Yasar Yıldırım

Yasar Yıldırım

28-03-2020

17:43

Portfoy zirvem, 14Şubat %30 gerideym 3ay önceye göre %10 gerideym 9ay önceye göre %35 kardaym 2yıl önceye göre %125 kardayım Bunları kendimi tatmin için yazmadım Sizde benzer hesapları yaptıgınızda benzer sonuclar çıkacaktır. Ve hatta belkide dahada iyi çıkacaktır sizinkiler

Dünyada daha kötü ne olabilir ki dediğimde, bir tek dünya savaşı geliyor aklıma. Çocuklarımıza anlatabileceğimiz bir krizin ortasındayız ve durum yukarıdaki gibi... Yani hep savunduğum tezimde hiçbirşey değişmedi. Türkiyedeki en iyi yatırım aracıdır borsa.

Bunları bir kenara koyup, bu krizin özelinde konuşacak olursak, ben pek olumlu değilim malesef. Bu krizden maksimum yararla nasıl çıkarız diye herkes gibi düşünüyorum. Bir kere hiçbir düşüncenin (benimkide dahil) kesin doğru olduğu bir ortamda değiliz. Daha oncede yazdım bunu.

Çünkü sürekli değişen bir haber akışı var. Yazacaklarımın 'ileride okuyanlara' çok saçma gelme ihtimalinin olduğunu BİLEREK yazacağım aşağıdakileri. Bu şerhleri koyduktan sonra başlayayım düşüncelerimi maddeler halinde.

- Kesinlikle portföyde nakit gücünün olması gerektiğini düşünüyorum. Minimum %35. Çünkü bilinmezler çok fazla malesef. Buda özellikle bazı hisselerde inanılmaz fiyatları görmemize sebep olabilir. Zararı bir kenara koydum, bu fiyatlardan yararlanamamak bile insanı üzer.

- Nakit kısmın dövizde olması gerektiğini düşünüyorum. Çünkü malesef ekonomimiz, Çin, Amerika, Japonya veya Avrupa gibi yüksek teşvikleri karşılayabilecek güçte değil. Bırakın nakit desteğini, vergilerde ki azalma veya ertelenme bile beni ciddi korkutuyor.

- Dövizinde büyük kısmının 'artık' altında olmasından yanayım. Geçen haftaya kadar dolardaydım. Cunku yurtdışında hunharca dağıtılan para ÖNCE altın, tahvil gibi risksiz enstrumanlara, daha sonra riskli enstrumanlara (Borsa) kayabileceğini dusunuyorum.

- Bunun yanında piyasa bu para arz larını ne kadar olumlu karşılasada, şunu bilmeliyiz ki, bu hareketler nasıl buyuk bir krizin içinde olduğumuzun en buyuk göstergesidir. Hep bahsedilen o meşhur 2008 krizinde bile bu kadar para arz edilmedi piyasaya. Bunu bilerek hareket etmeliyz

- Her dönemin 'hisse seçme kriterleri'nin farklı oldugundan hep bahsederim. Bu dönem net nakit gücü yüksek şirketleri seçmemiz gerektiğini düşünüyorum. Gerçekten çok çok sağlam şirketler bile bu dönemde, çok ciddi nakit akış sıkıntıları çekecekler çünkü.

Bunuda hep söylerim :) Belli büyüklükteki şirketleri kar zarar değil nakit akışı batırır diye. Özel sektörde birçok kez buna şahit oldum. - Şu an tüm dünya piyasasının sadece 2.ç leri gözden çıkardığını düşünüyorm. Ve piyasadaki her enstrumanın buna göre fiyatlandığını dusunuorm

3.ç lere bir sarkma olursa (ki bence olacak) yeni bir dalganın gelmesi muhtemeldir. - Etkilenmeyen şirket bence yok denecek kadar az. Mutlaka bir şekilde etkilenecek şirketler. Ama görece az etkilenecek olanları seçmek önemli. - Endeksi tahmin etmek imkansız ama hisse özelinde

bazı şirketler gereğinden fazla cezalandırıldı. Onlar muhtemel ikinci dalgadan diğerleri kadar etkilenmeyebilir fiyatlamalarda. Ama bazı en çok düşenler, belki bir bu kadar daha dusecek. Yani aslında demek istediğim şu, hani ''70 bine düşse endeks, şunu şunu alırım'' dioruz ya,

bazı hisseler zaten 70bine düşsede, hisse özelinde düşebileceği yerlerde zaten. O endeksi 70 bine düşürecek olanlar onlar değil yani. Bu krizden direk etkilenenler olacak, onlar bence. Birde batma tehlikesinde olanlar malesef. - Tek tesellimiz tahvil faizi hala güzel yerlerde.

Ama bu bizi yanıltmamalı. Tahvil düşük, şirket çarpanıda düşük. Al al demek. Yanıltıcı olur. Cunku ticaret durma noktasında olacak 2. ve hatta belki 3. ceyrek. Bu yuzden karlar dusecek, çarpanlar yukselecektir. Bizim yapmamız gereken görece daha az etkilenen şirketleri bulmak

Evet o zaman bu tahvil faizi gösterge olur ve bu krizden karla çıkma ihtimalimiz yuksek olur bence. Ama tahvili tutamazsak o zaman işimiz çok zor malesef. Ama ben bu senaryoyu pek ihtimal dahilinde gormuyorum.

- Krizden sonra ÇİN 'tü kaka' olduğu için artık üretim lokasyonları çeşitlenmek zorunda. O yüzden bizim gibi iş gücü yüksek ülkelere yarar. Tezinede pek katılamıyorum malesef. Çünkü bu iş bittiğinde KAPİTALİST şuna bakacak. Hangi ülkede fabrikalar ne kadar kapandı.

Ve ben eminim ki en az kapalı kalan lokasyon Çin olacak. Çünkü despot vari ve hatta dönem dönem acımasız bir yönetimle sert kurallar alarak fabrikaları kısa sürede çalışır hale getirmeyi başardılar. Ne Amerikanın Ne Hindistanın Ne de canım ülkemin bunu başaracağını sanmıyorum

O yüzden bu salgın krizi bittiğinde, ticaret hayatında kartlar yeniden dagıtıldığında, en çok koz yine Çin e gitmiş olacak. Umarım bizde iyilerden oluruz da elimiz güçlenir en azından. - Hangi sektörler olumlu etkilenir? Şu an olumlu etkilenenleri herkes bilio zaten,

Ama ileride bu krizin en buyuk sonuçlarından biride 'karanlık fabrika'lar olacak. Robotik bir dunyayı tartısma aşamasındayken dunya, bir anda 'mecburiyetler listesi'ne giriverdi robotik dünya. Kuka fanuc abb gibi şirketlerimiz olsada alsak mesela :) Search: Karanlık fabrika

- Unutmayalım şirketler 1yıllık gelecekleri ile fiyatlanmıyor. Gelecek 10yıllarına göre fiyatlanıyor. Yani 40 çeyrek. Herkes 1 veya 2 çeyreği siler. Yok sayar. Öyle değerleme yapar.Sıkıntı değil. Yeterki nakit akışı bozulmasın, finansalları bozulmasın. Şirketin değeri DE-ĞİŞ-MEZ

Ama bu dönemde bakmamız gereken bir konuda bu 2 çeyrekdeki durma, talebi yok mu edio? Yoksa sadece öteleniyor mu? Mesela bir otelci için yok ediyor diyebiliriz. Çünkü bu yaz tatile gitmeyen aile, seneye 2 kere gideyim demez malesef. Gıda da böyle. Restoranlarda.

Ama bir beyaz eşyacı, otomotivci sadece 6 ay fabrikayı kapatır. Talebi öteler. 6 ay sonra 3 satmaz 4 satar. İşi dengeler yavas yavas. - Ama çok önemli bir şerh ile bunları savunabilirim. İnsanlar işinden olmazsa.

Eğer işlerinden olurlarsa insanlar, satın alma gucu azalır ve bir duzine zincirleme reaksiyon ortaya çıkar piyasada malesef. O yuzden bu dönemde işsizlik ile ilgili adımlarda dikkatle incelenmeli ve devletimiz tarafından tedbirler alınmalıdır bence. Belkide en onemlı konu budur.

- Bunun yanında 'dunyada faizler düşüyor' söylemide bir yanılgı olabilir. Nasıl? Burda önemli olan şirketler ne kadara borçlanabiliyor? Yani Abd de faizler %1 in altına düşmüş. Ne güzel. Bizim döviz borçlu şirketlerimizde %1 den alsınlar o zaman kredileri ve rahatlasınlar.

Ama mümkün mü?Değil. Çünkü dünyada faizler düştü ama risk primleri çok yükseldi malesef. CDSlere bakabilirsiniz.Riskli şirketlerde durum dahada vahim.Çünkü 'PARA'nın şu an aradığı tek şey 'Güven'. Twit akış sayısıda sınırlıymış. Öğrenmiş oldum :) Neyse bir ara devam ederiz Syg


Follow us on Twitter

to be informed of the latest developments and updates!


You can easily use to @tivitikothread bot for create more readable thread!
Donate 💲

You can keep this app free of charge by supporting 😊

for server charges...