Ahmet Yozgat

Ahmet Yozgat

05-10-2020

07:37

Pandora’nın Kafkasya'dan Açılan Kutusu… Türkmen Delileri, Baycan Sahnesinde! KARABAĞ SAVAŞININ DEŞİFRESİ Ahmet YOZGAT 1. Bugün, #5 Ekim 2020 #pazartesi…Yine günahsız ve bereketli bir gün dileğimizle Milletimizi Selamlıyoruz. #Derindunya #ahmetyozgat #MilliHesaplarBurada

2. 2020’nin Eylül Ayı bitti…Zaten sıcaktı Temmuz’dan beri Kafkasya… Malum nedenle “İyice ısındı!” demeyeceğiz; birdenbire alev aldı. #MilliHesaplarYanyana #MilliHesaplarYanyanaBiz #MilliHesaplarBuradaDerindunya #DevletimizinYanındayız #HaddiniziBileceksiniz #Aleyküm Selam

3. Konuya, üç mesajı girizgah yaparak başlayalım diyoruz. Bunlardan biri; Derindunyalı Dostumuz, Doktorumuz Sevgili Ahmet Bozyiğit’e ait…

4. Diyor ki Bozyiğit: "Özgür Suriye Ordusundan bir grup, Azerbaycan'a; PKK-PYD'den bir grup ise Ermenistan'a yardım etmek üzere, bölgeye hareket etmiş ya da ulaşmış deniyor. Türkiye 'de kim ÖSO'ya karşı, kim PKK/PYD'nin yanında; bir bakın lütfen!

5. Aslında, ülkede ve dünyada artık saflar çok netleşmiş vaziyette! Bu arada, birşey daha var: Azerbeycan'dan görüştüğüm arkadaşlar; 3-4 Yıldır Fetö'nün, ülkede fitne ve kaos için çalıştığını söylemişti. Bunu da bir kenara yazmak lazım...

6. Yani sonuç şu: Türkiye neyi yaşadı ve yaşıyorsa Azerbaycan da aynı şeyi yaşıyor ve yaşayacak. Hak-Batıl, Hanif-Saabi-Pagan Mücadelesi burada da aynı, orada da..."

7. İkinci mesaj da Derindunya Akademi Yazarlarından, Kardeşimiz Sevgili Recep Özbay’ın… Diyor ki Recep: "Ermenistan; durduk yerde, aniden vuruyor. Sonrasında sert bir cevap alınca da Rusya; hemen, ‘Ateşkes görüşmeleri devam etsin!’ diyerek; ............

8. ‘Tavşana kaç, tazıya tut!’ misali ortamı yönetmeye çalışıyor. Aslında Rusya; İpekyolu güzergahına Ermenistan üzerinden müdahil olup değerli konumda olmak/kalmak istiyor Akdeniz’de dışlanan Rusya, Kafkaslarda gücünü göstermek istiyor.

9. Bu arada; Galler Masasına da mesaj gönderiyor: ‘Beni, kenarda unutmayın!’ anlamında… Böyle mi okumak lazım vaziyeti Ahmet abi?"

10. Sevgili Fatih İkiz de özelden yolladığı mesajında, gerçekten özel bir haberi veriyor ve soruyor: "Ahmet abi… Bu Kazakistanlılar; zamanında, Moğol Ordusunun yüzde yetmişiydiler. Şimdi de pek değişmişe benzemiyor gibiler.

11. Geçen hafta, binalarına Ermeni bayrağı yansıtıp ‘Ermeni Günü’nü kutladılar; şimdi de ‘Ateşkes yapın!’ diyorlar. Bunlar, ırkına karşı, hep böyle hain miydiler? Abi, nasıl Türk bunlar?" ***

12. Mesajların ardından, şimdi geçelim konuya ve bir sual ile başlayalım: 2020 Eylül Ayının son haftasında; Tovuz Saldırısından, iki buçuk ay sonra Ermenistan'ın, ............

13. Azerbaycan'a; kuzey cepheden yaptığı saldırı ile başlayan Ermeni-Baycanlı Karabağ Savaşı, bir Türk Rus Savaşı'na dönüşebilir mi? Bu sualin cevabını sona bırakmadan, peşinen söyleyelim: "Hayır dönüşmez!" Diyelim.

14. Ve devam edelim… 20. ve 21. Yüzyıl arası Katastrofunda, dünyanın Ekabirleri arasındaki mücadele, bir savaşa evrilemedi/evrilemedi. Galiba; 2025’e dört kala da dönüşmeye/evrilmeye de zaman müsait değil artık zaten niyet ve iştah da yok. Galiba, tek iştahlı Türkler...

15. Yo , Türkiye de değil; Ankara sadece, “İştahsız Dünya”nın bu zaafiyetine oynuyor ve kazanıyor. İşin sırrı bu!

16. Bu işte baştan beri; Mücadele'deki sıcak ilişkide anahtar kelime vekaletti. Bu yüzden; Vekalet Savaşları şeklinede meydana gelen sıcak atmosferin özneleri; 1975’ten itibaren kısmen, 2001'den beri de aktif olarak Teröristlerdi bilindiği gibi.

17. 2020'den itibaren bu “Kirli Vekalet” kesmiyor; Konsept değişcek artık! “Vekil Terörizm”im yerine, yeni bir ve Kültürü oluşturuldu: “Edilgen Vassal Devletler”i Vekaletlerin nesneleri olarak senaryodaki yerlerini almaya başladılar.

18. Bunlardan belli başlılarını sayalım hemen: BAE yani Emirlikler, Ermenistan, Belarus, Ukrayna ve Gürcistan. Siz bunlara Azerbaycan’ı da katın! Ve devamla diyelim ki Yunanistan, Kıbrıs Rum Kesimi, Suriye Rejimi hatta Suudiler, Bahreyn Yemen, Libya vesaire de var listede...

19. Artık savaşın ateşi, bu ülkelerde hazırlanıyor ve “Ekabirlerin Savaş Şovu” sahne alıyor Dünya Kamuoyunun gözü önünde. Durum bu!

20. O halde,bu durumun mühim sorusu da şu: Peki, ne zamana kadar dersiniz? Efendim deriz ki…Katastrofun sonuna yani 2023'e sıcaklık biter; olmadı, 2025’e kadar gidebilir. Yani bu aralıkta, bir üçüncü aşama yok. Veya planlamada “Devlerarası Asillerin Savaşı” bulunmamakta diyoruz.

21. Zira bu bir tiyatro ve tiyatroda, sadece Figüranlar yani Teröristler ve Figüran Devletler, gerçek tabanca kullanmaktalar.

22. Diğerleri ise kurusıkı! Diyelim ve “Kafkas Sorunu”na geçmeden, şuradan devam edelim: Geçen yüzyılın 1. ve 2. Dünya Savaşları ve tabii ki Soğuk Savaş devresinin “Ekabir Devletler”i belliydi. Ama bunların arasında, Türkiye yoktu.

23. 15 Temmuz'dan ve 2020 Pandemisinden beri Türkler de “Büyük Devlet” katmanına sıçramış oldular. Bu gerçeği, herkes kabullendi sonunda. Kabulde zorlananlar da "Kafkasya Savaş Oyunu"ndan sonra ikna olacak!

24. Dedik ya Büyük Güçlerin, bu Katastrofta, vekilleri vardı. Önce Terör Örgütleri şimdilerde de Küçük Ebatlı Devletler şeklinde vekiller... Bu itibarla 1975'ten 1993'ten 2001'den beri Büyükler; birer “Kapıkulu Terör Örgütü” besliyorlardı.

25. Şimdilerde ise birer “Vassal Devlet” besleme dönemi ve gerektiğinde de onları vuruşturma devresi modasına geçtiler. Geçtiler de…

26. Fakat bu durakta, usule dair bir sorun var. Neymiş o, bir bakalım. “Dev Devletler Katmanı”nda yer alan herkes, dünya sahnesinde yaşananların kendi senaryolarının birer parçası olduğunu biliyor ve biz de onların Total olarak 5 adet olduğunu haberdarız…

27. Bu 5'linin de Dünyadan büyük olduğuna kaniler kendileri. Yani şu, ünlü BMGK/Birleşmiş Milletler Konseyi... Bunlar malum: ABD, İngiltere, Fransa, Rusya ve Çin…

28. Kısa bir aralık verelim: 1991 ve 94 arasında, Stalin’in, Karabağ’a verdiği özerkliği kaldıran Azerbaycan ile duruma itiraz eden Ermenistan arasında savaş patlak verdi. Savaşarak geçen dört yılın ardından, ateşkes ilan edildi.

29. Ve Belarus’un Başkentinde toplanan ve bu yüzden “Minsk Grubu” adını alan “Beşli Konsey”den üç üye, Karabağ Sorununu çözme görevini üslendi. 30 Yıllık sorun, “Minsk Süreci”ne takıldı kaldı o günden beri. Çözüleceği yok, çözülsün diyen de yok.

30. İşin peşindekiler sadece Baycan ve Türkiye… İran bile kördüğüm, çözülmesin diye, gizli-açık körüklemekte Kafkas Ateşini. Burada soru şu: Minsk Grubunu teşkil eden ABD, Fransa ve Rusya… Peki, bunlar, bugünkü savaşın arkasında ve hatta içinde mi?

31. Ya da şöyle izah edelim: Fransa, Rusya, İran, Ermenistan, Azerbaycan ve Türkiye… Kim bunlar ve ilişkileri nasıl şekillendi zamanalar içinde ve de nasıl oldu da Kafkas Sorununda aynı kadrajda buluştular? Asıl konumuz bu…

32. Şimdi, kaldığımız, üst paragraftan devam edebiliriz artık. Ne demiştik: Zaten, 2.Dünya Savaşından beri yaşananlara müdahale konusunda, Birleşmiş Milletlerin “Beşli Çete”sinin, keyfi devranlarının sürdürülmesi hususunda, mutabakatları vardı; hala var.

33. Lakin son yirmi yıl içerisinde yaptığı ataklarla “Büyük Devletler Ligi”ne katılan Türkiye, buna karşı çıkmakta. Bu bir...

34. Aynı Türkiye'nin karşı olduğu ikinci husus ise: Bir tiyatro sahnesi kurup Dünya Mazlumlarını vekalet tayin ederek; accayip bir “Yalancıktan Ölüm Oyunu”nun “Sahici Ölüm Oyuncuları” şeklinde kırdırılmasına da şiddetle karşılar, Türkmenler ve Türkiye.

35. Yani“Teatral Ölüm Senaryoları”ve“Kırım Planları”na karşı bir duruş sergileye geliyor ve de bu duruşundan asla caymak niyetinde de değil Ankara. Yani Türkmenler, Zalimler arasında ama Zalim değil; mazlumların “Deliler/Delular Gücü” olmak gibi bir kahramanlığa soyunmuş durumda.

36. Ee, ne olacak şimdi bu Türklerin hali? Terbiye edileceklerdi tabii! İşte, bunun için “Deli/Delu” namzedi Türkiye'yi, İran'la terbiye etmeyi denediler geçen asrın son çeyreğinde.

37. Bu gibi işlerde Fransa; kendinin, “Delu Aslan Terbiyecisi” olduğunu zannediyor ya... Serde şövalyelik var çünkü öyle sanması da gayet doğal.

38. Bir başka hususiyeti daha var Fransa’nın... Neymiş? Ta, Haçlı Seferlerinden itibaren, İslam Dünyasının kılcal damarlarına sızmış olan bir Fransa vardı. Her ne kadar bilinmese de hala var...

39. Nice zamandan beri; bugünlerde olduğu gibi “Doğu Dünya”da pek fark edilmese de Fransız Kriptosu Tapınak Şövalyeleri, saklı varlığını koruya geldi. Bu sebeple ayan beyan, görünür şekilde bir Fransız Ekolü yok İslam coğrafyasında. Fakat siz, öyle zannetmeyin yine de.

40. Hani zaman zaman, İmam Humeyni’nin İran'ınnın kurucu cücüğü Paris tir!” diyoruz ya. İşte, öyle bir etki Mösyö Şövalyeninki: Var ama yok gibi…

41. Sadece, İran Cumhuriyeti’nin bedeninde mi saklı Şövalye Ruhu? Yo! İran Batıniliğinin de ciddi bir Fransız Sızıntısı tarafından etkilendiği/dönüştürüldü, erbabı tarafından biliniyor.

42. Hatta daha dün yazdık/konuştuk, Tapınak Şövalyelerindeki Hasan Sabbah etkisini. Unuttunuz mu? Günümüz Sabbahiye İsmaililiği de yani Ağahanlar Tarikatı da Paris ile sıkı fıkı dense gerek! (Konuyu, ayrıca yazabiliriz.)

43. Sabbah’ın Mısır Nizariliği diye de bilinen İsmaili Batıniliği; Moğol İstilasında, Alamut'un yıkılmasıyla birlikte, yok olmadı. Doğal olarak; İran, “12 İmam Mezhebi”nin içine sızdı. Ve bir bakıma “Caferi Tasavvuf”unu oluşturmuş oldu.

44. Operasyon durmadı ve devam etti: Batınik Caferi Akıl, Sünni Orijinli Erdebil Tekkesine sızdı ve onu dönüştürdü bu sefer de. Ve Sünni Tekke, Şii Safevi Batıniliğine evrildi ve böylece Şah İsmail Devleti kuruldu.

45. Bu yüzden; 1501 Yılında, “Büyük Türkmen Kütlesi” ortasından ikiye ayrılmış oldu. Ayrılan Türkmenler değildi, sönen “Hanif Ruh”tu esasında. Ruhu sönenlerin Safevi Devleti de ikiye bölünen Türkmenleri düşmanlaştırma görevini üslendi.

46. 1735’e kadar Osmanlı Türkmenleri'nin başkalaşmasını körükleye körükle'ye kardeş kavgası yaptı. Osmanlı da buna çanak tuttu. Yani İstanbul “Devşirme Ekolü” de yangına benzin döktü de döktü ve kendi tarafındaki “Ruh”u söndürdü.

47. İşte, Hanif Türkmen toplamı üzerinde oynanan “Büyük Operasyon” bu. Ortasından ikiye yarılan Türkmenlik: Şii Türkmen, Sünni Türkmen... Ya da "İki Düşman Türkmen" resmi...

48. Tamam da abi, bu“Büyük Operasyon”un tohumu kimdi/neydi? Söyleyelim:İran Tarihinin en derin plancısı “Şuubiye Tarikat”ıydı, karanlıktaki tohum. Daha önceki söylemlerimizden hatırlayacağınız gibi…Yani “Derin İran”ının“Mecusi Ateşçileri” diyebiliriz onlara. Peki, onlar da kim?

49. Yani onlar derken; Tapınak Şövalyelerinin, en Arkaik Müttefiki olduğunu zannettiğimiz, “Mavi Kanlı, Aryan Perso-Sasani Mecusi Ateşgidi”lerinden söz ediyoruz.

50. O Ateşgidi Parsler de “Batınik Mani Sabiliği” öğretisini kullanarak; Hasan Sabbah’tan başlayıp Fransız Kripto Tapınakçılarından, İllimünati'ye kadar tüm Ezoterik oluşumlarda dahi rol aldılar.

51. Yani “Bavyera Tapınakçıları”nın köklendirici saksısı da “İskoç Kadoş Tapınakçıları”nın da Amerikan Binyılcılığının da bahçıvanı onlar oldular. İşte, böyle bir Aryan-Fransız etkisinden söz ediyoruz.

52. Ve tabii buraya, yani İran Siyasasına Vatikan etkisini de ekleyerek çemberi genişletiyoruz. O Vatikan ki...

53. Daha dün yazdık: O Vatikan, Papalarını dahi Tapınakçıların koruduğu bir merkezdi ve Osmanlı İran mücadelesinde hep Şiilerin koruyucu meleği oldu. Ta, Pandemiye kadar bu usulde geldi.

54. “Müslim Bölge”sindeki, Fransız Ekolü etkisi, İran'la olan irtibatı sebebiyle coğrafyadaki tüm Şia oluşumlarında hissedildi ve “Şövalye Ruhu” da “Şia Ruhu”na sızmaktan geri durmadı da deniliyor: Mesela Nuseyriler de, Dürziler de sızıntıdan kurtulamadı...

55. Lübnan’ın ortağı olan Arap Maruni Hristiyanlığı da onların eseri, Lübnan devleti de Suriye de… Ankara, zor kurtardı Hatay'ı.

56. Kısaca; Tarihi süreç içerisinde; Arkaik Pers Aryanlarını, önce Fransızlar, sonra İngiliz ve Almanlar ve devamında Amerikan Sağcıları ve Solcuları ortak kullanmaktan çekinmediler.

57. Son dönemde ise Fransızlar ve devamındaki Bavyera, “Bizim Dünya”nın aykırılarıyla yani Şiilerle irtibatlı olageldi. Bu nedenle Suriye’yi bir “Şii Nusayri Devleti”ne dönüştüren ve Esedileri, İran'a bağlayan da Mösyö'nün ta kendisiydi. Diyelim ...........

58. .......... ve araya; şu Güncel bilgiyi de girelim: Bu metni oluştururken; Fransız Cumhurbaşkanı Macron’un şu açıklaması düştü ajanslara... Beyrut Patlamasından sonra “Lübnan Siyasetçilerinin İhaneti”ni deftere yazdım.” dedi Mösyö ............

59. ......... ve onların ülkeyi, yabancı güçlere açtıklarını ekledi: Yabancı güç dediği İran Hizbullahçıları değil ha, Türkiye… Sonra Beyrut’a bir “Başbakan atadı Mösyö Şövalye” ama o da sap gibi kaldı orta yerde… Deyip devam edelim kaldığımız noktadan.

60. Ve en son dedik ki: Humeyni Siyasasını kuran da Paris... Peki, Türkiye üzerinde bir etki sızıntısı yapabildi mi bu maharetli Mösyö? Yapmadı zannediyorsunuz, değil mi?

61. Tabii ki yaptığ! 1. Dünya Savaşı sonunda; Osmanlı'nın yıkılışına ortaktı Fransızlar. Sykes-Picot’un Picot’su da Fransa adına haritaları cetvelleyen Parisliydi. Yani 1.Savaşın sonunda kurulan “Dünya Siyasal Hukuku”nun “Üç Atlısı”nın ikincisi Hard Laik, Jakoben Şövalyelerdi.

62. Tabii ki birinci süvari ingilizdi. Üçüncüsü ise İtalyan… Fakat Romalı Biraderi, adam yerine koymadı, İngilizler ve Fransızlar. Dolayısıyla Cumhuriyet Dönemi Türkiye'sinin Siyasal Sistematiği diyebileceğimiz her “10 Yılda Bir Darbe Kuralı”nın ikinci sahibi de Paris oldu.

63. Ve Cumhuriyetin; “Atatürk 10 Yılı”ndan yani 1932-33’den sonra idareyi, İngiliz'den alan, Fransa adına “Mösyönün Şahsi Locası” diyebileceğimiz, “Grand Orient/Büyük Doğu Mahveli”nin Fransız Ekolü Tanrıtanımaz Masonlarıydı.

64. Ve 1938’in, 9 Kasım’ına kadar ülkeyi yöneten Fransız Masonları; Devletin Seküler yapısını, “Hard Laisizm”e dönüştürdü ve de “İslami Hayat”a karşı amansız bir savaş açtılar.

65. Yani sanıldığının aksine “Laik Türkiye” Fransız Ateist Masonlarının, Sosyal Mühendisliği olarak hayata geçti; Atatürk'ün ve İngilizlerin eseri değildi doğrudan doğruya.

66. 11 Kasım 1938'de, bir “Sessiz Darbe”yle Devlete el koyan “İkinci Adam” ise “Alman Nazi Ekolü” adına yapmıştı bu hamlesini yani Alman Tapınakçılarının etkisiyle. Darbesi, başarılı oldu. Ve 2. Dünya Savaşı geldi, hemen arkasından.

67. Bu savaşla birlikte ortaya çıkan, “Amerikan Binyılcılık”ı yani “Kadoş İskoç Tapınakçılığı” 1945’te tüm dünyaya el koyunca; “Türkiye Siyasal Sistematiği”ndeki İtalyan Ekolü gibi Fransız Ekolü de kapı dışarı edildi.

68. Bu yüzden; Paris, 1970'lere kadar, Türkiye'nin semtine uğrayamadı/uğratılmadı. Ancak 70'lerin kanlı yıllarında; Patenti kendisine ait olan “Sağcılık ve Solculuk Fikriyatı” ile Teorik bir dönüş yaptı.

69. 80 Darbesinden sonra, Kürtçülük Hareketine yuvalandığını gördük Paris'in. Hatırlayın, Solcu Fransız Cumhurbaşkanı Mitterand’ı ve onun karısını... Paris-Diyarbakır arasında, hava köprü kurmuştu sanki kadın.

70. “Fransızlar; Kürtçülük Hareketi içerisinde yuvalandı!” dedik de… Daha doğrusu; 70'li Yıllarda, Türkiye Politiğinde olabilmek için “Ermeni Kartı”nı kullanmaya başlamıştı Fransa.

71. Zira Osmanlı'nın yıkılışı sırasında; Maraş'ı işgal ettiğinde de bölgedeki “Zeytin Ermenileri”ni Paris'e bağlayarak yapmıştı yapacağını. İşte; o bağ, hiç kopmadı.

72. Ve 70'li Yıllar geldiğinde; “Asala Terör Örgütü”nün belki kurulmasında değil ama yönetimine, sızmak ve harekata katılmak istedi diyebiliriz Paris Şövalyeleri için. Asala’nın kurucuları, Amerikan Binyılcılarıydı.

73. Ama kendi Ermenileriyle Asala'ya sızan ve yapıyı, kendine bağlamayı düşünen Paris, bu hamlesinde kısmi bir başarı da sağlamış olmalı ki... Bu sebeple Amerikan Ekolü Ermenilerle Fransız Ekolü Ermeniler arasında hoşnutsuzluk yaşandı ve bu nedenle uyarıldı Derin Fransa…

74. “Paris Orly Havaalanı baskını”yla. 1975-85 aralığında; Türk Dış Misyon Temsilcilerine karşı suikastlerle adını duyuran bu Asala Ermeni Terör Örgütü, yine de yeterli performans gösteremediği ve iç çatışmaya neden olduğu için “Öfkeli Ermeniler”i, .................

75. ........ Kürt Hareketinin içine Sızdıranın da Paris olduğu kanaatindeyiz. Ve Asala Örgütü; 83’ten sonra PKK olarak şekillenmeye başlayarak, kendini kapattı.

76. Onun için PKK'lı Apocular; Fransa'nın, Suriye’sinde üstlendi/güçlendirildiler. Çünkü Fransız Mösyö Şövalyesi, böyle emretmişti Şam’a. Allahualem! ***

77. Efendim; konuyu, çok derinleştiridik; burada duralım. Bundan sonrasını, diğer bölüme bırakalım. İnşallah! Ve her zaman olduğu gibi diyelim ki… İşin Hakikatini, Aliym Olan Şanı Yüce Allah biliyor! Azze ve Celle... ***

78. Pandora’nın Kafkasya'dan Açılan Kutusu… Türkmen Delileri, Azerbaycan Sahnesinde! KARABAĞ SAVAŞININ DEŞİFRESİ Ahmet YOZGAT #Derindunya #ahmetyozgatDD #MilliHesaplarBurada #MilliHesaplarYanyana #MilliHesaplarYanyanaBiz #DevletimizinYanındayız

79. Bir önceki bölümde; Efendim; konuyu, çok derinleştiridik; burada duralım ve dönelim başa...” diyerek kaydı durdurmuştuk. Peki ne demiştik son olarak: Hatırlanacağı gibi “Türkmen Delu'ları” idi sözümüze konu ettiklerimiz.

80. İşte, 21. Yy’da rahat durmayacağı anlaşılan Türklerin, “Delular Damarı”nı kesmek/koparmak ve ülkeyi akıllandırmak işlevini, Katastrof Döneminin başında yani ............

81. 1975'ten itibaren yani ülke insanının, Fransız usulünce Sağcı ve Solcu olarak ayrıştırılıp düşman cepheler oluşturulduğunda, Ankara Ulus Semtindeki Paris Otelinde, Sürgün hayatı yaşayan İranlı Muhalif Ayetullah Humeyni’yi, Fransa'ya götürenler kimdi?

82. Galiba, Fransız SDECE Ajanlarıydı muhtemelen ve İmamı, 1979'da Paris Mahvellerinde donatıp geri döndürdüler. Ve Humeyni’yi Tahran'a getirip tahta oturtan ve şekillenen İslam Cumhuriyetinin, Derin Devleti olan da aynı “Ajan Şövalyeler”di; desek yalan olmaz.

83. Ve ondan sonra, bizim “Delular”ı dize getirme işleminde görev alan bir İran vardı karşımızda. Görev veren bir Fransa'nın farkında olmasak da böyleydi manzara hattızatında....

84. Dememiz o ki… Bu anlamda; İran Nükleer Projesini başlatanlar da onlardı. Türkiye'nin karşısında, eşit bir İran Gücü oluşturmak ve bu iki “Türkmen Gücü”nü vuruşturmak için hazırlık yapan da.

85. Gerekli olan Nükleer Teknolojiyi, İran'a hediye edenler de Fransız Atomik Şirketleriydi ve Paris'in emriyle yapıldı Buşehr Nükleer Tesisleri. Ne demiştik, bu hususlara değindiğimiz çalışmalarımızda?

86. Nükleerleştirilmesine rağmen, “İki İran”ın Kum aklı, Tahran Aklını harekete geçirip Sünni Türklere saldırtamadı. Yani onca emeğe rağmen, İran korktu.

87. Fakat bu esnada; Türklerin, “Delulaşma”sına hız veren unsurun da, İran ve Fransız ilişkisinden doğan, Negatif Enerji olduğunu söyleyelim bu arada. ***

88. Ve geldik 2001’e… Binyıl-Yüzyıl Savaşı; Newyork kiz Kuleler'inin patlamasıyla başladı, biliyorsunuz. İran ve Şii Dünyası; 2009’da, Başkan Obama'nın Binyılcı İktidarıyla birlikte; Kripto Amerika ile tanıştı.

89. Küreselci Demokratlar; Türk Delularını çökertme işini, Fransızlardan aldı ve Paris'i tekrar işlevsiz hale getirdiler. Ama bu arada da “Delular Meselesi” Binyıl-Yüzyıl Savaşı'nın bir parçası haline gelmiş olmaktaydı.

90. Böylece Londralı Yüzyılcılar; Ankara'yı, sahiplendi/sahiplenmek mecburiyetinde kaldı. Ve doğal olarak, “Delulaşma”yı hızlandırdılar. Hatırlayın! O yıllarda; tüm Küresel Krizler, teğet geçti Ankara'dan; malum!

91. Ve Türklerin, İmparatorlar Ligi'ne çıkmasının yolu açıldı hatırlanacağı üzere. Buna karşı; ABD Binyılcılarını, Frankfurtçu Almanlarla işbirliği halinde, 15 Temmuz Darbesini planlar gördük. Zira bu gidişle Türk Delularını, elden kaçıracaklar; Kraliçe’ye kaptıracaklardı.

92. Fakat başaramadı ve gerçekten, ellerinden kaçırdılar Ankara'yı. Hatırlayın; Darbeyi haber veren Enişteyi; kimdi o?

93. Hemen tahminimizi söyleyelim: Galiba o Enişte; Türkçeyi, İngiliz aksanıyla konuşmakta olan biriydi. Ya da şöyle diyelim: Türkçeyi, İngiliz aksanıyla konuşan Rusyalı bir Kıpçak Türküydü mü desek; Eniştenin, kim olduğu sorusuna karşılık olarak.

94. Ve şu cümleyi mi eklesek buraya? Acep, söz konusu Enişteyi, Doğu Perinçek tanıyor muydu? Bilmiyoruz. Tabii, kendisine sormak lazım...

95. Fakat şu kadarını söyleyebiliriz, sırf merakınızı kaşımak için... Perinçek’in; arada sırada sarfettiği, “Türkiye'yi; Erdoğan'la birlikte, biz yönetiyoruz!” şeklindeki sözünün altında bir bakla var ama o bakla ne?

96. Buraya bir virgül koyalım. Zira bu konuyu, “Perinçek Ağa’nın Baklası” masalı adıyla anlatabiliriz belki ileride; vakit olur, fırsat doğarsa. Deyip dönelim…

97. Tekrar Fransızlara ve kaldığımız yerden devam edelim... Dedik ya Paris, 2009^da Başkan Obama eliyle atıl hale getirildi… İran'ın, elinden alınması ve Binyılcıların kontrolüne geçirilmesiyle Mösyö Şövalyeyi, bir kere daha işlevsiz biçime sokmuş oldu.

98. Zaten, ondan beri; “Fransız Binyıl Tapınakçıları” ile “Amerikan Binyıl Kadoş Tapınakçıları”nın arası bozuk ve idrar yarışındalar. Ve İşte, ondan beri Mösyö Şövalye, kaşınıp durmakta: “Ne yapsam da acaba; yeniden doğrulsam, düştüğüm yerden!” diye düşünüyor da düşünüyordu.

99. Bu manada, ilk fırsatı; Arap Baharının kartopunu, Tunus'tan yuvarlayarak yakalamak istedi. Fakat Mısır'a kadar gidebildi ancak. Çünkü orada, Firavun Binyılcı Sisi Darbesi ile Fransızların kartopu, kar kürtüğüne dönüşemeden eritildi, toprağa karıştırıldı.

100. Fakat Fransa'nın Emperyalist Damarındaki hırs, bir türlü sönmedi. En son fırsatı; Doğu Akdeniz ve Libya da yakaladı. Ya da yakaladığını zannetti.


Follow us on Twitter

to be informed of the latest developments and updates!


You can easily use to @tivitikothread bot for create more readable thread!
Donate 💲

You can keep this app free of charge by supporting 😊

for server charges...