⚓Jxlhš☪️🇹🇷 Dr. Yüksel Hoš

⚓Jxlhš☪️🇹🇷 Dr. Yüksel Hoš

20-06-2020

21:34

Türkan Saylan ile ilgili bir anımı anlatacağım. Gocunanlar olabilir ama olmasın olacaksa da çok da tın diyorum çünkü yaşadım ve söylüyorum. Onun bunun cemaat ve tarikatları ile de hiç işim olmadığını sağır sultan bilir. Sene 90'lar. Üniversitemize bir yabancı ismi çağıracağız ⬇️

Olay bizi aşıyor. Papyonlu bir rektör yrd. vardı. Emin Darendeliler ona gittik. Biz bunu yapacak güçte değiliz ama Türkan hanım Demirel'e bir telefon eder iyi de olur dedi. O dönem Alemdaroğlu rektör hem o hem de Nur Serter, öğrenciyi adamdan saymazdı. Emin hoca ise ılımlıydı. ⬇️

Türkan hocanın yanına gideceğiz o hafta yok, diğer bir hafta müsait değil en son kabul etti bizi. İsimlerimizi sordu. Allahtan ön adım Bekir değil de Yüksel demişim. Bir arkadaşımız adım Fatih dediğinde "Ailen nereli fatih?" dedi. O da karadeniz dediğinde hmm dindar mısınız? ⬇️

Muhabbetin 15 dakikası Fatih'in kökeni, annesi, babası şusu busuna harcandı. Fatih, dinci olmadığını ispat edene dek hocanın bakışlarını görmelisiniz. Yahu biz bir Bosnalı başbakanı çağırmak istiyoruz. Neden bunca soru? Sonra bir diğer arkadaşın pantolon dizlerine baktı hoca. ⬇️

Namaz kılıyorsun galiba... dedi. Cumadan çıktım dedi çocuk safiyane şekilde. Hmm tamam güzel.. dedi. Biz böyle böyle yarım saati gavur ettik. İ.Ü denen siyaset kavgası olmadan gün geçmeyen üniversitede en orjinal grup bizimkiydi. Solcu, alevi, göçmen, ateist, dindar birdik. ⬇️

Hoca ısrarla bizi bir kefeye sokma derdinde. Nerelisin? dedi bana. İstanbulluyum dedim ki hep öyle derim. Yok kökenin nereden? İlla kara kaş kara göz bir yere mal edilecek. Anlattım. Anlatırken süzüyor tabi. Bosna Hersek'le alakan nedir? dedi. Söyledim.Anlattıklarımı beğenmedi ⬇️

Hocaya en entelektüelimiz sözcü olarak konuşmaya başladığı halde kız iki kelam edemedi. Kızın da kilosuna takıldı. Bu yaşta bu kadar kilo olmaz canım benim bak bedeninin hammallığını yapıyorsun ama... dedi. Kız, sizin de anlayacağınız üzre b... çuvalı gibi bir moralle kaldı. ⬇️

Sonra bize neden bu soruları sorduğunu, maksadının ne olduğunu harika bir Türkçe ile açıkladı. Dolabının arkasında seccade olduğunu, ibadetlerini gizliden yaptığını da söyledi (Hiç merak etmediğimiz konudur). Sonra bizden açıkça ne istediğimizi sordu. Söyledik 2. kez söyledik. ⬇️

Bu tür bir şey için devlet adamlarının uygun zamanlarının olmayabileceğini ama bazı kanalları yoklayabileceğini bildirdi. Teşekkür ettik. Sonra hoca bize, Siz zeki çocuklarsınız. İsterim ki devletimize yardımcı olun. Dedi. Eee nasıl? diye bakıyoruz tabi. Arkadaşlarınız dedi ⬇️

İnsan üniversitede doğru arkadaş seçemeyebilirmiş. Doğru seçmediği arkadaşları sayesinde de örgütlere, dinci gruplara alet olabilirmiş ki bu doğru (ama eksik, sosyalist, komünist gruplara da alet olabilir) buna benzer şeyler söyledi. Ardından da çok garip bir yere geldi laf ⬇️

Peki bu arkadaşlarınızı nasıl tanırsınız? dedi. Tabi biz dinliyoruz. Anlattığı tiplemeye herhalde şu Türkiye'de uymayan kişiler %10'dur. Özetle bu kişiler annesi başını gelenekçi olarak örtenler hariç, bilinçli kapalı, ablası bilinçli kapalı tipler ise ne yapacakmışız? ⬇️

O arkadaşlarla muhabbeti hiç bozmadan, onlarla daha da samimi olup bilgi alacak ve bu bilgiyi devletimizle paylaşacakmışız. Devlet derken? Hocanın derneği devletin kanunlarına göre kurulmuş ve devlet ve insanına hizmetten başka amacı yokmuş. Özetle arkadaşımızı satacağız yani. ⬇️

Aynı çatı altında beraber gülüp eğlendiğimiz, sınava beraber gittiğimiz, birlikte para birleştirip yemek yediğimiz arkadaşımızı neden satalım? Devlet bize kadar düştü mü yahu? dedim içimden. Ama safız da hiç tepki vermek aklımıza gelmiyor. Hoca da çok kibar bir şey diyemiyoruz ⬇️

Biz, Aliya İzetbegoviç'i getiremeyiz diye Silajdziç'i getirelim demiştik ama toplantıdan çıktıktan sonra anladık ki Bosna Hersek'ten bir köpek yavrusu bile getirmemiz zordu. Bu anlattıklarım Türkan Hoca'nın cüzzamla savaşı ve ne kadar büyük bilim adamı olduğu ile alakalı değil ⬇️

Bunlar, şu ana dek adı kültür merkezlerine verilmiş olan ve bir tek eleştiride fikre tahammülsüz linç meraklısı kişilere, "Durun beyler biz de bu dünyada yaşadık ve bizim de 3-5 lafımız var" demek içindir. Şahsen 43 yıllık ömrümde yaşanmış bir dumur olaydır bu benim için. ⬇️

Türkan Saylan değerli bir profesördür.Bir isimdir, bir bayrak şahsiyettir.Milli duruşu olan bir insandır. Ama ben de bunları yaşadım ve biliyorum. ABD'de bırakın bir insana dinini dindarlığını sormak, aracının markasını sormak "discrimination" kapsamındaki ayrımcı soruya girer ⬇️

Biz o dönemler "bir yerlerle bağımız olmadığını ispat" noktasında bir stresle gitmediğimiz halde ahret sorularına muhatap kaldık ve doğup büyüdüğümüz ortamlar da hiç siyasi ortamlar ve aileler değildi.O sorular da bize hiç sorulmamalıydı. Ama soruldu ve yadırgamadan cevapladık ⬇️

Yıllar sonra akademisyen olup öğrencilerime ilk derste tanışırken nereli olduklarını bile sormak yerine "nereden geliyorsunuz?" diye sormayı seçtim. Nerelisiniz? kelimesine göre daha az tecessüs kokan bir ifadedir bu çünkü. Hatta artık hiç sormuyorum da. Üzerime vazife değil ⬇️

Şimdi Celal Şengör, Türkan Saylan'ı bir lafında eleştirmiş. Adam peygamberi eleştiriyor Celal Hocanın eleştirisinden kim kurtuldu ki? Ama eleştiriye tahammül yok ülkede. Eleştiremezsin! derken adam sana YARGILAYAMAZSIN! manasında diyor. Ben yargılamıyorum ki? Eleştiriyorum. ⬇️

Eleştirmezsem yokum! Üniversite eğitimini eleştirebilmek için aldım. CB'nı da eleştiririm. Eleştirmeyen biri isteyen gidip kilise eğitimi ya da medrese eğitimi versin. Ben gördüklerimle ve yaşadıklarımla, bir insanı hepten silmeden eleştirir, doğrularını da mutlaka söylerim. ⬇️

90'larda ülkedeki o garip, dindarların başını ezmeye şartlanmış jakoben kafa o kadar hakimdi ki en okumuş, en tahsilli insanlar bu ülke böyle kurtulur diye düşünmeye başladı. Ezmeye çalıştıkları kişilerin bir gün devran dönüp rövanşizm duygusuyla dolacaklarını da düşünmediler. ⬇️

ABD görmüş, dünyayı bilen bilim insanları, ABD'de soramayacakları ve sordukları takdirde yuhalanacakları ya da cezai işlem görecekleri soruları, bu ülke evladına sorabildiler. Bu bir hatadır. Türkan hoca da bu hatayı yapanlar arasındaydı. O günler o hatayı çok kişi yaptı. ⬇️

Komşumuz bir kadın vardı çarşaflıydı. Fatura yatırırken görmüştüm kadını. Kadının sırası gelmeden önce önündeki kadını buyrun hanımefendi diye çağıran adam, çarşaflı teyzeye"buyur hanım"diyordu. Bu insanlar bunu yadırgamadı. Çünkü alışmışlardı yok sayılmaya küçümsenmeye beyler ⬇️

Ama günün birinde o yok sayılanlara sınırsız öz güven veren hatta bunu hayli bol keseden bir şekilde yapanlar da oldu ve yürüdüler.Yürüyenlere,beraber yürüyenlere laf etmeden evvel ayağına çelme taktığınız ayrımcılık yaptığınız insanınıza"biz ne yaptık?" diye de düşüneceksiniz ⬇️

Gönül isterdi ki tüm ülkedeki ortam 6-7 kişilik o grubumuz gibi olsaydı.Ama olmuyordu işte. İlla seni sokacaklar bir kalıba. Ayarsızlık sağda da solda da vardı.Rövanşizmle asır kaybettik. Büyüdük ve dünya yine kirli ama en çok da zihinler. Türkan hocaya gönülden rahmet diliyorum.


Follow us on Twitter

to be informed of the latest developments and updates!


You can easily use to @tivitikothread bot for create more readable thread!
Donate 💲

You can keep this app free of charge by supporting 😊

for server charges...