Gürman

Gürman

21-09-2022

21:34

İnsanların yarısını cinsiyeti nedeniyle ikinci sınıf olarak konumlandıran, sosyal, siyasal ve ekonomik hayatın dışına mahkum eden, kalan yarısını ise inanç ve rejime sadakat bazında ayrımcılık düzenine mahkum eden totaliter bir baskı rejimine normal bir insan ancak öfke duyabilir

İran’daki rejim teokratik, totaliter, insan hak ve hürriyetlerini sistematik olarak ihlal eden bir rejim. Bu rejime isyan eden herkes en azından sempatiyi ve kalpten desteklenmeyi hak ediyor. Ancak bundan sonra kurulacak rejim konusunda da hemen ümitvar olmak için bir sebep yok.

Ne yazık ki ortadoğu ve geniş coğrafyamızda yaşananlar istibdat ve baskı rejimleri yıkılır yıkılmaz demokratik hukuk devleti kurulmadığını gösteriyor. Irak’ta durum böyle olmadı, Afganistan’da yaşananlar ortada, SSCB sonrasında yeni kurulan devletlerin bir çoğu tek adam rejimi.

İnsanların etnik köken, inanç, cinsiyet ve cinsel yönelim fark etmeksizin hakları bakımından eşit olduğuna hatta belli bazlı vazgeçilemez, devredilemez hakları olduğuna dünyanın büyük kısmı kani değil. Hukuk devleti talep eden insan sayısı rejim mahkemesi talep edenlerden daha az

Dünyada demokrasiyi savunanlar, demokrasi düşmanlarından küçük bir grubu oluşturuyor. Türkiye’de demokrasi mücadelesi verenler bile Putin rejimine sempati ile bakıyor, Kuzey Kore’yi övüyor, Çin rejimine övgüler düzüyor.

“Düşman” algılaması hala politik tasavvurun ana aktörü. Düşmanı yok edecek, tarihten silecek aksiyonlar hala daha hak ve adalet bilincinden çok daha güçlü. Düşman “dinsizler” olabilir, kafir olabilir, burjuva, untermensch, “haçlı” veya “sonsuz yahudi” olabilir talep edilen aynı.

Bu büyük düşmanı tarihten silmek kadar büyük düşmanın karşısındaki toplulukta örgütsel anlamda hakim grubun normlarını koruyacak ve ayrıcalığını idame ettirecek düzenlemeler de talep ediliyor. Böyle bir talep var oldukça bunu besleyecek, büyütecek aktörler de oluşur.

Yani İran’da rejim değişince (bunu da çok zor görüyorum, dünyadaki totaliter rejimler Berlin Duvarı’ndan çok şey öğrendiler) sosyal hareketi yöneten örgütlü küçük bir grup yeni tür bir otokrasi veya totaliter rejim kurabilir.

Ne yazık ki dünyanın büyük kısmının demokrasiye sırtını döndüğü, başka insanlara demokrasiyi layik görmediği, demokrasi için bedel ödemek istemediği, kendi hakları için bile bedel ödemekten kaçındığı bir çağda yaşıyoruz.

Öyle bir çağ ki Putin doğalgaz fiyatlarını arttırmakla demokrasileri tehdit edebiliyor ve başarı da kazanıyor, utanmadan nükleer silah kullanabileceğini söylüyor ve yer buluyor. Hitler muhtemelen böyle bir nesil ve siyasi sınıf yakalasa Polonya’yı kurşun bile atmadan alırdı.

Biliyorum ki İran’da demokrasi isteyenler var ancak onlar uluslarası toplumdan destek alamayacak, kendi ülkelerinde “batı ajanı” olmakla itham edilecek, demokrasilerde yaşayan popülist ve otoriter hareketler onları yargılayacak. Moral destekleri bile yok edilecek.

O sırada totaliter, otoriter hareketler AKP’den, İhvan’a, Çin’den, Rusya’ya kadar bölgeye müdahale edecek, kendilerine yakın grupları veya rejim unsurlarını destekleyecek, silahlandıracak, finansal desteğe kavuşturacak, nihayetinde demokrasi talebi belki bir çığlık olarak kalacak

Demokraside yaşayanların bile demokrasiyi savunmak için bu kadar isteksiz olduğu, demokrasi düşmanlarının ise demokrasiyi boğmak için bu kadar kolay işbirliği yapabildiği günlerde zulme uğrayan ve isyan eden insanlara bir keşke ile bakıyorum. Keşke her şeye rağmen başarsalar.


Follow us on Twitter

to be informed of the latest developments and updates!


You can easily use to @tivitikothread bot for create more readable thread!
Donate 💲

You can keep this app free of charge by supporting 😊

for server charges...