Grigory Sivkov

Grigory Sivkov

26-06-2020

10:14

5G teknolojisi, bunun getirileri, hangi alanları etkileyeceği, Çin-ABD arasında bu alandaki rekabeti, Huawei'nin neden hedefte olduğu, ABD'nin neden bu rekabette geride kaldığına dair bir flood gelse okuruz diyenler?

O halde buyurun başlıyoruz. Son zamanlarda hemen her yerde 5G kavramını duyuyoruz. Tüm dünyanın gözleri önünde, ABD ve Çin arasında bu alanda büyük bir teknolojik savaş yaşanıyor. Pek iyi ama nedir bu 5G, hikmeti nedir, neden bu kadar önem atfediliyor, ülkelere/devletlere

bireylerin yaşamlarına nasıl ve ne ölçüde etkisi olacak? Herkesin aklında benzer sorular olduğunu sanıyorum. İşte bu nedenle bu konuya dair küçük bir flood yazmak istedim. Zira biliyorsunuz; uzun süredir, bu teknolojinin, geleceğin dünyasının yaratılmasında önemli bir rol

oynayacağını ve bu nedenle devletler arası rekabetin temel alanlarından birisi olacağını yazıyorum. Buyurun hep birlikte 5G olayına göz atalım. Dünyanın bağlantı ihtiyaçları hızla değişiyor. Almanya öncülüğünde Batı’nın, Çin/Hindistan gibi Asya ülkelerindeki emek yoğun üretimi

alt edebilmek için geliştirdiği Endüstri 4.0’ın bugün geldiği nokta, taşın ve sopanın bile internete bağlanarak iletişim halinde olmasını mümkün kılacak düzeyde. Fabrikalardaki üretim, kablosuz ağlar üzerinden haberleşen robotlar tarafından yapılıyor, insansız araçlar ardı ardına

piyasaya sürülüyor, sürçüşüz otomobillerin otonom sürüş alanları genişletiliyor, arabaların trafik ışıkları/levhalar ve birbirleri ile haberleşmeleri sağlanıyor, eğitimler bu ağlar üzerinden veriliyor, telefonlar bu ağlar üzerinden dünyaya açılıyor, geleceğin akıllı kentleri

bu teknolojiler üzerine bina ediliyor, savaş alanlarında bu teknolojiyle kumanda edilecek araçlar öne çıkıyor… Özetle üretimden sağlığa, savunmadan enerjiye/günlük yaşama kadar hemen her alanda “şey”ler birbirleri ile haberleşiyor. Bu süreçlerdeki veri yoğunlukları,

hızlı veri aktarım kaygısının artması gibi nedenlerle bu ağ teknolojilerinin daha gelişkin sevilere taşınmasını zaruri kılıyor. Küresel mobil veri trafiğinin 2024 yılı sonundan önce, bugüne oranla, 5 kat artması beklenmesi ve büyük nüfusun kümelendiği metropoller başta olmak

üzere kentlerdeki mevcut 4G ağlarının bu yükü kaldıramayacağı gerçekliği de bu alanda daha gelişmiş bir ağ ihtiyacını ortaya koyuyor. Tam da bu noktada kablosuz ağlar alanında yeni bir G sahneye sürülüyor: 5G (5th Generation Wireless/5. Nesil Kablosuz Ağ).

Bu yeni kablosuz ağ, kablosuz fiber hızında veri transferi imkanı sunacak. 1G; sadece mobil aramalara izin veriyordu. 2G; mobil aramalara ve SMS atmaya izin veriyordu. 3G; mobil internet kullanımına izin veriyordu.

4G; mobil videolara ve çok daha yüksek düzeydeki veri transflerlerine izin veriyordu. 5G; hemen her alana yüksek hızda, GPS ve baz istasyonlarına ihtiyaç duymadan doğrudan uydular üzerinden, neredeyse anlık veri paylaşımına izin veriyor.

5G olarak bilinen beşinci nesil kablosuz ağlar, tasarlanma ve devreye alma sürecinde. 4G’ye bağlı LTE teknolojisi ilk olarak Japon NTT DoCoMo firması tarafından 2004 yılında duyurulmuş olsa da ilk 4G testleri ABD’li telekomünikasyon şirketi Verizon tarafında 17 Ağustos 2009'da

Boton ve Seattle kentleri arasında yapılmıştı. Amerika Birleşik Devletleri, 4G ağlarına adaptosyon sürecinde dünyaya öncülük etti ve son on yılda bundan muazzam faydalar elde etti. 2011 ila 2014 yılları arısında, 4G’nin ilanıyla birlikte, Amerika’da kablosuz ağlar sektöründeki

istihdam oranı %84 artmıştı. Bu dönemde 4G teknolojisinin Amerikan ekonomisine yıllık bazda katkısı 475 milyar dolar dolaylarında gerçekleşmişti. Dünya genelinde 4G sürecine liderlik etmeleri nedeniyle ABD’li şirketler, bu alandaki küresel standartları belirleme,

inovatif gelişmelerin katalizörü olma, çok sayıda ilişkili ürünü geliştirip piyasaya sürme şansı elde etmişti. Bu da, küresel ölçekçe ABD’ye akan milyarlarca dolar ve bu sektördeki ABD şirketlerinin süratli büyümesi anlamına geliyordu. Aynı kazançlı tablo, 5G için, çok daha

büyük ölçüde geçerli. Bu teknolojik yeniliğe öncülük eden ülkeler/şirketler, büyük bir istihdam yaratmakla kalmayacak teknoloji inovasyonundaki liderliğin eşlik ettiği 100 milyarlarca dolarlık bir gelir elde etmeyi de başaracak. Dahası, bu teknoloijiyi ilk hayata geçirecek

alt yapısını kuracak olan firma/ülke, diğer aktörlerin uymak zorunda kalacağı standartları da belirleme üstünlüğünü elde ederek, tüm 5G pazarını avucuna almış olacak. 4G’yi ilk uygulayan ABD bu sayede örneğin Google, Facebook, Amazon, Netflix ve sayısız başka firmasının yeni

uygulamalar ve hizmetler geliştirmelerinin önünü açarak yazılım sektöründe de büyük bir rant elde etmişti. Zira 4G diğer ülkelere dağı(tı)ldıkça, bu firmaların geliştirdikleri uygulamalar ve hizmetler de beraberinde dünya pazarlarını istila ediyordu.

Ve bu durum, ABD’nin, küresel kablosuz ağ ve internet hizmetlerini domine etmesini sağladı. Bu teknolojideki öncülüğü kaptıran ülkeler, öncülük eden ülkenin/şirketin standartlarını, teknolojilerini, mimarilerini benimsemek, bunlara milyarlarca dolar vererek satın almak,

bu devasa pazarın getirilerini kaçırmak, bu teknolojinin kullanılacağı tüm alanlarda “gizli kontrol”ünü istemsizce bu alt yapıyı sağlayacak olan firma/ülkenin ellerine bırakmak zorunda kalmışlardı.

4G'nin piyasaya sürülmesinden bu yana, bu kablosuz ağ pazarındaki rekabetçi manzara ciddi değişikliğe uğradı. Bu süreçte Ericsson ve Nokina gibi kablosuz ağ firmalarının gelirlerinde radikal düşüşler olurken Çin’in telekomünikasyon devi Huawei, global gelirlerini

2009 yılındaki 28 milyar dolarlık düzeyden 2018 yılında 107 milyar dolara çıkarttı. Huawei, ZTE, Xiaomi, Vivo ve Oppo gibi Çinli cep telefonu satıcıları, küresel pazar payında hızla büyüdü ve ABD pazarındaki minimum satışlara rağmen giderek daha fazla yaygınlaşmayı ve

Pazar paylarını hızla genişletmeyi sürdürüyorlar. 2009 yılında, gelir dilimlerine göre dünyanın önde gelen 10 internet firmasının tamamı Amerikan firmasıydı. Bugün, en fazla gelir elde eden 10 firmadan 4’ü Çinli. Çinli firmaların bu yükselişleri sürüyor ve ABD bu yükselişi

durduramazsa, tablo kökten değişecektir. 4G'den 5G'ye geçiş, sadece küresel iletişim ağlarının geleceğini büyük ölçüde etkilemekle kalmayacak, ülkelerin savunma kuruluşlarının faaliyet gösterdiği ortamı da kökten değiştirecektir. 5G, beraberinde getireceği veri hızı sayesinde;

savunma birimlerinin birden fazla sistemi daha geniş bir ağa bağlayarak, gerçek zamanlı bilgi paylaşmasına, hizmetler/coğrafyalar ve alanlar arasındaki iletişimi iyileştirirken durumsal farkındalığı artırmak için savaş alanının daha bütünlüklü bir resmini belirlemeyi sağlayacak.

Bu gelişmiş kablosuz ağ bağlantısı; hipersonik saldırı, hipersonik savunma, uydu bağlantıları ve askeri hava araçlarının sevk-idaresine kadar ve çok daha fazla noktada yeni operasyonel biçimleri mümkün kılacaktır.

Kablosuz ağ üzerinden anlık görüntü aktarımı, 5G’nin operasyonel yönünde ve bu teknolojinin çığ gibi büyümesinde etkili olacaktır. 4G'de, beş adede kadar 20 MHz kanalı birbirine bağlanabilirken, 5G'de, beş adet 100 MHz'e kadar kanal birbirine bağlanabilir.

Başka bir deyişle 5G, 4G ve 4G LTE'den yaklaşık 20 kat daha hızlı veri aktarımına sahiptir. Ülkeler, yüzlerce MHz yeni veriyi aktarmak için iki ayrı yaklaşım izliyorlar. Birinci yaklaşım; 6 GHz’nin altındaki elektromanyetik dalgalara (alt-orda bant), özellikle de 3 ve 4 GHz

bantlarına odaklanır. ABD, Güney Kore ve Japonya tarafından benimsenmiş olan ikinci yaklaşım ise ~24 ila 300 GHz (yüksek bant veya milimetre boyutunda dalga boyları/frekansları) bantları arasındaki dalga boylarına odaklanır. ABD servis sağlayıcıları, 5G için, esas olarak

milimetrik dalga boyları üzerinde yoğunlaşmıştır. Çünkü, dünyanın geri kalanının 5G için odaklandığı 3 ve 4 GHz dalga boyları, Amerika’da Savunma bakanlığı tarafından kullanılan Federal bantlardır ve sivil kullanıma açık değildir. Oysa 3 ve 4 Ghz aralığındaki bantlar,

milimetrik dalga boylarının aksine, çok daha az baz istasyonu ile daha güçlü bir performans sağlamaya uygundur. Bu nedenle de küresel 5G pazarında bu bantların genel kabul görmesi son derece normal olacaktır. Tam bu nedenle, küresel düzeyde 5G pazarının lideri olabilmek için

ABD’li servis sağlayıcılarının bu soruna bir çözüm üretmeleri gerekiyor. Çünkü dünyanın geri kalanı çok daha büyük avantajlar sunan 3 ve 4GHz bantları konusunda herhangi bir sınırlandırmaya tabi değil. Sonuç olarak, Amerika, dünyanın geri kalanından farklı bir bant aralığı

ısrarını sürdürmeye devam ederse, kendisini 5G küresel rekabetinde çok geride kalmış bulabilir. S-6, yani 6GHz altı bantlar konusunda ABD’yi bekleyen tek sorun da bu değil üstelik. Şayet gelecekte dünyanın çoğu tarafından benimsenecek 5G ekosistemi 6GHz’nin altındaki orta bantlar

üzerine kuruluysa, şu halde ABD’de savunma bakanlığı tarafından kullanılan 3-4GHz bantlarının güvenliği konusunda da büyük bir sorun ortaya çıkacaktır. “Kader”in cilvesine bakın ki, şayet önlemenemez ise, 5G teknolojinde dünya öncülüğü pozisyonuna en yakın aday olan Çin,

3-4GHz bandı üzerinden ABD savunma ve güvenliğinin sınırlarında rahatça oynama imkanı bulacak! ABD’nin denizaşırı ülkelerdeki operasyonları ve o ülkelerde kullanılacak Çin 5G alt yapısı, bu riski birkaç seviye daha yukarı taşıyarak ABD için belki de günümüzün en büyük tehdit

konusunu oluşturacaktır. ABD, ülke içinde, Çin’li firmaların 5G ürünlerini yasaklamış olsa da, küresel düzeyde Çin’in tercih edilmesini engelleyebilecek büyük bir 5G servis-hizmet-ürün tedarik gücüne sahip değil. Tam da bu nedenle ABD; Ericsson ve Nokia’ya açık destek veriyor.

Çin, bu yılın başından itibaren 5G ağını ülke içinde kurup kullanmaya başladı, henüz tüm ülke genelinde olmasa da. Bununla birlikte küresel piyasalara da 5G ürünleri, kurulum hizmeti sunmak için kolları sıvadı ve İngiltere’de, ABD’nin tüm karşı duruşuna karşın anlaşmayı almayı

başardı. Singapurda ise tüm 5G pastasını kapamasa da, Ericsson ve Nokia ile birlikte, projenin içinde yer almayı bildi. Çinli firmalar, bütün bu 5G alt yapısında kendi yarı iletkenlerini (semiconductor) kullanması ise bir başka büyük avantaj yaratıyor. Sonuç olarak,

Çinli internet şirketleri kendi iç pazarları için 5G hız ve düşük gecikmeden yararlanan hizmetler ve uygulamalar geliştirmek için iyi bir konuma sahip olma imkanına sahip görünüyorlar. Bu beraberinde, Çinli yazılım firmalarının, cep telefonları/tabletler

ve bilgisayar platformları için geliştirecekleri uygulama ve hizmetlerle küresel bir baskın aktör olmasına kapı aralayacaktır. İşte, ABD’nin Huawei’ye yönelik yaptırımlarının, Adroid kullanımını yasaklamasının ardında yatan başlıca nedenlerden birisi budur.

Tam da burada bir not düşmek istiyorum: Biliyorsunuz uzun süredir küresel güç dengelerinin özelde Çin’e, genelde Asya’ya kaydığını yazıyorum. 5G konusundaki durum da, tarihsel süreçte güç terazisinin nasıl ABD’den Çin’e kaydığının çıplak bir örneği niteliğinde.

Şöyle ki; tıpkı geçmişte ABD’nin 4G’ye öncülük edip tüm küresel kablosuz ağları kontrolü altına alması, 100 milyarlarca dolar kazanması, küresel dev firmalar ortaya çıkartması gibi şimdi Çin 5G için aynı şeyi yapıyor ve ABD önemli oranda etkisiz kalıyor.

Çin, 5G konusunda, Bir Kuşak Bir Yol Projesi’ndeki ülkelere odaklanarak, bu ülkelerin 5G pazarını ele geçirmeyi ve bu ülkeler üzerinde Avrupa pazarına uzanmayı hedefliyor. Çin, bunu başarırsa, ilgili pazarlara girmek isteyen şirketler, 5G ürünlerini Çin'e veya

Çin’in alt yapısını kurduğu herhangi bir ülkeye satmak için Çin'in tercih ettiği özelliklere uymak ve Çinli şirketlerle ortak çalışmak zorunda kalacaklar. Bu, ürünün arka kapı ve tedarik zincirindeki güvenlik açıkları riskini artırır.

Tıpkı daha önce aynı risk ABD’nin öncülük ettiği 4G ağında olduğu gibi. 4G’ye öncülük eden ABD’de, kablosuz ağ alanındaki çalışanların oranı %80’lir bir artış kaydetmişti. 5G’ye öncülük edecek olan ülke de benzer şekilde muazzam düzeyde yeni iş imkanları/istihdam alanları

yaratma fırsatı yakalayacak. Ancak avantaj bununla sınırlı kalmayacak. 5G lideri, önümüzdeki birkaç on yıl boyunca kablosuz ağ teknolojisi sektöründe yüz milyarlarca dolar gelir elde edecek ve küresel güvenlik alanında büyük bir avantaja sahip olacak.

5G teknolojisi; otonom araçlar, şeylerin interneti (Endüstri 4.0 ve IoT), ülkelerin savunma unsurlarının bağlantıları, evlerdeki fiber-optik devrin sona ermesi, uzaktan robotik ameliyatlar (savaş sahalarındaki hastaneler de dahil),

insansız savaş uçakları gibi sayısız alanı etkisi altına alacaktır. 5G’ye dair bu genel bilgiler ışığında isterseniz gelin şimdi bu alanda rekabet eden ülkelerin durumuna kısaca bir göz atalım.

Çin: Çin, agresiv bir yarıtırım ve bant tahsisi ile 5G konusunda küresel lider konuma yükselmiş durumda. Geride bıraktığımız 5 yıl boyunca bu ülkenin 5G teknolojisine geçiş için yaptığı harcamalar 180 milyar doları geride bırakmış durumda. Çin, ülke içindeki 5G altyapısı için

önde gelen telekomünikasyon şirketleri olan China Mobile, China Unicom ve China Telecom’dan istifade ediyor. 2019 yılı başı itibariyle Çin’de kurulumu yapılmış operasyona hazır haldeki 5G istasyonlarının sayısı 350 binin üstündeydi. Bu sayı, aynı dönemde ABD’deki kullanıma hazır

5G istasyonlarının 10 katından fazlaydı! Huawei ve ZTE gibi Çin’in küresel ölçekteki telekomünikasyon devleri ise esas olarak yurt dışındaki 5G pazarlarına yönelmiş durumdalar. 2019 yılının ilk çeyreğine girildiğinde, sadece Huawei’nin yurt dışına sevk ettiği/kurulumunu yaptığı

5G istasyonu sayısı 10 bini geride bırakmıştı. Çin, yabancı ülkelerdeki 5G operasyonlarında girdiği ülkenin yönetimi ve/veya yerel firmalarla işbirliği yaparak etkinliğini arttırma yoluna gidiyor. ABD’nin tüm baskılarına karşın bu iki dev, Avrupa’daki bir dizi ülke ile

5G alt yapısının inşası için imza atmış bulunuyor. Çin’in 5G ve telekomünikasyon alanındaki bu güçlü atılımı, bu alanlarla sınırlı değil, bilakis tüm yüksek teknoloji alanlarını kapsayan büyük bir atılım planının parçası. Çin Komünist Partisi, yıllar önce yaptığı oturumda

büyük bir teknoloji stratejisi belirlemiş; yapay zeka (AI), 5G, telekomünikasyon, bilişim, teknoloji alanlarında “Çin Rüyası” ve “Made in China 2025” stratejisinin bir sonucu bu hamleler. Bu stratejilerin hedefi, Çin’in bu alandaki firmalarını küresel lider markalar haline

getirmeye dayanıyordu. Bu alanlardaki gelişmeler, Çin’i, emek yoğun üretimden seviyesinden robotik imalat düzeyine taşımanın, dış sermayeye bağımlılığını azaltmanın, innovativ üretimi Çin’in yeni yüzü yapmanın adımları olarak planlanmıştı. Elbette bu planın bir de

küresel rekabet boyutu var(dı): Çin’in, ABD’nin küresel liderlik pozisyonunu elde etme hedefi… Güney Kore: Güney Kore’nin, 5G teknolojisinde Çin’in hemen ardında yer alan ülke olduğunu söylemek mümkün. Güney Kore hükümeti 5G'yi sürdürmek için güçlü yatırımlar da dahil

olmak üzere net bir yol haritası oluşturmuştur; 2014 yılında Güney Kore, 5G teknolojisine 1.5 milyar dolarlık yatırım yaparak bu süreci başlatmıştı. 2017'de Güney Kore, 5G'yi teşvik etmek için ulusal geniş bant ve spektrum planını (“K-ICT”) yayınladı. K-ICT planına uygun olarak,

Güney Kore Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı (MSIT) o zamandan bu yana, 3 büyük telekomünikasyon/teknoloji firmasına (SK Telecom, KT Corp ve LG Uplus) S-6 ve milimetrik dalga aralıklarında 1.000 MHz'den fazla bandın satışını gerçekleştirdi.

Güney Kore, 5G milimetrik dalga ağları geliştirmek için ABD’li AT&T ve Verizon ile yakın ortaklık kurdu, ancak cihazlarını hem düşük bant ve hem de orta-yüksek bant spektrumun her iki bölümünde de işlevsel hale getirerek oluşacak riski azaltma yoluna gitti. Bu farklı bant

seçeneklerini bir arada sunan Exynos 5100 5G modem gibi cihazları geliştirmeyi ihmal etmedi. AT&T, bu alanda Samsung ile de yakın bir çalışma ortaklığı içinde. Japonya: Japonya; 5G teknolojisinde Çin-Güney Kore-ABD’yi takip ediyor. Japonya, spektrum bant genişliğinin önemli

kısımlarını ticari sağlayıcılara henüz satmaya 2019'da başladı. Tıpkı Güney Kore gibi Japonya da hem alt bant ve hem de orta-üst bant üzerinde çalışıyor. Aslında Japonya’nın 5G’ye yönelik çalışmaları 2014 yılında başlamıştı. Şu an 5G teknolojisini uygulamaya hazır olan Japonya,

bu teknolojisini 2020 olimpiyatlarında test etmeyi planlıyordu. Ancak pandemi nedeniyle olimpiyat oyunları ertelenince, test süreci de sekteye uğradı. Diğer ülkeler: Çin, Güney Kore, ABD ve Japonya, 5G teknolojisinde başı çeken ülkelerken, diğer ülkeler, bu 4’lüyü takip etmeye

çalışıyor. İngiltere, Almanya ve Fransa, 5G konusunda ikinci kuşak ülkeleri durumunda iken bunları üçüncü kuşak ülkeleri olarak Singapur, Rusya ve Kanada takip ediyor. Diğer ülkeler ise çok daha geriden geliyor. Avrupa, 2G sürecinin önderliğini yapmış olmasına karşın 3G, 4G ve

5G teknolojilerinde geride kalmış durumda. Asya ülkelerinden Çin, Güney Kore ve Japonya dışında kayda değer bir mesafe almış olan ülke yok şu an. Rusya ise 2017 yılında, 5G çalışmalarını da kapsayan, “Rusya Federasyonu’nun Dijital Ekonomisi” dönüşüm programını başlatmasına karşın

karşın henüz ilk kuşak ülkelerin bulundukları noktaya ulaşmaktan bir hayli uzak. İlk kuşak ülkeleri ile diğerleri arasındaki 5G makasının çok fazla açılmasına bakıldığında, diğer ülkelerin ilk kuşaktaki Çin, Güney Kore, Amerika ve Japonya’ya bağımlı olacaklarını söylemek mümkün.

İşte burada Çin’in lider konumu, ABD’yi çokça kaygılandırıyor. ABD, Çin’i önlemek için diğer ülkelere ekonomi-siyasi baskı yapmanın yanında Çinli firmaların 5G sürecini casusluk için kullanacağı tezini bolca dillendiriyor. Bu kısmen başarılı da oluyor. Örneğin 2018 yılı Aralık

ayında Çek Cumhuriyeti Siber Güvenlik Ajansı (NUKIB), Huawei ve ZTE’nin Çin devletine casusluk yaptıklarına ilişkin bir rapor yayınladı. Avustralya ve Polonya da benzer şekilde bir tutum alarak Çinli firmaların 5G alt yapı sürecine katılmalarına izin vermeyeceklerinin

sinyallerini verdiler. Asya-Pasifik’te Çin ile yaşadığı gerilim nedeniyle Avustralya’nın bu adımı atması aslında olağan. Ne var ki çoğunluğun aynı çizgide olduğunu söylemek mümkün değil. Örneğin Almanya, ABD’nin tüm baskılarına karşın

(ABD’nin Almanya’daki askerlerini çekmesi de dahil) Huawei’yi ülkede yasaklama yönelimine girmedi. İngiltere, ABD’nin tüm baskılarına karşın 5G alt yapı sürecini Huawei ile birlikte yapma kararı aldı. (Huowei’nin bu süreçteki payı %30). Hindistan ve İtalya da Huawei’yi dışlama

stratejisine soğuk baktıklarını açıklamışlardı. Yeni Zelanda ise ilk dönemde Çinli şirketlere karşı olan katı tutumunda yumuşamaya gitmiş görünüyor. ABD: Bu ülkedeki 5G çalışmalarını iki başlığa ayırmak yerinde olacaktır.

1-Özel Sektör: ABD’li telekomünikasyon firmaları, devletin de artan desteğini almış olarak, 5G sürecinin öncüsü olabilmek adına çabalarını hızlandırmış durumdalar. Verizan, AT&T, Sprint ve T-Mobile firmalarının tamamı, kendi strateji ve metotlarını izleyerek, kendi 5G ağlarını

ve 5G cihazlarını geliştiriyorlar. Verizon ve AT&T daha ziyade milimetrik dalga boyu olan yüksek bantlar üzerine bina edilecek 5G’ye yoğunlaşırken, çeşitli şehirlerde testlerini çoktan hayata geçirmiş bulunuyor. Sprint firması orta bantlar üzerine, T-Mobile ise yüksek ve alt

bantlara odaklanmış durumda. Tüm bu telekomünikasyon şirketleri, S-6 yani alt dalgadaki bantlardan satın almak isteseler de, özellikle 3GHz ve 4GHz bantlarının ABD Savunma Bakanlığı tarafından kullanılması nedeniyle dar bir alana sıkışarak çözümsüz kalmış görünüyorlar.

Çinli firmaların, ABD’li firmaların bu denli önünde olması salt ucuz fiyat ile açıklanabilecek bir durum değil. ABD dahi, Çinli firmaların bu alanda ürettikleri ekipmanların, ABD ve AB firmalarında üretilenlerden niteliksel olarak çok daha üstün olduğunu kabul ediyor.

Örneğin Huawei ve ZTE, 64 alıcı-verici ekipmanıyla, 5G MIMO radyo sistemleri konusunda liderler. ABD’deki kimi otoriteler de dahil, küresel ölçekte, Huawe’nin P serisi ve Mate serisi Android telefonlarının en iyi telefonlar olduğunu belirtiyor. Üstelik bu cihazlar,

Huawe’nin kendi üretimi olan çipleri kullanıyor! Dolayısıyla bu aynı zamanda Huawei çiplerinin de en iyi olduğu sonucu bizi götürüyor. 2-Kamu Sektörü – Beyaz Saray: Amerikan hükümeti, uzun süredir 5G ile ilgileniyor ve çalışmalar yürütüyor. 2016 yılında Beyaz Saray,

Gelişmiş Kablosuz Ağ Araştırmaları İnisiyatifi adı altında 400 milyon dolarlık bir ar-ge süreci başlattı. Trump’ın yönetime gelmesinin ardından ABD yönetimi 5G süreci çok daha büyük bir ağırlık vermeye koyuldu. Trump yönetimi, 5G sürecine liderlik edebilecek telekomünikasyon

teknoloji firmalarına çok güçlü destekler sundu. Eylül 2018’de, Beyaz Saray, 5G konulu bir toplantıya ev sahipliği yaptı ve buruda, bu alandaki ABD firmalarına ihtiyaç duyacakları her türlü desteğin sunulacağı taahhüt edildi. Toplantının hemen ardından Beyaz Saray,

“Amerika Küresel 5G Yarışını Kazanacak” başlıklı bir makale yayınladı. Makalede 5G’nin ulusal güvenlik ve ekonomi için önemi, 4G’den edinilen tecrübeler (iş imkanları, ekonomik kazanımlar vb) ele alınıyor, 5G’nin yaratacağı olanakların bunlara kıyasla çok daha büyük bir kazançlar

kümesi sunduğuna dikkat çekiliyordu. ABD’deki 5G çalışmalarında özel sektör ve Beyaz Saray dışında Ticaret Departmanı da bu alanda yoğun çaba sarf ediyor. Bunda, Alibaba gibi Çin firmalarının uluslararası e-ticareti domine etmeye başlamasının da etkisi olduğunu söylemek mümkün.

Umarım keyifle okumuşsunuzdur. Yazı bir hayli uzadığı için iki parçaya bölmem gerekti. 5G kullanım alanlarına dair detayların olduğu bölümü de artık ayrı bir flood olarak yakında paylaşırım. Biraz arkası yarın tadında, yarım bırakılmış gibi gelebilir, affola.


Follow us on Twitter

to be informed of the latest developments and updates!


You can easily use to @tivitikothread bot for create more readable thread!
Donate 💲

You can keep this app free of charge by supporting 😊

for server charges...