Con Sinov

Con Sinov

09-05-2022

17:46

Birileri aylardır "sığınmacılar gitsin isteyenler ırkçıdır, sığınmacıların gönderilmesi uluslararası hukuka aykırıdır" diyerek sığınmacıların haklarını savunduğunu iddia ediyor. Bu sözde hümanistlerin aslında ne kadar iki yüzlü olduğunu okuyunca şaşıracaksınız. Gelin anlatayım.

1* Sözde hümanistler sürekli şu üç şeyi söylüyor: Sığınmacıları göndermek uluslararası hukuka aykırıdır. Sığınmacıların gitmesini isteyenler ırkçıdır. Sığınmacıların Türkiye'ye entegre edilmesi gerekiyor. Bilgiselde hümanist kılıklı kullanışlı aptalların tezleri çürüyecek.

2* Kullanışlı aptallar, Batı'daki bazı örgütlerden aldıkları fonlarla bu üç sloganı söylüyor ama sloganlarını dayandırdıkları bir temel yok. Şimdi bu temellere bakalım. Elimizde iki temel var. İlki BM Mülteci Sözleşmesi. Ama ona sonra geleceğiz.

3* Aslında mesele büyük oranda 2016 yılında başlıyor. O tarihe dek sığınmacılar büyük oranda Avrupa'ya gidiyor. Hatta Almanya 1 milyondan fazla sığınmacı kabul ettiği için övünüyor. Ama 2016'dan itibaren iş değişiyor.

4* Sığınmacılar Avrupa'ya aktıkça, ülkelerde sığınmacı karşıtlığı başlıyor. Toplumsal düzende bozulma başlıyor. Ve bazı çevreler Avrupa'da sağ-milliyetçi akımın güçlenerek iktidarları ele geçireceğinden çekinmeye başlıyor. Bunlardan biri de Soros...

5* Soros, Avrupa'da milliyetçi akımların güçlenmesini istemediği için harekete geçiyor. 2015'te "mülteci krizini görüşmek" için Türkiye'ye geliyor. "Mültecileri bulundukları yerde bekletmek daha verimlidir" diyerek sığınmacıları Avrupa'dan uzak tutmak istediğini açıklıyor.

6* Soros zeki adam... Sığınmacıların Avrupa'ya gelmeye devam etmesi halinde milliyetçilerin çok fazla güçleneceğini düşünmekte haklı. Trump, 2016'da başkanlık seçimini kazanırken büyük oranda sığınmacı karşıtı politikalardan oy toplamıştı.

7* Soros'un temaslarından bir süre sonra AB ile Türkiye, sığınmacılar hakkında görüşmelerde ilerleme kaydediyor. Ve Mart 2016'da anlaşma imzalanıyor. Bu anlaşmayla birlikte Türkiye, sığınmacıları kabul ederek Avrupa'ya geçişlerin önüne geçmeyi kabul ediyor.

8* AB, anlaşma karşılığında Türkiye'ye vize şartını kaldırmayı kabul ediyor. Ama garanti vermiyor. Zaten ilerleyen süreçte sözlerini tutmuyorlar. Vizesiz seyahat işi yalan oluyor. Ama anlaşma hala yürürlükte...

9* Anlaşma bir süre sonra yürürlüğe girince Avrupa'ya geçişler duruyor. Sığınmacılar Türkiye'ye yığılıyor. Böylece Soros'u tedirgin eden sağ-milliyetçi yükseliş kısmen yavaşlıyor. Fakat Türkiye'de huzursuzluk başlıyor.

10* Yüzölçümü 10 milyon km2 olan Avrupa toplumu 2 milyon civarı sığınmacı kabul ettiğinde nasıl tedirgin olduysa ve tepki gösterdiyse, yüzölçümü 700 bin km2 olan Türkler de 4 milyonu aşkın sığınmacı kabul kabul ettiğinde tedirgin olup tepki gösteriyor.

11* Fakat bu noktada devreye fonlanan kullanışlı aptallar giriyor. Türk toplumunun tedirginliğine ve haklı tepkisine "ırkçılık" demeye başlıyorlar. Karşılıklarını da alıyorlar elbet. Avrupa bağlantılı örgütler tarafından fonlanıyorlar. Şimdi gelelim nasıl iki yüzlü olduklarına..

12* Eğer kullanışlı aptal olmak yerine gerçekten sığınmacıların haklarını düşünüyor olsalardı, tedirgin topluma ırkçı diyerek hakaret etmek yerine 2016'da imzalanan AB-TR anlaşmasını eleştirmeleri gerekirdi. Çünkü bu anlaşma uluslararası hukuka aykırıdır!

13* Anlaşmanın uluslararası hukuka aykırı olduğunu ben söylemiyorum. Kimlerin söylediğine tek tek bakalım: Mesela Norveç Mülteci Konseyi, AB-TR anlaşması görüşüldüğünde bir makale yayımlıyor. Anlaşmayı sert şekilde eleştiriyor. Niye mi? Bakalım..

14* Norveç Mülteci Konseyi'ne (NRC) anlaşmayı imzalayan AB için şunları söylüyor: AB, ilkelerini göz ardı etmeye karar verdi. Anlaşma sığınma hakkı ilkesini riske atıyor. AB, sorumluluklarından kaçıyor. AB, korunmaya ihtiyacı olan insanları kaçakçıların insafına bırakıyor.

15* NRC, anlaşmaya temelde beş nedenden ötürü karşı çıkıyor. Hepsini uzun uzun anlatmak yerine özet geçeyim. NRC, tüm sığınmacıların Türkiye'de toplanmasını sağlıklı bulmuyor. Sığınmacıların paylaşılmasını ve isteyenlerin AB'ye geçebilmesi gerektiğini savunuyor.

16* NRC, anlaşma gereği AB'ye geçişler önlendiği için pek çok sığınmacının kaçak yollarla geçişe yöneldiğini, bu nedenle kaçakçılara rağbetin arttığını iddia ediyor. Ve tabi kaçak geçişler nedeniyle pek çok sığınmacının ölmesinden rahatsızlık duyuyor.

17* Mesela NRC'nin makalesinde bir sığınmacının AB'ye geçişler engellendiği için intihar etmek istediği yazılı. Siz hiç Türkiye'deki kullanışlı aptalların bunlardan bahsettiğini duydunuz mu? Duyamazsınız. Çünkü onlar Soros'un çözümünü destekliyor. Para karşılığında...

16* AB-TR anlaşmasına karşı çıkan sadece NRC mi? Hayır. Tıbbi yardım kuruluşu Sınır Tanımayan Doktorlar da (MSF) anlaşmaya sert şekilde karşı çıkıyor. MSF genel sekreteri Jerome Oberreit şöyle söylüyor: Anlaşma değerlere ve ilkelere aykırı

17* Hatta MSF işi o kadar ileri götürüyor ki, AB'yi protesto etmek için kendilerine gelen tüm fonları almayı reddediyor. MSF onurları için fonları reddediyor. Bizim kullanışlı aptallar ise fon karşılığı onurlarını satıyor. İki yüzlüler!

18* NRC ve MSF dışında başka örgütler de anlaşmayı protesto ediyor. Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR) açık şekilde anlaşmaya taraf olmadıklarını ilan ediyor.

19* Çünkü UNHCR, Türkiye'nin sığınmacılara uygun koşullar sunamayacağını düşünüyor. UNHCR sözcüsü Melissa Fleming şöyle söylüyor: UNHCR, AB-Türkiye anlaşmasına taraf değildir ve biz de geri gönderme veya tutuklama süreçlerine dahil olmayacağız.

20* Daha başka gruplar da anlamayı şiddetli şekilde eleştiriyor. Uluslararası Kurtarma Komitesi bunlardan biri. Ama uzatmaya lüzum yok. Bu örnekler meseleyi açıklamak için yeterli. Şimdi geliyoruz asıl meseleye! Bu örgütlerin anlaşmaya karşı çıkmasının asıl nedenine!

21* Bilindiği gibi Avrupa, 1951 tarihli BM Mülteci Sözleşmesi'ni kabul ediyor. Sözleşme yürürlüğe girdiğinde bazı coğrafi şartlar vardı. Yani bazı ülkeler, sadece belirli bölgelerden gelenleri mülteci statüsünde göreceğini kabul ediyordu.

22* Türkiye de bu sözleşmeyi kabul ederken sadece Avrupa'dan gelenleri mülteci olarak göreceğini şart koştu. Daha sonra 1967 protokolü ile coğrafi şartlar kaldırıldı. Fakat öncesinde coğrafi şart koşanlar istisna tutuldu.

23* Yani arkadaşlar, Türkiye sadece Avrupa'dan gelenleri mülteci kabul ediyor. Suriye'den gelenleri mülteci olarak kabul etmiyor. Suriye'den gelenlere "geçici koruma statüsü" veriliyor. Yukarıda bahsettiğim örgütler de bu yüzden AB-TR anlaşmasına karşı çıkıyor.

24* Bu örgütler de iyi biliyor ki "mülteci" statüsünün hakları oldukça geniş. Fakat "geçici koruma statüsü" kapsamı dar. Bu örgütler özetle diyor ki: Türkiye'de kalmaları halinde mülteci haklarından faydalanmayacaklar. Yani hakları kısıtlanacak. O yüzden AB'ye gelmeliler!

25* Bu örgütler, AB'nin sığınmacıları "mülteci kabul edilmeyecekleri" bir ülkede güvende olmayacaklarını düşünüyor. AB'nin buna rağmen sığınmacıları kabul etmeyerek 1951 sözleşmesini ihlal ettiğini iddia ediyorlar.

26* Hatta Uluslararası Af Örgütü Direktörü, John Dalhuisen, Türkiye'nin sığınmacıları ülkelerine geri gönderme imkanına sahip olduğunu düşünüyor. Bu nedenle tedirgin oluyor ve AB'nin sığınmacılara kucak açmasını istiyor.

27* 2006-2011 yıllarında AB'nin Türkiye Büyükelçiliğini yapan Marc Pierini açıkça "Anlaşma yasal olarak sorunlu" diyor. Çünkü sığınmacılar Türkiye'de kaldığı sürece ülkesine gönderilme ihtimali var. AB bu nedenle sığınmacıları Türkiye'de bırakamaz. Bu BM sözleşmesine aykırı.

28* Marc Pierini o kadar tepki gösteriyor ki AB'yi "çarşı diplomasisi" yapmakla suçluyor. Avrupalı Örgütler sığınmacıların ülkelerine gönderilme ihtimali için endişelenirken bizim kullanışlı aptallar ne diyor "Gönderilemezler, hukuka aykırı" İki yüzlüler!

29* Avrupalılar "Türkiye sığınmacıları Suriye'ye gönderebilir, çünkü BM sözleşmesini kısmen kabul ettiler, bu nedenle sığınmacıları Avrupa'ya kabul etmeliyiz" diye endişe ederken, Kullanışlı aptallar "Türkiye'nin sığınmacıları göndermesi hukuka aykırı" diye masal anlatıyor.

30* Eğer sığınmacıları gerçekten düşünüyor olsaydılar, yukarıda saydığım insan hakları örgütleri gibi AB-TR anlaşmasını eleştirmeleri gerekirdi, sığınmacıların AB'ye geçişlerine izin verilmesini istemeleri gerekirdi. Ama iki yüzlüler. Sığınmacıları değil parayı düşünüyorlar.

31* Sadece bu kadar mı? Hayır. Anlaşma yürürlüğe girdikten bir süre sonra Yunanistan'daki sığınmacılar Türkiye'ye gönderilmeye başlanıyor. Fakat Midilli'deki üç kişilik bağımsız temyiz mahkemesi, sığınmacıların Türkiye'ye iadesi kararını bozuyor.

32* Mahkeme, tıpkı yukarıdaki örgütlerin söylediği gibi sığınmacıların Türkiye'de mülteci statüsünde olamayacağını, eğitim, sağlık vb pek çok haktan yararlanamayacağını düşündüğü için Türkiye'ye iade edilmelerine karşı çıkıyor.

33* Mahkeme, kararında açıkça şöyle söylüyor: Türkiye'nin sağladığı geçici koruma, BM sözleşmesindeki mülteci haklarına eş değer değil! Guardian gazetesi bu kararı "anlaşma kaosa sürükleniyor" diye haber yapıyor.

34* Bu karar üzerine Uluslararası Af Örgütü Avrupa Direktör Yardımcısı Gauri van Gulik şöyle söylüyor: AB - Türkiye anlaşması ilk testinde parçalandı.

35* Bunun üzerine UNHCR anlaşmada hiçbir rol oynamama kararı alıyor. İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW) Almanya Temsilcisi Wenzel Michalski anlaşmaya şiddetle karşı çıkıyor.

36* Michalski "Türkiye'nin BM Mülteci sözleşmesine tam olarak imza atmadığı için mülteciler açısından güvenli bir ülke olmadığını her zaman söyledik" diye tepki gösteriyor. Türkiye'nin sığınmacılara uygun çalışma ve eğitim ortamı sağlama koşullarının bulunmadığını söylüyor.

37* Yani özetle insan hakları örgütleri sığınmacıların Türkiye'de mülteci statüsünde olamayacağını (yani ülkelerine gönderilebileceğini) söylüyor. AB'nin sığınmacıları böyle bir ülkeye göndererek BM sözleşmesini ihlal ettiğini anlatıyorlar. Ya bizdeki kullanışlı aptallar?

38* Bizdeki kullanışlı aptallar iki yüzlü oldukları için bunlardan bahsetmedikleri gibi utanmayıp "Uluslararası anlaşmalar var, gönderemeyiz, entegre etmek zorundayız" diyor. Bunların gerçekten sığınmacıları düşündüğüne inanıyor musunuz?

39* Avrupa'da bu olaylar olunca, Almanya'da bir kamuoyu yoklaması yapılıyor. Ankete göre Almanların üçte ikisi, sığınmacıların Türkiye'ye gönderilmesine karşı çıkıyor. Ankete katılanların yarısından çoğu AB-TR anlaşmasının iptal edilmesini istiyor.

40* İnsan Hakları İzleme Örgütü, Kasım 2016'da geniş bir rapor yayımlıyor. Raporun başlığı şu: AB Politikaları Mültecileri Riske Atıyor! Peki bizdeki kullanışlı aptallar ne yapıyor? Türkiye'de kalsın diye millete ırkçı şeklinde hakaret ediyorlar.

41* Örgütün raporunda AB açıkça suçlanıyor. Mültecilerin sorumluluğunu paylaşmak yerine para karşılığında başka ülkelere gönderildiklerini söylüyorlar. AB-TR anlaşmasının kusurları nedeniyle "ölümcül" olduğunu bile yazmışlar.

42* Raporda, AB'nin mültecileri kabul etmek yerine "güvenli üçüncü bölgelere" ve "ilk güvenli sığınma bölgesine" gönderdiğini, bunun 1951 BM Mülteci Sözleşmesi'ne aykırı olduğu, çünkü gönderilen ülkede mülteci hakları kabul edilmediği yazılı.

43* Rapor, sığınmacıların Türkiye'ye zorunlu şekilde tutulmasının hukuka aykırı olduğunu düşünüyor. Rapora göre Türkiye'de bulunan sığınmacıların mülteci hakları yok. Yani başvuru yapmaları halinde Avrupa'ya kabul edilmek zorundalar.

44* İşte, meselenin özeti böyle. İnsan hakları örgütleri, hem anlaşmaya karşı çıkıyor hem Türkiye'nin sığınmacıları geri gönderebileceğini kabul ediyor hem de Avrupa'nın mülteci haklarını yok ettiğini ilan ediyor. Peki ya bizim kullanışlı aptallar? Onlar paralarını sayıyor.

45* Şimdi soralım: İnsan hakları örgütleri böyle itiraz ederken ülkemizdeki sözde hümanistler neden hiç bu itirazları yapmıyor da sığınmacıların ülkede kalabilmesi için yalanlar söylüyor? Gerçeği bilmeyecek kadar cahil oldukları için mi?

46* Aslında pek çoğu gerçekten cahil. Çünkü ne araştırma yapıyorlar, ne üzerine konuştukları konuları inceliyorlar. Bir kısmı aldığı paraya bakıyor. Bir kısmı da modaya uyup onlar gibi konuştuğunda hümanist olduğunu düşünüyor. Kolaya kaçıyor.

47* Fakat bana göre kullanışlı aptalların bazıları, tüm bu gerçekleri bilmesine rağmen bilerek ve isteyerek yalan söylüyor. Çünkü sığınmacıların ülkede kalması halinde başka şeyler olacağının farkındalar. O yüzden entegrasyon diye bağırıp duruyorlar.

48* Sürekli entegrasyon diyorlar. Çünkü sığınmacıların geri dönmesini istemiyorlar. Türkiye'de kalmaları alında demografik yapının bozulacağının farkındalar. Sığınmacılar kalırsa, Türkiye'nin yola üniter yapıyla devam edemeyeceğinin farkındalar.

49* Türkiye'nin üniter yapısı değiştiğinde, yerel yönetimlerin güçlenmesini, adem-i merkeziyetçiliğin kabul edilmesini isteyecekler. Yani kısaca özerklik... Özyönetim... Tıpkı PKK'nın istediği gibi. Bana göre asıl amaç budur.

50* Son olarak bir soruyla bilgiseli bitireceğim. Arif olan anlar... IŞİD'in kalesi Rakka düştüğünde, PYD onlarla gizli bir anlaşma imzaladı ve binlerce militanın şehirden kaçmasını kabul etti. Neden?

Sığınmacılar, kullanışlı aptalların umurunda değil. Hümanist değiller. Para karşılığı konuşan iki yüzlüler. Onları tanıyın. Bilgisel sona ermiştir. Okuduğunuz için teşekkür ederim. Patreon hesabımda desteklerinizi beklerim.

Kaynaklar: 1- 2- 3- 4- 5- 6- 7- 8- 9-


Follow us on Twitter

to be informed of the latest developments and updates!


You can easily use to @tivitikothread bot for create more readable thread!
Donate 💲

You can keep this app free of charge by supporting 😊

for server charges...