Kapheros

Kapheros

07-02-2020

19:33

1979 yılında yapılan belediye seçimlerinde, diğer tüm partilerin aldığı toplam oydan fazlasını alarak bağımsız belediye başkanı seçildi. Halkla beraber Fatsa'yı yaşanır bir yer haline getirmeye çalıştı. Halkın yönetime katılımı egemenleri dehşete düşürdü.

Demirel, 50'den fazla insanın öldüğü Çorum olaylarında bile, "siz asıl Fatsa'ya bakın" diyordu. Yeni başkan ilçede lakabıyla tanınıyordu: “Fatsalı Terzi Fikri!” Fatsa uzun yıllar Terzi Fikri ile birlikte anıldı.

1938 yılında Fatsa'nın Kabakdağ köyünde doğdu. İlkokulu bitirdikten sonra ailesinin geçimine katkıda bulunmak için bir terzinin yanında çıraklığa başladı. Yaşamının sonraki bölümünde geçimini terzilik yaparak sağladı.

12 Mart döneminde bütün devrimciler gibi Fikri Sönmez de cezaevine konulacaktı. Çıktığında yine kaldığı yerden devam eden Sönmez, Fatsa’da yediden yetmişe herkesi çevresine topluyordu. Öncelikle çok iyi bir terzi olduğu için şehrin önde gelenleri onun müşterisiydi.

Gençlere olan yakınlığı, hoş sohbeti halk önderi olma yolundaki taşları döşüyordu. Terzi Fikri ve çevresinde halkalanan arkadaşları belediye seçimlerini kazanmaya giden yolda halkın pek çok sorununa el atmışlar ve çözüm de bulmuşlardı.

Bölgenin temel geçim kaynağı olan fındık için 1960’lardan başlayan görkemli mitingler yapıyorlardı. Taban fiyatlarının yükselmesini sağlıyorlardı. Terzi Fikri önderliğinde Fatsa halkı örgütlü olmanın bütün avantajlarını yaşayarak öğreniyordu.

1979’un 14 Ekim, Terzi Fikri, Devrimci Yol’un bağımsız adayı olarak seçimlere girdi. Sönmez 3096, CHP adayı Zeki Muslu 1133, AP adayı Rıza Özmaden 859 oy aldılar. O tarihten itibaren adı efsaneye dönüşmeye başladı. Fatsa’nın şehir içi yolları onunla birlikte açıldı.

Bataklıkları onunla kapatıldı. Kamulaştırmaya parası yetmezse, sözlü olarak borçlanıyor, belediyeye para gelince de ödüyordu. Terzi Fikri’nin sözü bütün kağıt senetlerin üzerinde bir itibara sahipti. Ne diyorsa onu yapıyordu.

Fatsa’da “Mahalle Komiteleri” kurdu. Yedişer kişilik komiteler sorunları saptıyor, Komite Başkanı Başkan’a iletiyordu. Çok kısa süre sonra sorun çözülüyordu. İşçilik gereken işlerde devrimci gençler öne düşüyorlar, halk da onlara katılıyor,

müteahhit elinde aylarca sürecek hafriyatlar, bina yıkımları, yol yapımları sadece bir hafta sonu çalışmasıyla bitiriliyordu. Başkan Terzi Fikri de, bu “iş alaylarının” önünde yer alıyor, onlarla birlikte sabah alacasından gece karanlığına kadar çalışıyordu.

Fatsa, sorunları, nüfusu ve toplanabilme özellikleri bakımından 11 birime ayrıldı. Fatsa'da yol, su, kanalizasyon gibi sorunların halkın katılımı sağlanarak çözülmesi doğrultusunda adımlar atıldı. Geniş köylü kitlesinin katıldığı fındık mitingleri düzenlendi.

Arazi anlaşmazlıklarından kan davalarına, köy kavgalarından aile içi sorunlara kadar her türden sorunları halkla birlikte çözmeye çalıştı. Komitelerin üzerinde durduğu tek konu belediye faaliyetleri değildi elbette. İçki ve kumar sorunları, kadına yönelik şiddet gibi konular da

bu komitelerde ele alınan konulardı. Rüşvetin ve karaborsa malın üstüne gidilir. Zabıtalar, iş yerinde karaborsa mal bulduğu belediye meclis üyesinin bile gözünün yaşına bakmaz. Paralarını alamayan belediye çalışanlarına borçlar ödenir ve herkes düzenli bir şekilde

maaşını almaya başlar. Ve tüm bunları -ilk zamanlar aldığı 8 milyon lira hariç- merkezden para almadan yapar, hem de 8 ay gibi kısa bir sürede. “Çamura Son Kampanyası”nın ardından “Fatsa Halk Kültür Şenliği” düzenlendi.

Şenlik boyunca her türden sanatsal ya da kültürel etkinlikte doğrudan halkın katılımı gözetildi Büyük kentlerde yaşayan aydınların, demokratların, sosyalistlerin; sanatçıların da katıldığı şenlik, aynı zamanda bu insanların Fatsa’da olup bitenlere tanıklık etmelerine vesile oldu

İlçe buna benzer faaliyet ve kampanyalardan dolayı sol’un simgesi oldu. Tabii sağcı gerici zihniyet de boş durmadı. Gerek politikacısıyla, gerekse de basın yayın organlarıyla saldırıya geçti. Halkın desteği her zaman Fikri'nin yanındaydı.

Fatsa'da olup bitenden yoğun rahatsız duyan sağ, Fatsa'da gerçekleştirilen kampanyaları engellemek için ellerinden geleni yapmaya başlamıştı. Araçlara benzin bile yollamayan iktidara en sert cevap aslında halktan gelmişti: Her şeyi ortaklaşa kullanıyorlardı, önce benzini.

Fatsa'da komün düzeni kurulmuşken o esnada Çorum'da Alevilere yönelik bir katliam yaşanmıştır. Ülkücülerin saldırısına uğrayan Alevi mahallelerinden sonra Türkiye, kutuplaşmanın en yüksek olduğu dönemlerden birine girmekteydi.

Bu esnada o dönemin başbakanı Süleyman Demirel, toplumsal gerilimi yükseltecek bir cümle kurmuştu: "Çorum'u bırakın, Fatsa'ya bakın." Süleyman Demirel için Fatsa’da yönetime halkın da dahil edilmesiyle yapılan güzel işler daha önemliydi.

Mazallah, halk sosyalizmin iyi bir şey olduğunu sanabilirdi. “Fatsa’yı vatan topraklarına katmaya geldim” Bu iğrenç söylem de dönemin niyeti belli Ordu valisi Reşat Akkaya’ya ait. Ordunun tankıyla, topuyla düzenlediği nokta operasyonuna da büyük “katkıları” olur (!) valinin.

Bu hedef göstermelerin bir sonucu olarak 11 Temmuz 1980’de ilçeye bir askeri operasyon düzenlenir. Operasyon bizzat Kenan Evren tarafından yönetilir. Bu “mini darbe”, asıl darbenin bir nevi provasıdır. Hürriyet, operasyondan 2 gün önce “Fatsa’ya nokta operasyonu” başlığıyla

harekatı duyurdu. TSK, ilçeye hücumbotlarla denizden baskın gerçekleştirdi. Harekata bir mekanize piyade taburu, üç jandarma komando birliği, il alay komutanlığı takviye birlikler, polis ve Vali Akkaya’nın kontrolündeki ülkücü militanlar katıldı.

O yılların bir başka yasa dışı kavramı olan “Devletin Güvenlik Kuvvetlerine Yardımcı Güçler”adı altında ülkücü hareketin militanları Vali Akkaya tarafından Fatsa’ya salındılar. Vali, İçişleri Bakanı yerine düzenli olarak MHP Genel Başkanı Alpaslan Türkeş’e bilgi veriyor,

ondan silahlı militan desteği istiyordu. Nokta Operasyonu ile Fatsa Yerel Yönetim deneyimi sonlandırıldı. Terzi Fikri tutuklandı. Ardından gelen 12 Eylül Darbesi ile ağır işkencelere maruz kaldı. Avukatı Haluk Türkmen “o işkenceler sonucu kalp krizi geçirerek öldü” diyor.

Fatsa’nın efsanesi Terzi Fikri, 5 Mayıs 1985 günü Amasya Cezaevinde tutuklu olarak hayata veda etti. +++ 👉👉👉

Kenan Evren ; Orada Terzi Fikri diye biri çıkmış Devlet benim diyor Komite kurmuş. Fatsa'yı o komite yönetiyor. Ne yapılıp, yapılmayacağının kararını halk veriyor. Veya halk adına o komite. Yani kararı devlet vermiyor. Devlet otoritesi sıfır. Devletin kanunları Fatsa'da işlemiyor

Dönemin muktedirleri ağız birliği ederek onun Müslüman olmadığına karar verir ve selasını bile okutmazlar. Bu kısacık başkanlığı döneminde öyle bir etki bırakır ki, gerçeğe döktüğü bu sosyalist yerel yönetim deneyimi, daha sonra birçok araştırmaya konu olur.

Kendisini “vatan haini” ilan edenlere şu yanıtı verir Terzi Fikri: “Beton duvarlara, demir parmaklıklara mecbur edildiğim için hiç ama hiç üzüntü duymuyorum. Vatansever olduğumu bugün söylediğim gibi, yirmi beş seneden bu yana her yerde söyledim.

Bunun için kavgalara girdim, işkence gördüm, zindanlara atıldım. Eğer bir ülkede vatan, İsviçre bankalarında gizli hesap defterleri ve Amerikan doları olarak görülüyor ve bu insanlar da yönetimi ellerinde bulunduruyorlarsa

vatan için darağaçlarını omuzlayanları elbette ‘vatan haini’ ilan edeceklerdir.” Fikri Sönmez anlatıyor: “Belediye’nin aldığı tüm kararlar halkla tartışılmıştır; halkın onayı olmayan hiçbir iş belediye tarafından yapılmamıştır.

Tek cümleyle halk belediyede söz ve karar sahibi kılınmıştır. Demokrasinin gereği budur.” “eskiden halk belediyeye ödediği parayı sormazdı. memurların para karşılığı makbuz kesmediğine bile bakmazdı. çünkü para belediyenin eline geçse de geçmese de kendisine bir yararı olacağına

inanmazdı. benim dönemimde halk belediyeye giden parayı takip etmeye başladı. çünkü belediyeye giden her kuruşun dönüp ertesi gün hizmet olarak önüne dikildiğini görmüştü. artık halk belediye gelirlerinin artması için belediye yöneticilerinden daha aktif görev içine girmişti.”

“anlatmak isterim ki, ben otuz yıla yakın geçimimi terzilik mesleğinden sağladım. bana ‘terzi’ olarak hitap edilmesi beni küçültmez, aksine yüceltir. ben adı geçen gazetenin yöneticileri gibi amerikan emperyalizminin borazanlığını yapıp da onlara kiralanmadım.”

Mahmut Tali Öngören anlatıyor -Mayıs 1980/Demokrat "içkisini, kumarını bırakıp, işine dönen erkekleri görünce, faşizmin tehlikesini anlatan yaşlı kadınları dinleyince, halkın kendi kasabasının en ağır işlerini çoluk-çocuk birlikte yaptığını öğrenince,

bütün bu uğraşlara faşist olmamak koşuluyla her partiye ve her görüşe sahip kimselerin katılabileceğini anlayınca, din adamlarının fatsa’daki çabanın yararlarını halka anlattığını duyunca, bu eylemlerden korkacakların ve kıskanacakların sayısı elbette bir hayli yüksek olur.”

Can Yücel hakkında şunları yazdı: "Terzi Fikri öyle bir giysi dikti ki Fatsa’ya O Gürcü öyle bir gürledi ki arkadaşlarıyla Noktalar, noktalı virgüller, askeri operasyonlar Kimseler çıkaramaz Fatsa’nın sırtından! Emek hakkının sımsıcak çıplaklığını"

Vali’nin Ordu ve ilçelerine bakış açısını o yıllarda CHP’den Gürgentepe Belediye Başkanı olan Ekrem Aydın, Vali ile yaşadıkları üzerinden şöyle anlatıyor: -Bizim belediyemizi bastılar, ‘burayı Türk topraklarına katma zamanı geldi’ dedi. Ben de "buralar hiç işgal görmedi.

Ama öyle bir kabiliyetin varsa, önce kendi geldiğin memleketi git kurtar! Vali Akkaya’nın Kırım kökenli olduğunu öğrenmişti. Terzi Fikri'nin eşi Nurten Sönmez ; "yetkililer 'Bu Müslüman değildi Komünistti Cenazesi yıkanmaz, selası okunmaz, namazı kılınmaz' diye toplantı yapıp

karar almışlar. Bu benim içimi çok acıttı. Çünkü Fikri, namaz kılar, oruç tutardı. Sadece solculuk da değildi onunki, halkıyla kaynaşan bir insandı. Herkesle çok iyi ilişkiler kurardı."

Kaynaklar;



Follow us on Twitter

to be informed of the latest developments and updates!


You can easily use to @tivitikothread bot for create more readable thread!
Donate 💲

You can keep this app free of charge by supporting 😊

for server charges...