Kelime Köken

Kelime Köken

17-06-2020

18:11

Sizlerle uzun soluklu bir zincire başlayalım. Konumuz: "Arapçadan İngilizceye Geçen Kelimeler ve Türkçedeki Yansımaları" Bu başlık altında günde en az iki kelime paylaşıp kökenlerini, hikâyelerini, ilgili kelimelerin Türkçedeki kullanımlarını inceleyeceğim.

İlk kelimemiz "Cebir - Algebra": Özellikle büyüklerimizden duyduğumuz “cebir” kelimesi Türkçeye Arapça cebr “kırık kemiğin kaynaması, sentez, matematikte cebir, güç, zor, kuvvet, üstünlük” kelimesinden geçmiştir.

Avrupa dillerine de geçen bu kelimenin babası Muhammed b. Mûsâ al- Hârizmî’dir. Arapça al-cebr kelimesi Latinceye, Latinceden de İngilizceye geçmiş ve “algebra” halini almıştır.

Kelimenin matematikteki anlamının “kırık kemiğin kaynaşması, kemiğin bütünlenmesi” anlamı üzerinden kurulduğu ve Hârizmî’nin “Kitābu'l-cabr wa'l-muḳābala” eserinden alındığı bilinmektedir.

Cebir kelimesiyle aynı kökten gelen pek çok gelime mevcuttur: Allah’ın sıfatlarından biri olan ve “güç uygulayan, güç kullanan, güçlü” anlamındaki cabbar, “azamet, celal, çok büyük güç sahibi” anlamında ceberut, +++

+++ “zorlama, güç kullanma” anlamında icbar, “zorlayıcı” anlamında mücbir, “zorunluluk, tutkun, meftun” anlamında mecbur olarak sıralanabilir. Yine İbranice kökenli “Cebrail” kelimesinin de “Allah’ın gücü” anlamında benzer kökten türediği düşünülür.

İkinci kelimemiz "Patlıcan - Aubergine": Envaiçeşit yemeği yapılan bu sebzenin ismi dilimize Arapça “bādincān”dan geçmiştir. Arapça kelime Farsça “bādingān”dan alıntıdır. Kök bağlamı belli olmayan kelime Sanskritçeye kadar dayanır ancak Avrupalılar kelimeyi Arapçadan almıştır.

Araplar tarafından Akdeniz’e ve Avrupa’ya tanıtılan patlıcan, İspanyollarca al-barangina olarak alınır. Kelime İspanyolcadan Fransızcaya “aubergine” olarak geçer ve oradan da İngilizceye aynı şekilde aktarılır.🍆

Üçüncü kelimemiz "Albatros - Albatros": Açık denizlerin hâkimi olan albatroslar geniş kanatları, kusursuz av yetenekleriyle bilinirler. Albatros kelimesi dilimize aynı anlamda Fransızcadan geçmiştir. Arapça el-ġaṭṭās “dalgıç” kelimesi Portekizcede alcatraz şeklide benimsendi.

Kelimenin Portekizceden Fransızca ve İngilizceye “albatros” şeklinde geçtiği düşünülmektedir. Albatros başlangıçta pelikan kuşunu tanımlamak için kullanılmıştır. Yabancı kaynaklar kelimenin “al-qadus” yani “su çarkı, su dolabı, su kovası”na dayanma ihtimalini de değerlendirirler.

Pelikanın büyük kesesiyle su dolabı/kovası arasında bağ kurulduğu ve kelimenin de bu yolla oluştuğu görüşü öne sürülmektedir. Hapishane adası olarak kullanılan “Alcatraz” da adını adadaki pelikan nüfusuna borçludur.

İlk başta pelikanları tanımlayan “albatros”un sonradan malum kuş cinsini tanımlamak için kullanılması ilgi çekicidir.

Dördüncü kelimemiz "Amiral - Admiral": Türkçede “yüksek rütbeli deniz komutanı, deniz kuvvetlerinde albaydan sonra gelen unvan” anlamlarına sahip “amiral” kelimesi Arapça kökenlidir.

Amiral kelimesi Avrupa dillerinde “Müslüman komutan” anlamında kullanılmış, ilk başta kara kuvvetleri komutanı anlamındayken anlam genişlemesi yaşayarak çoğunlukla “deniz komutanı” olarak kullanılmıştır. Arapça kökenli “amiral” kelimesi dilimize Fransızcadan geçmiştir.

Haçlı Seferleri sırasında Avrupa dillerine yerleştiği düşünülen kelime, güncel İngilizcede “admiral” olarak geçer. İlgili kelimeyi Fransızcadan askeri rütbe bağlamında almamız oldukça ilgi çekici bir durumdur zira “amiral”le bağlantılı pek çok kelime dilimizde zaten mevcuttur.

Amiral, Arapça “emir” kelimesinden gelir ve Türkçede de bu kelime “kral, sultan, yönetici” anlamında kullanılmaktadır.

Arapça emr “emretmek, buyurmak” kökünden: “emreden” anlamında amir, “söz, belirti” anlamında emare, “oldubitti” anlamında emrivaki, “emirler” anlamında evamir, “emir kulu, iş eri, görevli” anlamında memur, “emirler, beyler” anlamında ümera kelimeleri türemiştir.

Beşinci kelimemiz "Kâfur-Camphor": Klasik romanların vazgeçilmez tıbbi malzemelerinden olan “kâfur” Hindistan ve Çin’de yetişen bir ağaçtır. Kâfur ağacının reçinesinden elde edilen, yarı şeffaf ıtırlı madde divan edebiyatında sevgilinin gerdanını tanımlamak için kullanılmıştır.

Edebiyatta ve tıpta hayli önemli bir yere sahip olan bu maddenin Farsçadan Arapçaya, Arapçadan da İngilizceye “camphor” olarak geçtiği düşünülmektedir. Kimi kaynaklar İngilizce kelimenin Malaycadan alındığı görüşüne sahiptir.

Altıncı kelimemiz "İksir - Elixir": Eskiden kimyacıların toprağı veya değersiz madenleri altına çevirmek için kullandıkları efsanevi sıvıyı tanımlayan “iksir” kelimesi dilimize Arapça iksīr “damıtma yoluyla elde edilen öz” kelimesinden geçmiştir.

Arapça “iksir” Eski Yunanca eksaíresis “çıkarmak, süzüp almak” kelimesine dayanır. Yabancı kaynaklar kelimenin “büyücü tozu, büyücü taşı, yaraları kurutmak için kullanılan bir toz” anlamında “xeros” kelimesine dayandığını belirtmektedir

Kelime İngilizceye Arapça “iksir” üzerinden “elixir” olarak geçmiştir. İngilizce kelime “bengisu, öz, hayat suyu” anlamlarında kullanılmaktadır.

Yedinci kelimemiz "Tersane - Arsenal": İngiltere birinci futbol liginin en önemli kulüplerinden birinin de adı olan “Arsenal” İngilizceye İtalyanca “arzenale” kelimesinden geçmiştir. İtalyanca kelime Arapça dāru'ṣ-ṣanˁa “atölye, üretim yeri, sanat/zanaat evi” anlamındadır.

Venedikliler bu kelimeyi alıp gemi üretim evlerine yani “tersane”ye uyarlamıştır. İtalyanca bir kelime olan ve dilimize de olduğu gibi geçen “tersane” yukarıda belirtilen Arapça kullanımdan alıntıdır.

Dilimizdeki “sanat, sanayi, zanaat, sınai, suni” kelimeleri de “ustalık, hüner, el işçiliği” anlamları üzerinden ilgili kelimelerle kökteştir.

İtalyanların tersaneyi tanımlamak için kullandıkları kelime İngilizcede “cephanelik” anlamındaki “Arsenal”e dönüşmüştür. Futbol kulübü Arsenal’in ambleminde bir “top” olması da sonradan oluşan “cephanelik” anlamıyla ilgilidir.

Sekizinci kelimemiz "Haşhaşi - Assassin": Geçmişi pek çetrefilli olan bu kelimenin hikayesi Hasan Sabbah’a kadar uzanmaktadır. Kazvin’in kuzeybatısındaki Elbruz Dağları üzerindeki Alamut Kalesi’ni zapt eden Sabbah, sonra kalenin civarındaki pek çok yeri hakimiyeti altına aldı.

Hasan Sabbah ve fedaileri dönem içerisinde büyük bir güç kazandı ve Haşşâşîn/Haşîşiyye adlı terör örgütü bu dönemde ortaya çıktı. Arapça “kuru ot” anlamına gelen haşîş sonradan Hint keneviri ve bundan elde edilen “esrar”ı tanımlamak için kullanılmıştır.

Haşşâşîn/Haşîşiyye ise “esrar içenler, esrarkeş” anlamında oluşturulmuştur. Haşhaşiler çeşitli devlet adamlarına düzenledikleri suikastlarla bilinirlerdi. Haşhaşi liderleri fedailere cennet vaadinde bulunup, onlara içirdikleri uyuşturucularla(esrar) istediklerini yaptırıyorlardı.

Hasan Sabbah döneminde ve sonrasında birçok terör faaliyeti yürütüldü, büyük din ve devlet adamı Haşşâşîn fedaileri tarafından öldürüldü.

Haçlı Seferleri sırasında Avrupa’ya taşınan “haşşaşin” ifadesi “assassin”e dönüştü ve ilk başta “fedakar ve gayretli” anlamında sevdiği veya inandığı şey için her şeyi yapan kişileri tanımlamak için kullanılıyordu.

Bu durum Haşhaşiler’in yeterince tanınmamasından kaynaklanıyordu. Haçlıların Orta Doğu’da uzun süre kalması ve Marko Polo gibi bazı seyyahların bu örgüte dair verdiği bilgiler oluşan ilk düşünceyi de değiştirmişti.

Haşhaşiler’in fena işler yapan kimseler olduklarının anlaşılmasıyla “assassin” kelimesi “suikastçı, haince adam öldüren, katil” anlamları kazandı. İngilizce “assassin” kelimesi de bu kökle bağlantılı “suikastçı, katil” anlamında dile yerleşmiştir.

Yine İngilizce “esrar” anlamına gelen “hashish” kelimesi de bu hikayeyle ilintili olarak Arapça kökenlidir.

Dokuzuncu kelimemiz "Kırat/Karat / Carat": Esasında bir ölçü birimi olan kırat veya karat dilimize Arapçadan geçmiştir. Arapça ḳirāt “keçiboynuzu çekirdeği, bu çekirdeğin ağırlığına eşdeğer tartı birimi” anlamındadır.

Arapça kırat, Yunanca kerátion yani “boynuzcuk, keçiboynuzu bitkisi”ne dayanır. Yunancadan alıntı Arapça kelime Fransızca ve İtalyancaya geçmiş, bu diller aracılığıyla İngilizceye “carat” şeklinde girmiştir.

Mücevher tartmakta kullanılan bu ölçü birimi 0,20 gram ağırlığı karşılamaktadır. Sonradan mecazen “değer, seviye, nitelik, vasıf” anlamlarını kazanmıştır.

Onuncu kelimemiz "Karavan - Caravan": Karavan dendiğinde gözümüzün önüne ilk olarak römorkla çekilen tekerlekli odacık gelecektir. Her ne kadar biz malum araç eklentisini “karavan” olarak adlandırsak da kelimenin hikâyesi biraz daha farklıdır.

İngilizce caravan kelimesi Arapçadan alınsa da Farsça kervan “kafile, katar” kelimesine dayanır. Haçlı Seferleri sırasında çöllerde/yollarda görülen kervanlar Avrupalılarca aynı adla anılmış, 16-17. yüzyılda bu kelime atlı arabaların kapalı bölümleri için kullanılmıştır.

Özellikle gezginler ve göçebe yaşayan topluluklar için vazgeçilmez olan karavanlar, 1900’lerde otomobil dünyasında yanşan gelişmelere bağlı olarak büyük bir değişim yaşamış ve bildiğimiz römorkla çekilen veya kendinden motorlu malum arabalı evleri tanımlamak için kullanılmıştır.

On birinci kelimemiz "Algoritma - Algorithm": Matematikte bir problemi çözmek için uygulanan yöntem veya izlenen yolu ifade eden “algoritma” kelimesi dilimize Fransızcadan geçmiştir.

Eski Fransızca algorithme “Arap sayılarıyla aritmetik işlem yapma yöntemi” anlamında Arapçadan alıntıdır ve İngilizceye aynı anlamda “algorithm” olarak geçip “herhangi bir hesaplama yöntemi” şeklinde anlam genişlemesi yaşamıştır.

Arapça kelime matematiğin babası ve büyük İslam bilgini Muhammed b. Mûsâ al- Hârizmî’nin adından gelir. Kurduğu matematik sistemi büyük matematikçinin adıyla anılmış, al-Hârizmî’nin değişerek zamanla “algoritma”ya dönüşmüştür.

On ikinci kelimemiz "Alkol - Alcohol": Mayalı içkilerden damıtma yoluyla çıkarılan “alkol” dilimize Fransızcadan geçmiştir. İmbikle alkol damıtma tekniğinin 11. yüzyılda İspanya Araplarınca bulunduğu ve kelimenin de onlar üzerinden Fransızcaya “alcool” olarak geçtiği aktarılır

Arapça al-kuḥl “ göz sürmesi, antimon, kurşun sülfat” anlamına gelir. Göz sürmesi ve malum kimyasal madde arasındaki ilişki net olmamakla birlikte, sürme ve alkolün benzer şekilde damıtılması adlandırmaya neden olarak gösterilir.

İngilizcede “alcohol” olarak geçen kelime bir dönem “her şeyin saf ruhu, maddenin özü” anlamlarında da kullanılmıştır.

On üçüncü kelimemiz "Sıfır - Zero": Aritmetikte genellikle başlangıç veya nötr bölgeyi temsil eden sıfır (0) rakamını ilk defa büyük matematikçi Muhammed b. Mûsâ al- Hârizmî’nin kullandığı aktarılır.

Sıfır, Latincede “zephirum” olarak geçer ve bu kavramı batıda yazılı olarak ilk kullanan İtalyan matematikçi Leonardo Fibonacci’dir. Fibonacci aynı zamanda Hint-Arap sayılarını Avrupa'ya tanıtmıştır (bkz: liber abaci).

Arapçadan alınan “zephirum” Avrupa dillerine geçmiş, İngilizcede “zero” şeklinde evrilmiştir. Arapça sfr kökünden gelen sifr “hiç, boşluk, matematikte sıfır sayısı” anlamındadır. Deşifre ve şifre kelimeleri de “sıfır”dan gelmektedir.

On dördüncü kelimemiz "Şeker - Sugar / Candy": İngilizcede “şeker, şekerleme” anlamına gelen candy aynı zamanda “kristalleşmek” anlamı da taşır. İngilizceye Eski Fransızcadan geçen “candy” ilk başlarda “kristalize şeker” anlamında kullanılmaktaydı.

Sanskritçe kökenli olduğu düşünülen kelime Farsçada “kand” olarak geçer. Arapça kandi “şeker kamışı” Farsçadan alıntıdır. Kelime Arapça üzerinden Avrupa dillerine yerleşmiştir.

Şeker kelimesi dilimize Farsçadan geçmiştir. Kelimenin kökeni Sanskritçe śárkarā "çakıl taşı, kum tanesi" anlamındadır. Bu tatlı madde ilk defa Hintliler tarafından üretilmiştir.

Şeker kamışını çiğneyip tatlı özünden faydalanan Hintliler sonradan şekeri kristalize etmeyi keşfederler, Çinliler de bu işlemi onlardan öğrenir. Gel zaman git zaman şeker kamışı tarlaları Güneydoğu Asya'da epey artmış, hatta ticareti dahi yapılmıştır.

Balın tahakkümü de bu dönemde az da olsa kırılır, bu sırada şeker henüz sadece Hindistan ve Çin çevresinde bilinmektedir. Batı dünyasında şeker Büyük İskender'in seferleriyle bilinir hale gelir.

Hindistan'a yapılan akınlarda bu tatlı maddeyle karşılaşan ve çok hoşlarına giden Yunanlar, bir miktar şekeri kendileriyle birlikte getiriyorlar. İskender'in kumandanı Nearchus bu konuda önemli role sahiptir.

Bilinirliği yavaş yavaş artan şeker ilk başta "tatlı tuz" olarak tanımlanmıştır. Ticaretinin yaygınlaşmasıyla yavaş yavaş "şeker" adı yayılmış, Arapça üzerinden Avrupa dillerine geçmiştir. İngilizce “sugar” kullanımı Arapçadan alıntıdır.

On beşinci kelimemiz "attar - attar": Bizi büyüleyici kokusuyla kendine çeken attarlar halk arasında “aktar” olarak da bilinirler. Arapça ‘iṭr “güzel koku, baharat” kelimesinden gelen attar “kurutulmuş bitki ve sebzelerin, envaiçeşit baharın satıldığı yer” anlamına gelmektedir.

Bir çiçek adı olan ve kız çocuklarına isim olarak verilen “hoş koku, büyüleyici koku, parfüm” anlamındaki “ıtır” kelimesi de bu kökten gelir. Kelime İngilizceye “parfüm, özellikle çiçek parfümü” anlamında “attar” olarak Arapçadan geçmiştir.

On altıncı kelimemiz "Alkali - Alkali": Kimyada suda eriyebilen, asitleri nötrleştirip tuzları meydana getiren "sodyum ve potasyum hidroksit"i ifade eden “alkali” kelimesi “soda külü” olarak da tanımlanmaktadır.

Alkali İngilizce ve Fransızcaya Latince üzerinden, Latinceye de Arapça al-ḳalī “soda külü, kostik soda, sodyum hidroksit” kelimesinden geçmiştir. Arapça ḳalā “yaktı, kızarttı, tavada kavurdu” köküne dayanmaktadır.

Simya / Alchemy – Kimya / Chemistry:

On sekizinci kelimemiz "Panzehir - Bezoar": Bir zehrin etkisini ortadan kaldıran maddeyi ifade eden “panzehir” dilimize Farsçadan geçmiştir. Farsça pād “koruyucu” ve zehr “zehir” birleşimiyle oluşan “pād-zehr” İngilizceye Arapça üzerinden geçmiştir.

Arapça bazahr kullanımı İngilizcede “bezoar”a dönüşmüştür. Hint-Avrupa ana diline dayanan kelime “anti zehir” olarak da tanımlanabilir.

On dokuzuncu kelimemiz "Şifre - Cipher": Güvenlik ihtiyacının arttığı günümüz dünyasında hemen her alanda şifrelerle karşılaşılır. Apartmana girerken, kredi kartıyla ödeme yaparken ve hatta telefonumuzun tuş kilidini açarken şifreler kullanırız.

Gizli haberleşmeye yarayan özel işaretler sistemini ifade eden şifre dilimize Fransızca “chiffre”den geçmiştir. Fransızca kelime Arapça sifr “sıfır”dan alıntıdır ve Fransızcada “sayı, rakam, kod” anlamında kullanılmıştır.

Fransızcadan İngilizceye “cipher” şeklinde geçen kelime “kodlama, rakamlarla gizleme” anlamı kazanmıştır.

Yirminci kelimemiz "Kalibre - Caliber":

Yirmi birinci kelimemiz "Karafa - Carafe": Uzun boyunlu, kupsuz şarap veya rakı sürahisini tanımlamak için kullanılan “karaf / karafa” kelimesi batı dillerine Arapça garef / garrafa “saplı su veya içki çömleği” kelimesinden geçmiştir.

İspanya Arapları aracılığıyla Fransızcaya ve İtalyancaya geçen kelime bu yolla İngilizcede “carafe” haline dönüşmüştür. Kelime İngilizcede direkt olarak “sürahi” anlamında da kullanılmaktadır. Yunanca “karafaki” kullanımı da yine bu kökten gelir.



Follow us on Twitter

to be informed of the latest developments and updates!


You can easily use to @tivitikothread bot for create more readable thread!
Donate 💲

You can keep this app free of charge by supporting 😊

for server charges...