendirmenin ikinci kısmına geçebiliriz. Bu arada ben kahvemi, siz de soğuk suyunuzu tazeleyin

Öncelikle altını kalın kalın çizeyim: 31 Temmuz kapanışı itibarıyla bu grafiğe bakarak yürütülecek bir tahminde yön belirsizdir. Daha sağlıklı bir tahmin için Ağustos'un ilk birkaç haftasını görmek gerekir.

Önümüzde kuvvetli bir 7.05 direnci var. (%62 geri alış seviyesi ve 14 periyotluk BB üst bandı bu seviyeden geçiyor.) Bollinger bantları paralel, 14 haftalık RSI trendi bozulmuş. O halde yeni bir dalga başlayana ve bantlar bir yöne delinene kadare kısa vadeli trendin yönü belirsiz

Bazı sorular soralım: Bütün bu haberler bize bundan sonra gerçekleşecek fiyat hareketinin nedenlerini mi söylüyor, yoksa şu ana kadar gerçekleşen fiyat hareketinin sonuçlarını mı? (Haber başlıkları geçmişi mi gösterir, yoksa geleceği mi haber verir?)

Türkiye ne yaparak güven verecekti? İç borçlanma piyasalarından, borsadan, emlak sektöründen, vs. parasını alıp çıkmaya çalışan yabancılara 7TL altından döviz satmak yerine, piyasaları kendi haline bırakıp uçuk piyasa fiyatlarından çıkmaya zorlayarak mı güven verecekti?

Klasik piyasa teorilerine bakalım: Serbestçe işleyen bir piyasa var ve devlet (ya da herhangi bir organize kurum) bu serbestçe işleyen piyasalara asla müdahale etmemeli. Smith'in köy ekonomisi modelinde bu piyasa 40-50 yaşlarında akıllı & rasyonel erkek yatırımcılarından oluşuyor

Teorik model bu. Ama bu modelin işlemediği 2008 krizinde görüldü. Akıllı ve rasyonel (orta yaş erkeklerden oluşan) piyasa birdenbire paniğe kapıldı ve bir anda dünyayı çöküşün eşiğine getirdi. O tarihten beri de bu teoriler çöp oldu. Dünyada artık en büyük oyuncu devlettir.

Türkiye'de de devlet, 2018 Ağustosundaki o absürd aylık USDTL çubuğundan sonra başat aktör olarak piyasaya müdahale etmiş ve sonraki 23 ayda o tek aylık fiyat şokunun sindirilmesi için "piyasaya" bir takım kısıtlamalar getirmiştir. (Doğrudur, yanlıştır)

Ama nihayetinde, Türkiye'ye zamanında para sokmuş sermayenin panik halde, don-gömlek kaçarken fiyatları absürd seviyelere savurmasına engel olmuştur. Bu müdahaleler de (benim tahminime göre) "yabancı sermayeyi" sopayla terbiye ederek değil, arka-kapı görüşmelerle gerçekleşti.

Yabancı sermaye Türkiye'den niye çıkıyor? Tartışılır. Nedeni sadece Türkiye içinde aramak yanıltıcıdır. Sermaye sadece Türkiye'den değil, hemen hemen bütün EM'lerden çıkıyor. Bu çıkışta, yabancılara aktif bir şekilde piyasaya müdahale ederek yardımcı olmak doğru mudur? Tartışılır

Ama haber başlıklarında gördüklerimiz, bize geleceği haber vermez, sadece son iki senedir olan bitenin sonucunu gösterir. Bilmiyorum, belki de ülkesinde çok eleştirilen Merkel'in "altın varaklı" koltuklarda ağırlandığı ziyaretlerinin bir nedeni de budur.

Fiyat hareketi neden/sonuç ilişkilerine dayanmaz. "MB reervleri tükeniyor, Kamu bankaları döviz açık pozisyonu çok yüksek, o halde 40-50 yaşlarındaki akıllı ve rasyonel yatırımcılar, MB ve kamu bankalarının satışları durduğu anda dövize hücum edecek" mantığı işlemez.

Fiyat yukarı gidebilir (teknik olarak mümkündür), 6 ay sonra bu fiyat hareketi şu veya bu açıklamayla gerekçelendirilir. İnsanlar birbirlerine hikaye anlatmayı ve bu hikayelere inanmayı severler. Ana akım iktisat da bu tip hikayeler ve mitler üzerine inşa edilmiştir.

Belki de fiyat paldır küldür aşağı gelir (teknik olarak bu da mümkün). Bu durumda da yeni hikayeler yazılır, bu hikayelere inanılır. Adına faiz artırımı denir, sermaye kontrolü denir, şu denir, bu denir. Trend sadece fiyat hareketine müsait konumdaysa, "müdahale" başarılı olur.

Bence uzun vadede trendin sonlarına yakın bir yerdeyiz. Orta vadede bir atak daha kaldı; [5] etiketlenecek. Kısa ve orta vadede bundan sonraki hareketler fikir verecektir. Fiyatın gittiği yön ise, haber yorumlarıyla değil, teknik seviyelerdeki fiyat davranışı ile öngörülebilir.

Bu uzun akışı son bir notla bitireyim: Devletleri önemseyin. Tarih, iflas etmiş sayısız şirket ve piyasa oyuncusu ile doludur, ama iflas etmiş devlet sayısı bir elin parmaklarını geçmez. Devletler kolay kolay iflas etmez, yasa koyucudur, gücü elinde tutar.

Piyasalar, Adam Smith'in köy ekonomisi fantezileri ile işlemez. Bütün piyasa ilişkilerinin arkasında güç ilişkileri vardır ve en büyük gücü de devletler elinde tutar. Piyasada güç kaybı olduğunda, boşluğu her zaman devletler doldurur. Devlet(ler)i ciddiye alın..

Cümleten iyi bayramlar.



Follow us on Twitter

to be informed of the latest developments and updates!


You can easily use to @tivitikothread bot for create more readable thread!
Donate 💲

You can keep this app free of charge by supporting 😊

for server charges...