Serkan Öztürk

Serkan Öztürk

04-12-2019

16:48

74 yıl önce bugün Türkiye tarihinin ilk kitlesel antikomünist eylemi olarak kabul edilen olay yaşanmış, tarihe Tan Baskını olarak geçen eylemde dönemin sosyalist aydınlarının yayınladığı Tan gazetesi basılarak tahrip edilmişti.

30'lu yıllar boyunca dünyayı etkisi altına alan otoriter milliyetçi rüzgarın etkisinde kalan Türkiye, 2. Dünya Savaşı'nın son aylarında Almanlar'ın kaybedeceğinin anlaşılmasıyla seçimini müteffiklerden yana yapmış, sembolik de olsa Almanlar'a savaş ilan etmişti.

Müttefikler arası saflaşmada ise Sovyet etkisine karşı Batı Bloku'na eklemlenme arayışına girilmiş; bu tercihe uygun yapısal adımları atma hazırlıklarına girişilmişti. Bu aynı zamanda tek partili sistem başta, Türkiye'nin mevcut siyasi düzeninin de sonu anlamına geliyordu.

7 Haziran 1945 günü CHP meclis grubuna dört milletvekilinin verdiği bir önergeyle değişimin işaret fişeğinin atıldığının o sırada kimse farkında değildi. Önergenin altındaki imzalar Celal Bayar (İzmir), Refik Koraltan (İçel), Fuat Köprülü (Kars) ve Adnan Menderes'e (Aydın) aitti.

Tarihe Dörtlü Takrir olarak geçilen bu önerge ile çok partili hayata geçilmesi, serbest seçimlerin yapılması, üniversite özerkliği, tek dereceli seçim sistemi ve yürütme organlarının CHP tüzel kişiliğinden bağımsızlığı talep ediliyordu.

Önerge meclis grubunda yapılan sert tartışmaların ardından reddedildi. Birkaç ay sonra basındaki sert eleştirileri nedeniyle önce Köprülü ve Menderes, ardından da Koraltan CHP'den ihraç edildi. İhraçlara tepki gösteren Celal Bayar da partisinden ayrıldı.

Temmuz 1945'te çok partili hayata geçiş hazırlıklarına girişildiğinin duyurulduğu dikkate alındığında bu ihraçlar CHP'nin muhaliflerine dönük çektiği bir rest olarak da okunabilir. Böylelikle hem takrircilere teslim olunmamış, hem de ayrı bir oluşuma gitmelerine yol verilmişti.

İlerleyen dönemde Demokrat Parti'yi kuracak olan bu grubun dışında, dönemin etkili muhalefeti olarak özellikle aydınlar arasında önemli etkiye sahip olan bir kesim daha vardı: Yer altında faaliyet gösteren Türkiye Komünist Partisi.

Tek parti rejiminin vidalarının gevşemesiyle birlikte yasal zemine çıkma hazırlıkları yapan TKP'de dönemin İleri Demokratlar Cephesi tezi doğrultusunda CHP muhalifi diğer kesimlerle ortak hareket edebilmenin koşulları yaratılmaya çalışılıyordu.

İleri Demokratlar Cephesi, kaynağını dünya komünist partilerinin ortak örgütü Komintern'de alınan kararlardan alıyordu. Buna göre TKP Avrupa'da da örnekleri görüldüğü gibi burjuvazinin gerici unsurlarına karşı muhalif, ilerici burjuva unsurlarıyla güç birliği yapacaktı.

Sonradan Demokrat Parti'ye dönüşecek oluşumla TKP'nin önerdiği İDC çerçevesinde girdiği arayışların bütünüyle örtüştüğü kuşkusuz söylenemez. Ancak her iki çevre arasında bazı unsurların dirsek temasında bulunduğu, ortak toplantılar yaptığı tartışmasızdır.

Öyle ki; CHP'den ihraç edilen milletvekillerinin Cami Baykurt önderliğinde kurulacak sosyalist bir partiye katılacakları, Mareşal Fevzi Çakmak'ın da bu üye olacağı kulislerde konuşulmaya başlamıştı.

Bu girişimlerin bir sonucu olarak Zekeriya Sertel, Behice Boran, Esat Adil gibi kamuoyunun yakından tanıdığı sosyalist aydınlarla Celal Bayar, Tevfik Rüştü Aras gibi isimlerin birlikte bir dergi çıkarma hazırlığında olduğunun duyulması büyük ses getirdi: Görüşler.

1 Aralık 1945'te okuyucusuyla buluşan Görüşler'in kapağı oldukça dikkat çekicidir. Kapaktaki çizimde Görüşler'i temsil eden el perdeyi araladığında Suistimal, İhtikar (Vurgunculuk) ve Faşizm gerilerken dergiye yazmayı vaat edenler arasında Bayar, Menderes ve Köprülü de vardır.

Rejime karşı muhalefetin ortak bir mecrada buluşma ihtimali müesses nizam tarafından hiç de hoş karşılanmadı. Rejimin yarı resmi organı konumundaki Cumhuriyet gazetesinde Serteller'in 1935'ten beri yayınladığı Tan gazetesini ve Görüşler'i hedef alan yayınlar yapılmaya başladı.

'Komünist yuvası' olarak hedefe konan Tan gazetesine yönelik yayınlara 3 Aralık'ta Tanin gazetesi yazarı Hüseyin Cahit Yalçın da katıldı. "Kalkın ey ehli vatan!" başlıklı yazıda ülkesini seven insanlar, komünistlere karşı mücadeleye çağrılıyordu.

Aynı gün İstanbul Üniversitesi'nde okuyan birtakım gençler de el ilanlarıyla Tan gazetesine karşı kışkırtılıyor, komünist tertiplerine karşı harekete geçmeye çağrılıyordu. 4 Aralık 1945 sabahı gazete binası önünde büyük bir nümayiş düzenlenecekti.

Sabahın erken saatlerinde ellerinde baltalar, balyozlar bulunan bir grup geçen protesto için gelenleri galeyana getirmek için harekete geçti. Gazete binasının kapılarının kırılmasıyla gösteri taşkınlığa dönüştü ve içeride ne var ne yoksa yağmalandı.

Anılarında yağmacılık yapan gruba karşı polisin müdahalede bulunmamasından yakınan Zekeriya Sertel kitlenin amacının Zekeriya ve Sabiha Sertel'i çırılçıplak soyarak yanlarında getirdikleri kırmızı boyayı üstlerine dökmek ve "İşte kızıllar!" diye dolaştırmak olduğunu anlatır.

Tan gazetesinin bir daha çıkamayacak şekilde tahrip edilmesinin ardından Yeni Dünya, la Turquie (Fransızca), Nor Or (Ermenice) gazeteleri ve Gün dergisi büroları da ağır şekilde tahrip edildi.

Rejimin bu sert tepkisi karşısında Celal Bayar, Fuad Köprülü, Adnan Menderes gibi isimler komünist olarak bilinen çevreden uzaklaştı ve baskından bir ay sonra 7 Ocak 1946'da Demokrat Parti'yi kurdu. Mesaj alınmış, "kaka çocuklardan" uzak durulmuştu.

Düzenlenen bu teriple rejim açısından istenen sonuç elde edilmiş; Demirkıratlarla sosyalist aydınlar arasında kısan süren yalancı bahar kesin olarak sona ermişti. Geriye bir tek 1946 seçimlerinde Demokrat Parti'nin Bursa listesinden aday olan Mehmet Ali Aybar kalmıştı.

Dipnot: Çeşitli kaynaklara göre o yıllarda üniversite öğrencisi olan Süleyman Demirel, Turgut Özal, İlhan Selçuk, Cüneyt Arcayürek, Orhan Birgit gibi isimler de gazeteye yürüyen protestocular arasında yer alıyordu.



Follow us on Twitter

to be informed of the latest developments and updates!


You can easily use to @tivitikothread bot for create more readable thread!
Donate 💲

You can keep this app free of charge by supporting 😊

Become a Patron! for server charges...