Con Sinov

Con Sinov

08-08-2022

17:27

9 Ağustos 1915, Mustafa Kemal'in hayatındaki en sıra dışı gündü. En tehlikeli anda öne atılarak Dünya Savaşı'nın, Milli Mücadele'nin hatta Sovyetler Birliği'nin bile kaderini etkilemişti. Dizisi, filmi çekilse ödülden ödüle koşacak bir muharebe: Anafartalar! Gelin anlatayım.

1* İngilizler 25 Nisan'da Çanakkale'ye çıkarma yaptığı ilk gün, Gelibolu'yu işgal edebilmek ve boğazı aşabilmek için ani bir saldırıyla Conkbayırı - Kocaçimen Tepesi hattını hedeflemiş fakat Yarbay Mustafa Kemal'in direnişiyle karşılaşıp 3 Mayıs günü tamamen püskürtülmüştü.

2* Yarbay Mustafa Kemal savaşa yedek kuvvetlerin komutanı olarak başlamıştı fakat 25 Nisan günü en kritik anda üstün başarı göstererek bölgedeki tüm kuvvetleri yönetmeye başlamıştı. İngilizler Mayıs ayında durdurulunca, Osmanlı karargahı orduları yeniden düzenleme gereği duydu.

3* Başarıları nedeniyle albaylığa terfi eden Mustafa Kemal'in yeni görev yeri cephenin kuzeyiydi. Yaptığı incelemelerde, İngilizlerin Arıburnu üzerinden çıkarma yaparak yeniden Conkbayırı - Kocaçimen Tepesi hattına saldıracağını tespit etmişti.

4* Esat Paşa'yı bu konuda uyarma gereği hissedip düşüncelerini ve tahminlerini anlattı. Esat Paşa pek ikna olmayınca onu bölgeye götürüp yerinde göstermek istedi. İngilizlerin atacağı adımları adı gibi biliyordu çünkü bir yıl önce bu bölgeyi avucunun içi gibi ezberlemişti.

5* Balkan Savaşları esnasında Gelibolu'daki birliklerin başında görev yaptığı sırada, çıkacak büyük bir savaşta düşmanın İstanbul'u işgal etmek için boğazları zorlamak isteyeceğini bildiğinden, araziyi iyice incelemiş ve nasıl savunulacağını harfiyen hesaplamıştı.

6* Esat Paşa ve Kazım Bey, Mustafa Kemal'in tüm açıklamalarına rağmen düşmanın bu bölgeden gelebileceğine pek ihtimal vermiyordu. Zira arazi yürüyüşe uygun değildi ve engebeliydi. Kazım Bey "Burada ancak çeteler yürür" diyordu.

7* Esat Paşa "Düşman nereden gelecek" diye sorduğunda Mustafa Kemal eliyle Arıburnu yönünü gösterip "Buradan" diye cevap verdi. "Farz edelim ki oradan gelsin, nereden hareket edecek" sorusunu ise Kocaçimen Tepesi'ni gösterip "Buradan hareket edecek" şeklinde yanıtladı.

8* Esat Paşa'nın fikri bu açıklamalara rağmen değişmemişti. Gülümseyerek elini Mustafa Kemal'in omzuna attı ve "Merak etme beyefendi, gelemez" dedi. Fakat büyük bir fırtına kopmak üzereydi.

9* İngilizler ilerleyen günlerde Kocaçimen Tepesi'nin oldukça güneyinde askeri hareketliliği artırdı. Mustafa Kemal bunun kuzeyden yapılacak bir taarruz için yapılan aldatma hareketi olduğunu düşünüyordu. Nitekim 6 Ağustos günü haklı olduğu ortaya çıktı.

10* Arıburnu'ndan çıkarma yapan İngilizler, çok güçlü bir saldırıyla Conkbayırı'na yöneldi ve civardaki Kanlısırt'ı ele geçirdi. Böylece en kritik hat düşmeye başladı. Mustafa Kemal ertesi gün "Genel durum mühimdir" mesajı vererek üstlerini uyardı.

11* Ertesi gün Kanlısırt mevkiinden Conkbayırı'na yönelen İngilizler, bölgeyi korumakla görevlendirilen Hulusi Bey'i şehit etti. Bölgedeki Osmanlı birlikleri dağılmaya başlayınca Esat Paşa, Nuri Bey'i bölgeyi savunması için görevlendirdi.

12* Bölgedeki birlikte o kadar dağılmıştı ki Nuri Bey, Mustafa Kemal'e telefonla ulaşıp "Oradaki durum hakkında beni aydınlat, ortada komutan yok" diyerek feryat ediyordu. 180 rakımlı tepeden bölgeyi izleyen Mustafa Kemal, gerçekten de birliklerin dağıldığını görüyordu.

13* Mustafa Kemal, Selanik'ten mahalle arkadaşı Nuri Bey'e dönüp "Hızlıca Conkbayırı'na hareket et. Olayların gelişimi komutanı kendiliğinden ortaya çıkaracaktır" dedi ve durumun ciddiyetini bir rapor yazarak Esat Paşa'ya bildirdi.

14* 8 Ağustos günü, güneşin battığı esnada İngilizler Conkbayırı'nın çevresini ele geçirmeye devam ediyor, siperlere yerleşiyor ve yeni siperler kazmaya başlıyordu. Böylece, cephede 25 Nisan'dan sonraki en kritik an gelip çatıyordu.

15* İngilizler bölgeye hakim Conkbayırı - Kocaçimen Tepesi hattını ele geçirince, Seddülbahir bölgesine yönelecek ve Gelibolu yarım adası düşecekti. Akabinde İngiliz donanması boğazı geçip İstanbul'u işgal ederek Osmanlı'yı saf dışı bırakacak ve Rus Çarlığı'na destek götürecekti

16* Rusya o dönemde Alman taarruzları ve Bolşevik İsyancılarının arasında sıkışıp kalmıştı ve günden güne eriyordu. İngiliz desteği gelmemesi halinde savaş dışı kalması işten bile değildi. İngilizlerin boğazı geçmesi bu açıdan çok kritikti ve önlerinde tek bir engel kalmıştı.

17* Cephedeki kritik durumun farkında olan Ordu Komutanı Mareşal Liman von Sanders, gece taarruzu yaparak düşmanı püskürtmesi için Albay Fevzi Bey'i Anafartalar Grup Komutanlığı'na atadı. Fevzi Bey derhal karargaha giderek durumu ele aldı.

18* Fakat askerlerin durumunu oldukça kötüydü. Emrindeki subaylar taarruzun ertesi güne bırakılmasını ısrarla diretince Fevzi Bey, Mareşal Sanders'e taarruzu yarın yapmak istediğini söyledi.

19* Mareşal Sanders, durumun ciddiyetinin farkına varamayan Fevzi Bey'e çok sinirlenip ani bir kararla görevden aldı. Saat 23:00'e geldiğinde Mustafa Kemal telefona çağrıldı. Arayan, Mareşal Liman von Sanders'ti.

20* Telefonun bir ucunda Mustafa Kemal, diğer ucunda Mareşal Sanders bulunuyordu. Son durum bilgisini veren Mustafa Kemal, fazla zamanın kalmadığını, vakit kaybedilmesi halinde durumun felakete dönüşebileceğini net şekilde aktardı.

21* Mareşal "Çare kalmadı mı?" diye sorduğunda, Mustafa Kemal doğru anın geldiğinin farkındaydı. En başından bu yana yapılması gereken şeyin ne olduğunu biliyordu ve şimdi yapılması gereken şey ona soruluyordu.

22* Mustafa Kemal soruyu "Kendinden emin bir şekilde “Bütün mevcut kuvvetlerin komutam altına verilmesinden başka çare kalmamıştır” diyerek cevapladığında telefondan bir süre cevap gelmedi.

23* Mareşal bu cevabı fazla cüretkar bulmuştu. Karşısındaki subay, yalnızca iki aylık albaydı ve şimdi, en kritik anda, kolordu büyüklüğünde kuvvetin emrine verilmesini istiyordu. Telefonun diğer ucunda bekleyen Mustafa Kemal "Çok gelmez mi" sorusunu işitti.

24* Mustafa Kemal bu soruya, kendisine has cüretkar üslubuyla "Az gelir" diyerek cevap verdi. Böylece konuşma sona erdi. Birkaç dakika sonra tüm kuvvetlerin başına atandığı talimatını aldı. Tüm kuvvetler onundu ve görevi düşmanı bulunduğu yerden söküp atmaktı.

25* Saat 23:30'da yanına doktor Hüseyin Bey'i ve yaverini alarak yeni görev yerine doğru yola çıktı. Doktoru yanına almıştı çünkü bir süredir oldukça rahatsızdı. Hüseyin Bey her ihtimale karşı müdahale için yanı başında bulunacaktı.

26* Birkaç dakika sonra Kemalyeri civarından Kocadereköy'ün kuzeyine geçtiğinde ilginç bir şey fark etti. Nefes aldığını hissediyordu. İlk defa ateş hattından bu kadar uzaktaydı. Barut ve ceset kokusunu ardında bırakmıştı ve dört ay sonra ilk kez temiz hava soluğunu fark etmişti.

27* Çamlıtekke’ye varınca vaziyeti tüm çıplaklığıyla gördü. Işıklar kapanmış ve hemen herkes uykuya dalmıştı. Karargahın nerede olduğunu sorduğunda, kuzeydeki bir istikamete taşındığı cevabını aldı. Oradan ayrılıp gösterilen yere doğru yola devam etti.

28* Saat 01:30 sıralarında karargaha varan Mustafa Kemal, Fevzi Bey'in uyuduğunu öğrendi. Uyandırmaya gerek duymayıp ilk iş olarak hızlı bir denetleme faaliyetine başladı ve akabinde tüm subayları etrafında topladı.

29* Tüm haritaları çadırına getirterek bütün birliklerin yerlerinin gösterilmesini istedi. Fakat net cevaplar alamıyordu. Tümenlerle telefon haberleşmesi kurulamamıştı. Beslenme ve iaşe kurulu da oluşturulmuş değildi. Asker açtı.

30* Sabaha karşı ciddi bir taarruz yapmak niyetinde olmasına rağmen karargahın yeterince hazır olmayışı canını sıkmıştı. Saat 04:00'e geldiğinde elde ettiği malumat birkaç satırdan ibaretti. Fakat ne olursa olsun düşmeni püskürtmekte kararlıydı.

31* Taarruzu Çamlıtekke'de idare etmeye karar verip saat 04:30'da bölgeye geçti. Yaklaşık bir saat boyunca sahayı itinayla gözlemledi. Vakit gelip çatmıştı. Sabahın ilk saatleriyle taarruzu başlattı.

32* Taarruzun ilk dakikalarıyla birlikte Türk askeri düşman siperlere girip kovmaya başladı ve bazı bölgeler ele geçirildi. Düşmanın takviye edildiğini anlayınca bu defa savunmaya geçti ve günün sonunda ele geçirdiği bölgeleri korumayı başardı.

33* 9 Ağustos sabahı, düşmanın Conkbayırı - Kocaçimen Tepesi hattını tamamen ele geçirmesini engellemeyi başarmıştı. Fakat hesaplaşma bitmiş değildi. Conkbayırı henüz temizlenmemişti ve bu bölgeyi ele geçirmeden tehlike geçmiş sayılmazdı.

34* Öğle saatlerinde Mareşal Sanders'le buluşan Mustafa Kemal gece yapacağı asıl taarruzun detaylarını paylaştı. Doğrudan Conkbayırı’na taarruz edecekti. Mareşal Sanders bu plana karşı çıktı. Ona göre Conkbayırı ve Kocaçimen bölgesinin yanlarına ve ardına taarruz edilmeliydi.

35* Mustafa Kemal, Mareşal Sanders'in önerisinin son derece tehlikeli olduğunu düşünüyordu. Bu şekilde hareket edildiğinde düşman tamamen imha edilebilirdi fakat başarısızlık halinde öldürücü bir darbe yeme riski doğardı.

36* Mustafa Kemal kendi planının daha mantıklı olduğunu düşünüyordu. Bu plana göre düşman belki imha edilemeyecekti ama ordunun durumu emniyete alınacak ve bölge kontrol altında tutulabilecekti. Zaten amaç düşmanın bu bölgeye yerleşmesini önlemekti.

37* Mareşal "Harekatın sorumluluğunu kabul eden sizsiniz. Katiyen kararlarınız üzerinde etki etmek istemem. Aklıma gelen konuyu etraflıca düşünerek söyledim" diyerek konuyu kapattı. Sorumluluk... Bu çok sihirli bir cümleyi ve Mustafa Kemal bunun ne manaya geldiğini biliyordu.

38* Mareşal sorumluluğu Mustafa Kemal'in üzerine bırakmıştı. Yani başarısızlık söz konusu olur ve İstanbul'un güvenliği tehlikeye girerse, tüm suçlu Mustafa Kemal olacaktı. Belki harp divanına sevk edilecek belki de bedelini canıyla ödeyecekti.

39* Mustafa Kemal her şeyin farkındaydı ve bedel ödemekten korkmuyordu. Çünkü vatanının yok olduğu bir ihtimalde kendi canının bir önemi yoktu. Bu nedenle her türlü sorumluluğu büyük bir gururla üstüne almaktan çekinmiyordu. Ya kazanacaktı, ya da kazanacaktı.

40* Görüşmeden sonra Conkbayırı'na doğru yola çıktı. Bölgeye yaklaştığında ilginç bir ses işittiğini fark etti. Bu ses, ona Trablusgarp’ta yaşadığı çok eski ve kötü bir hatırayı anımsatmıştı. Uçak sesiydi. Gökyüzüne baktığında bir düşman uçağının tepede dolandığını gördü.

41* Fakat o gün, bugün değildi. Yılmadan yola devam etti. Daha ilerde bu defa düşmanın piyade ateşine maruz kaldı. Oradan Kurtderesi’ne doğru saptı ve Besimsırt’ı doğudan dolaşıp nihayetinde 8. Tümen Karargahı’na sağ salim varmayı başardı.

42* İlk iş olarak bölgeyi gözlemlemeye başlayan Mustafa Kemal, düşman siperlerini ve ateş hattını itinayla tespit etti. Ateş hattına o kadar yakındı ki sahadaki tüm komutanlarla doğrudan iletişim kurma imkanına sahipti.

43* İncelemelerin ardından kendi kuvvetlerini düzenlemeye başladı. Taarruza katılacak iki alay henüz aralarına katılmamıştı. Yollarını şaşırıp kaybolmamalarını umuyordu. İlerleyen saatlerde alaylardan biri karargaha ulaşmayı başardı. Fakat diğer alay ortalıkta yoktu.

44* Saat 22:00'ye geldiğinde alaylardan biri hala karargaha varmamıştı. Daha fazla beklemeye gerek duymadı ve tüm subayları toplayıp taarruz planı hakkında görüşmeye başladı. Sonradan katılanlar, o vakit öğrenirdi. Şayet gelemezlerse, bu durumda da kazanacağından emindi.

45* Çadıra geçip yapılacak işleri tek tek anlatmaya başladı. Taarruz şafak sökerken başlayacak, öndeki birlikler top ve tüfek ateşi yapmadan, doğrudan süngü hücumuna kalkacaktı. Bazı birlikler de gece karanlığında düşmanın etrafına kaydırılıp aynı anda harekete geçirilecekti.

46* Baskınla birlikte düşman bölgeden kovulunca bu defa ateş açılmaya başlanacak, kendisini de bizzat birliklerin içinde bulunacaktı. Fakat komutanlardan Galip Bey, Conkbayırı’na doğrudan taarruz edilmesi halinde ciddi kayıplar oluşabileceğinden endişe ediyordu.

47* Galip Bey haksız sayılmazdı. Zira iki gündür bölgeye yüklenen birlikleri çok sayıda kayıp vermişti. Taarruza saatler kala kurulan olumsuz cümleler olmasına rağmen Mustafa Kemal, düşüncelerini açık bir şekilde ifade eden Galip Bey’e kızmadı.

48* Mustafa Kemal önceki harekat tarzının hatalı şekilde dizayn edilmesi nedeniyle sonucun olumsuz olduğunu, bu defa doğrudan düşmanın merkezine bir baskın taarruzu yapılacağını ifade ederek Galip Bey’i yatıştır ve "Mesele birkaç dakika içerisinde halledilmiş olacak" dedi.

49* Katılması beklenen alay hala gelmemişti. Yine de taarruzdan vazgeçmeye niyeti yoktu. Gecenin kalanını çadırında geçiren Mustafa Kemal, kendisini son derece uykusuz ve rahatsız hissediyor, bir an önce taarruzun başlamasını bekliyordu.

50* Zamanın gittikçe yaklaşması üzerine çadırından çıkan Mustafa Kemal hücum edecek askerlerinin arasında yürümeye başladı. Her biriyle göz göze geldi. Askerlerin arasında dolanarak yaptığı seri ve kısa bir denetlemenin ardından en öne geçti.

51* Gecenin karanlığı yerini doğacak güneşin ilk parıltısına yavaş yavaş bırakırken en önde duruyordu. Taarruzu yönetmek için seçtiği yer bir tepe veya karargah değildi. En önde olacak. Düşmana o kadar yakındı ki aradaki mesafe 50 metreden azdı.

52* Saatine son bir kez bakıp sol göğüs cebine koydu ve konuşmaya başladı: Askerler! Karşımızdaki düşmanı mağlup edeceğimize hiç şüphe yoktur. Fakat siz acele etmeyin. İlk önce ben ileri gideyim. Siz, ben kırbacımla işaret verdiğim zaman hep birden saldırırsınız!

53* Kırbacını eline aldı. Çıt çıkmıyordu. Derin bir nefes çekip havaya kaldırdı ve işaretini verdi. Ürpertici sessizlik yerini uğultuyla karışan bir sese bıraktı. Askerler düşman siperlerine yöneldiğinde havada sadece sürekli tekrar eden o ses yankılanıyordu: Allah Allah!

54* Hemen yerine geçen Mustafa Kemal, baskını saniye saniye izlemeye koyuldu. Askerler büyük bir hızla düşman siperlerine atlıyor ve yakaladığı herkesi bağımsızlığın timsali olan süngüsüyle tanıştırıyordu.

55* Ani baskın karşısında neye uğradığını şaşıran İngilizler büyük telaşa kapılıp yerini terk ediyor ve kaçmaya başlıyordu. Dakikalar ilerledikçe başarıya daha da yaklaştığını gören Mustafa Kemal’in içini tuhaf bir his kaplamış, bir anlığına ruhu bedeninden ayrılır gibi olmuştu.

56* Adeta kendisini hissetmiyordu. Bu tarifsiz hissiyatın, içinde bulunduğu heyecandan kaynaklandığını düşünmüştü. Fakat yanında bulunan Yüzbaşı Nuri Bey’in büyük bir panik içerisinde kendisine baktığını fark etti. Göğsüne baktığında gerçeği gördü. Vurulmuştu.

57* O an, elini göğüs cebine attı ve kırık saatini çıkarıp bakmaya başladı. Göğsüne isabet eden şarapneli karşılayan kırık bir saat. Onu yerde yatan bedenlerle aynı akıbeti yaşamaktan alıkoyan şey… Nuri Bey'e sakin olmasını ve hiçbir şey fark ettirmemesini söyledi.

58* Taarruz yaklaşık dört saat sürdü. Siperlere atılan kahraman Türk askeri, Conkbayırı’nı kısa sürede ele geçirip, Şahinsırt’a yöneldi ve en yüksek noktasını geri almayı başarıp ve oradan Sarıtarla üzerine atılıp düşmanı bozguna uğratmayı başardı.

59* Baskının en kritik noktasında harekete geçen topçular bölgeyi cehenneme çevirmiş, takviye için gelen düşman askerleri neye uğradığını şaşırmıştı. Gökten şarapnel ve demir parçaları yağarken onlardan biri Mustafa Kemal’in göğsüne isabet etmişti.

60* Savaşın karşı tarafında moraller bitikti. İngiliz Binbaşı Allanson, “Mermilerin isabetindeki sıhhat şaşılacak derecede idi. Türk siperleri paramparça ediliyordu. Ama tepede gene Türkler vardı. Türklerle karşılaştık ve aramızda vahşice bir boğuşma başladı” diyordu.

61* Gelibolu’daki İngiliz Kuvvetleri Komutanı General Hamilton “Türkler ancak bizi Conkbayırı’ndan atmak suretiyle görevlerini yapacaklarını anladılar ve öyle yaptılar” diyordu. Haklıydı. Mustafa Kemal anlamıştı.

62* Öğle saatlerine doğru hedeflerine ulaştığını gören Mustafa Kemal taarruzu durdurmuş ve ele geçirilen bölgelerde tutunmak için hatlarını kuvvetlendirmeye başlamıştı. Her şey Mareşal Sanders’e anlattığı gibi ilerliyordu. Şimdi sıra burada tutunmaktı.

63* Mareşal Sanders'le buluştuğunda, kendisini ölümden kurtaran kırık saatini ona hediye etti. Mareşal de bu incelik karşısında aile yadigarı saatini Mustafa Kemal'e verdi. İlerleyen saatlerde karargahına dönünce çok ilginç bir şey yaptı.

64* Düşmanı nasıl yendiğinin farkındaydı fakat hadiseye bir de düşman gözüyle bakmak istiyordu. Bu nedenle kendisini düşman yerine koyarak yorumlamaya başladı: Gerçekten de İngiliz kuvvetleri oldukça güçlüydü ve bu kadar kısa süre içerisinde yenilmeleri beklenmedik bir durumdu.

65* Buna rağmen böyle bir baskını bekleyecek şekilde savunma nizamı almamışlar ve birliklerinin önlerinde herhangi bir avcı bulundurmamışlardı. Böyle bir baskını hiç tahmin etmediklerini çok iyi şekilde anlamıştı.

66* Türklerin ani baskını ve devamında topçuların isabetli atışları tüm dirençlerini kırmış ve geriye yalnızca "çekilme" seçeneği kalmıştı. En önemlisi, İngiliz komutan risk alıp direnişe geçme kararı verememişti. Çünkü sorumluluktan korkmuştu.

67* Sorumluluk.. Risk alan kendisiydi ve kazanmıştı. Sorumluluktan korkan komutanların asla gereken kararları veremediğini, bunun neticesinde ortaya acı felaketlerin çıktığını düşünüyordu. Bu kıymetli dersin, ona ömrünün kalan kısmında çok faydalı olacağından habersizdi.

68* Moral çöküntüsüne uğrayan İngilizler, 15 Ağustos'ta yeni bir taarruza giriştiyse de bölgedeki savunmayı güçlendiren Mustafa Kemal düşmana geçit vermedi. Cepheyi adeta kilitlemişti. General Hamilton, bu durum karşısında kaybettiğini anlamaya başladı.

69* Hamilton "Üzülerek söylemeliyim ki Türkler bizim bazı yeni birliklerimiz üzerinde manevî üstünlük sağlamışlardır. Dolayısıyla eğer Çanakkale seferi çabuk ve başarılı bir sonuca ulaştıracak bana büyük çapta yardımcı kuvvetler gönderilmelidir" diyerek yeni kuvvetler talep etti.

70* Yeni kuvvetlerle güçlendirilen İngilizlerin başında General Birdwood geçirildi. Birdwood 25 Nisan günü başlatılan ilk taarruzu komuta etmişti ve Mustafa Kemal'e yenilmişti. Şimdi, 21 Ağustos günü rövanşı almak için çok güçlü bir taarruz başlatı.

71* Taarruz onun emriyle saat 14:30’ta çok şiddetli top atışıyla başladı. Mustafa Kemal'in emriyle ilk saldırıyı atlatan Türkler, 16:30'da başlayan ve 23:00'e dek sürek ikinci taarruzu da püskürtüp düşmana geçit vermedi.

72* Birdwood son taarruzunu 27 Ağustos günü gerçekleştirdi ve bir kez daha mağlup oldu. Böylece 8 Ağustos gecesi beliren tehlike, 27 Ağustos günü kesin olarak bertaraf edildi. Türkler kazanmıştı.

Ve Mustafa Kemal, adını tüm millete duyurmuştu.rtarılmıştı. Öte yandan Rusya, İngilizlerden beklenen desteği alamamış ve isyancılar karşısında günden güne erimeye başlamıştı. Ve Mustafa Kemal, adını bir kahraman olarak tüm millete duyurmuştu.

Çanakkale Cephesi'ndeki İngiliz hezimeti nedeniyle dünya savaşı yaklaşık iki yıl daha uzadı. Bu süre zarfında Bolşevikler Rusya'da devrim yapmayı başardı. Mustafa Kemal, savaşın ardından Çanakkale Kahramanı olarak Milli Mücadele'yi başlattı ve tüm milleti arkasında topladı.

Ve General Birdwood... Yıllar sonra kendisini mağlup eden Atatürk'ün ölüm haberini aldığında, yaşlı ve hasta olmasına rağmen Ankara'ya geldi. Tabutun geçişi esnasında ayağa kalkıp selam durarak asil düşmanına son vazifesini yerine getirdi.

"Böyle bir sorumluluğu üstlenmek basit bir durum değildi. Fakat ben, vatanım mahvolduktan sonra yaşamamaya karar verdiğim için iftiharla üstlendim." Mustafa Kemal Bilgisel bitmiştir. Okuduğunuz için teşekkürler. Patreon hesabımda desteklerinizi beklerim.

Savaş esnasında Mustafa Kemal'in yanında bulunan Sami Yanardağ anlatıyor: Düşmana uzaklığı 35 metreydi. 3,5 saat boyunca ayakta dinlenmeksizin bekledi. Bir mermi geldi ve bizi toprağın altına gömdü. Çıkardı saatini gösterdi. Ezilmiş. Saati olmasaydı mermi kabinden içeri girerdi.

Instagram hesabı soranlar oldu. Onu da paylaşayım: Son olarak tüm güzel dilekler ve teşekkürler için minnettarım. Bilgiseli baştan sona okudum. Bazı yazım yanlışları olduğunu fark ettim. Kusura bakmayın. İnsan heyecanla yazarken bu tip hatalar olabiliyor.



Follow us on Twitter

to be informed of the latest developments and updates!


You can easily use to @tivitikothread bot for create more readable thread!
Donate 💲

You can keep this app free of charge by supporting 😊

for server charges...