Behcet Ertuğrul

Behcet Ertuğrul

22-09-2020

07:19

ILIMLI İSLAM ve DİNLER ARASI DİYALOG 1-Hıristiyan âleminde iki önemli kilise kavramı vardır. Bir tanesi bildiğimiz kiliseler, ikincisi “Invisible Church” dediğimiz göze gözükmeyen kilisedir. Yani somut ve mevcut bir dünya olarak göremediğimiz bir türden kilise var.

2- Protestanlar tarafından kurulmuş olan bu kilise der ki; Şahısların Müslümanlıktan Hıristiyanlığa geçmesi gerekmez. Oldukları yerde oldukları gibi kalsınlar. Ama bizim istediğimiz gibi düşünsünler.

3- Yani Müslüman gibi düşünemesin, Hıristiyan gibi düşünsün ancak Müslüman gibi yaşadığına inansın, özetle “BİZE UYSUNLAR”.  İstedikleri müslümanların ılımlı olması.

4- Ilımlı İslam Haçlıların Siyonist işbirliği ile İslamı pasifize etmek Hıristiyanlaştırmak planının önemli bir bölümünü teşkil eder. “Dinler Arası Diyalog” yutturmacası altında Ilımlı İslam planı yatmaktadır

5- Dinler Arası Diyalog faaliyetleri, kilise şartları çerçevesinde misyoner ve İncil’i öğreten, İnvisible Church cemaati organizasyonuyla yaptırılmaktadır. Haçlıların bütün amaçları, üzerinde taşıdığı şeyleri yani Hz. İsa’nın sevgisini ve İsa’nın sözlerini nakletmeye yöneliktir

6- Bu nedenle Dinler Arası Diyalog ve onun Müslüman dünyası içerisindeki “Truva Atı”olan Ilımlı İslam da, Kilisenin İncil’i yayma amaçlı misyonunun çerçevesi içinde yer alır.Bunların derdi Müslüman Camianın Kur’an mümini olmasını engellemek ve ehli haç pazarına malzeme üretmektir

7- 200 yıldan bu yana Papalık Ortadoğu ve Asya’da misyoner faaliyetler yürütmeyi Redemptoris Mission – Kurtarıcı Misyon olarak görmektedir.

8- Papaz Maurizio Garzoni 1768 yılında Papalık tarafından Diyarbakır’a gönderilmiş ve tam 18 sene burada yaşamış ve 1787 de, tarihte ilk olarak Roma’da İtalyanca Kürt Dili ve Grameri adlı kitabı yazmıştır. Kürtçülük, Vatikan’ın talimatıyla o zamandan beri başımızın belasıdır.

9- II. Vatikan Konsili’nin Ad Gentes – Kilisenin misyonerlik hakkındaki Konsil kararının ikinci bölümünde diyalogun misyonerlik olduğu açıkça belirtiliyor. Kararı özetleyen iki Cizvit papaz J. Neuner ve J. Dupuis şöyle diyorlar:

10- “İkinci bölüm misyonerlik çalışmasıyla ilgilidir. (10-18. cümleler) Bir yandan diyalog (11) ve yardım (charity) sunumu vasıtasıyla (12), diğer yandan da İncil’i vaaz etme aracılığıyla Tanrı’nın halkını bir araya getiren incilleştirmeyi (13-14)

11- Hıristiyan şehadeti ile sentezlemeyi amaçlamaktır. Zaten misyonerlik vasıtası olan birincisi (diyalog), ikincisine (İncilleştirmeye) götürür“.

12- Zamanla “Kurtarıcı Misyon” geliştirilmiş ve 1991 yılında Papa 2. Paul’ün yayınladığı bir genelge ile son şeklini almıştır. Genelge aynen şu ifadeyi içermektedir; “Dinler Arası Diyalog, Kilisenin bütün insanları Kilise’ye döndürme misyonunun bir parçasıdır.

13- Bu misyon aslında Mesih’i ve İncil’i bilmeyenlere ve diğer dinlere mensup olanlara yöneliktir…”

14- Kilisenin yayın organı “Bulletin” de Pietre Rossano imzalı yazıda; “Diyalogdan söz ettiğimizde, açıktır ki bu faaliyeti, Kilise şartları çerçevesinde misyoner ve İncil’i öğreten bir cemaat olarak yapıyoruz.

15- Kilisenin bütün faaliyetleri, üzerinde taşıdığı şeyleri yani Mesih’in sevgisini ve Mesih’in sözlerini nakletmeye yöneliktir. Bu sebeple diyalog, Kilisenin İncili yayma misyonu çerçevesinde yer alır..”

16- Hıristiyan olmayanlar sekreteryasının başkanı Kardinal Francis Arinze; “Papa 6. Paul’un vizyonu gerçekleşmektedir. Çünkü dinlerarası diyalog, Kilise misyonunun normal bir parçası olarak görülmektedir..”  (Bulletin, 59/XX-2,1985,124)

17- Aslında Diyalog masaldan başka birşey değil. Hıristiyan dünyası bir taraftan Diyalog derken diğer taraftan sınır tanımadan insan­lığa karşı kışkırtıcı yayınlar yapmakta ve baş düşman ilan ettik­leri İslamiyet’i yeryüzünden sileceklerini bağıra çağıra haykırmaktadırlar.

18- Mesela 2002′de yayınlanan “War on Terror/Unfolding Bible Prophecy” yazarı, Grant R. Jeffrey adlı bir Evanjelist pa­paz kitapta bakın neler yazmış:

19- “Bu kitabı yazmaktaki amacım, yakında dönecek olan İsa Mesih’in Ortadoğu ile ilgili kehanetlerinin bizim neslimizin döneminde gerçekleşeceğini göstermektir. Korkunç İslami terö­rün (terrible İslamic terrorist attacks) saldırıları konusunda siz­leri bilgilendirmektir.

20- Tüm Batı dünyasının Hıristiyanlarını, İs­rail’in Yahudilerini ve yumuşak başlı ve bizimle uyumlu Müs­lüman hükümetleri yok etmeyi planlamış olan İslamcı terörist­lere karşı topyekûn bir savaş başlatmalıyız.

21- Kutsal Kitap’ta yaz­dığına göre (Jev. 50-51) Babil (bugünkü Bağdat) en kısa zaman­da yerle bir edilecektir. Bu kehanet çok yakında gerçekleşebi­lir.”

22- Yıllardır ABD’de 107 dekarlık bir  çiftlikte, 7 adet villada, yüzlerce müridiyle,  CIA korumasında  “Çan sesini, ezan sesine”  tercih ederek mutlu bir şekilde yaşayan Fethullah Gülen ;

22- Üç dinin Mısır-Sina’da, Kudüs’te ve Mekke-Medine’de doğduğu yerlerin ve halklarının temsilciliğini üstlenmeyi, Papalık Konseyi’nin Dinlerarası Diyalog misyonunun bir parçası olmayı, buna hizmet etmeyi Papa’dan bakın nasıl talep etmiş:

23- “Pek muhterem Papa cenapları, Üç büyük dinin doğum yeri olarak bilinen toprakların dünyayı daha iyi yaşanabilir bir mekan kılma yolundaki kutsal misyonumuzu tam manasıyla bilen halkından size en içten selamlar getirdik….

24- Papa 6. Paul cenapları tarafından başlatılan ve devam etmekte olan Dinlerarası Diyalog İçin Papalık Konseyi (PCID) misyonununbir parçası olmak üzere burada bulunuyoruz.

25- Bu misyonun tahakkuk edişini görmeyi arzu ediyoruz. En aciz bir şekilde hatta biraz cüretle, bu pek kıymetli hizmetinizi icra etme yolunda en mütevazi yardımlarımızı sunmak için size geldik.

26- ” (Fethullah Gülen’in ( Fetö) Papa’ya 9.2.1998 tarihli mektubundan. Zaman, “Dünya Barışı İçin” adlı M. Erişen ve M. Ermek’in haberi, 10 Şubat 1998)

27- II. Vatikan Konsili’nin Misyonerlikle ilgili Ad Gentes Divinitus adlı kararında misyon şöyle tanımlanıyor:

28- “Kilise tarafından gönderilen İncil öğreticilerinin yükümlülükleri ve bütün dünyaya giderek İncil’i vaaz etme vazifesini yüklenerek henüz Mesih’e inanmamış halklar arasında Kilise’yi yerleştirmeleri, genel olarak misyon diye adlandırılır.”

29- Washington’daki  Ortadoğu Medya Araştırma Enstitüsü (MEMRI)  Türkiye uzmanı Rachel Sharon-Krespin  tarafından kaleme alınan

30- “Fethullah Gülen’in ( Fetö )Büyük İhtirası” başlıklı makalede Gülen hareketinin (Fetö)Türkiye’de polis gücü, ordu ve yargı kurumlarına sızdığı ve AKP ile birlikte Türk toplumunu Ilımlı İslamlaştırmaya çalıştıkları analizine yer verildi.

31- Makalede AKP’nin ve cemaatin  “bürokrasiyi ele geçirerek Türkiye’nin temel kimliğini değiştirdiği” ifade edilerek “Türkiye artık AKP’nin 2002 de devraldığı  laik ve demokratik ülke değil” deniliyor…

32-Aynı makalede “Bugün, Gülen ve taraftarları yalnızca hükümeti etkilemeyi değil aynı zamanda hükümetin kendisi olmaya çalışıyorlar” ifadeleri kullanılıyor. 12 Haziran seçimleri bu görüşü doğrulamış, yeni kabineye girecek Fethullahçı Bakanlar önceden belirlenmişti.

33- Gülen’in medya, bürokrasi, üniversite, yargı, güvenlik ve istihbarat kurumları, iş dernekleri, sendikalar, sivil toplum  örgütleri arasında yandaşları bulunduğu ve  daha önce hiç kimsenin

34- Türk Toplumunu bu denli temelinden değiştirmeyi hedefleyen bir hareket başlatmadığı da ifade ediliyor.

35- Fetullah Gülen'in Papa'ya gönderdiği yazıda şu ifadeler dikkat çekiyor. "Semavi dinlerle başlayarak Musevilik gibi, Hıristiyanlık gibi, Müslümanlık gibi…

36- Bunlar 3 büyük din olarak sayılıyor. Gerçi Budizmde de var. Bir ahlak dini o. Şimdilerde semavi dinler olarak bilinenler bu dinler. Bunlar arasında bir uzlaşma başlatılırsa merkez de böyle başlamış olur.

37- Bu daha da geniş bir açı şeklinde kendisini hissettirebilir zannediyorum. Bu işin içine Budizm de girebilir, Brahmanizm de girebilir hatta ateistler de girebilirler. Tarihten kalma Anemistler de girebilirler. Önemli olan esas böyle bir açılımı gerçekleştirmektir.

38- Bunu siz ilk adım sayabilirsiniz, ilk basamağı sayabilirsiniz. Merkezde böyle küçük bir açı küçük görünebilir fakat vaat ettiği şeyler itibariyle muhit hattında kocaman bir açı haline gelebilir. Ben öyle bir açı haline geleceğini inanıyorum.“

39- Bu yeni oluşum için niçin Hıristiyanlık kullanılmaktadır? Ortaçağ’da kilisenin konumlandığı pozisyonu incelediğimizde, bugün ortaya çıkarılmaya çalışılan “Din Muhalefetinin”  de kökünü oluşturan süreci  yarattığını görürüz.

40- Kilise, feodal ağalık ile işbirliği içerisinde; sömürü ve zulmün bayraktarlığını yapmıştır. Ayrıca İslam’ın ve Kuran’ın reddettiği “Ruhban Sınıfını” dayatmak suretiyle “sınıflı ve kategorik toplum” düşüncesinin yaygınlaşmasında etkin rol oynamıştır.

41- Hıristiyanlık, kapitalizmin reel politikalarına icazet veren, en ileri bir afyon dindir. Küresel Çete, işte bu yüzden kendisine muhalif olabilecek dinleri, başta İslam olmak üzere bu kazanda kaynatıp, eritmek istemektedir.

42- Saray yavrusu evlerde oturan, Holding sahibi, zırhlı arabalarda dolaşan, Bankaları, Medya kuruluşları, özel kasabaları olan tarikat,  cemaat liderleri ve din tüccarları  bunun için AKP’yi destekliyor.

43- Küresel sermayenin çoğunluğunu kontrol eden bu çetenin, İslam gibi bir tehlikeyi (!) bertaraf etmek için, kendisiyle çelişmeyen, aksine kendilerine onay veren “Şirk Dinciklerinin” kazanında İslam’ı eritme gayesi, onlar için  normal ve anlaşılabilir bir gayedir.

44- Peki bizler, dinimiz İslam’ın bazılarının zenginleşmesi, iktidarlarını sürdürmeleri ve Allah’ı kandırmak için kullanıldığını anlayabiliyor muyuz? Bu alçakça kötülüğü yapanları tanıyor muyuz?… İşte “Dinler Arası Diyalog” düşüncesinin ekonomi-politik analizi budur.


Follow us on Twitter

to be informed of the latest developments and updates!


You can easily use to @tivitikothread bot for create more readable thread!
Donate 💲

You can keep this app free of charge by supporting 😊

for server charges...