Fyodor Mihayloviç Dostoyevski

Fyodor Mihayloviç Dostoyevski

20-10-2019

19:08

SULUSEPKEN ÜZERİNE BİR AĞIT: Dostoyevski 1849'da idam edilseydi biz onu nasıl tanıyacaktık? Şimdi, 1849'da İdama yürüyen Dostoyevski ve 1881'de Petersburg'da 30 bin kişiyle son yolculuğuna uğurlanan Dostoyevski bilgiseli başlıyor. #Dostoyevski

1840 başlarında Dostoyevski Petersburg'ta hiç kimsenin tanımadığı bir istihkam okulu öğrencisiydi ve içinde romanları en ünlü dergilerde yayınlanan bir edebiyatçı olma özlemi taşıyordu.

1845 yılında ise artık okuldan mezun olmuş, bir mühendis olarak çalışmaya başlamış ufak tefek çeviriler yaparak Petersburg'un ağır şartlarında hayatta kalmaya çalışıyor ve ünlü eleştirmen Belinski tarafından yazdığı ilk roman İnsancıklar yere göğe sığdırılamıyordu.

Rus edebiyatı Fransız romantizminden yavaş yavaş Natüralist bir çizgiye evrilmiş, Gogol 42-45 yıllarında ünlü Ölü Canlar romanıyla en fazla konuşulan yazarlardan biri olmuştu. Aynı zamanda Palto hikayesiyle Gogol, kentli alt sınıfların dünyasına giriş yapıyordu.

Dostoyevski Devrimci bir grubun üyesi olmak ve Çar'a karşı suikast ve ayaklanma başlatmak suçuyla yargılandığı 1848-49 yılına kadar İnsancıklar ve Öteki ismiyle iki roman yayımlamıştı.

Petraşevski adında dışişlerinde çalışan bir memurun evinde toplanan aydın Ruslar, Hukuk reformu, Ortadoksluğun eleştirilmesi, evlilik kurumunun yeniden tanımlanması gibi konular üzerinde çalışmalar yapıyordu.

Avrupa'yı sarsan devrimler Rus gençleri de etkilemiş, kentlerde yaşayan alt sınıfların ve köylülerin acı dolu hikayeleri edebiyat ortamında daha fazla dile getirilir olmuştu.

Dostoyevski zor şartlarda ayakta kalmaya ve bu çevrelerde ismini duyurmaya çalışan bir genç yazar olarak, toplumsal eşitsizliklere kayıtsız kalamazdı. Kiliseyi ve din adamlarını haliyle eleştiriyordu. Ilk yazdığı fakat yayımlanmayan hikayelerinden birinde buna değinmişti.

Fahişe dolu bir caddede din adamları misyonerlik faaliyetleri yürütüyordu. Bu çelişki Dostoyevski'nin gözünden kaçmamıştı, köylü ve kentli halkın sefaleti, din adamlarının umrunda mıydı? Bu dönemde dine mesafeliydi ve yeni fikirleri etkisi altındaydı.

Insancıklar'ın Palto'daki sefil memuru çağrıştıran memur Devuşkin'i, genç ve saf Varvara'sı en fazla bürokrasinin, yoksulluğun, aşk acısının işlendiği gerçekçi bir roman olarak Rus edebiyatı eleştirmenlerince dergilerin sayfalarında yer edinecekti.

Dostoyevski'nin devrimci fikirleriyle, sosyalizme ve liberal fikirlere açık olduğu, (dönemin Rusya'sında hiçbir akım klasik anlamıyla kabul edilmez. Ruslar tüm akımlara kendi tabiatlarını eklerler) Dostoyevski'nin sanat anlayışının henüz oturmadığı kolaylıkla anlaşılabilir.

Yine Dostoyevski'nin ikinci romanını yayınlamasıyla eleştiri bombardımanına tutulduğu, Rus edebiyatının sivilcesi olarak anıldığı da bir gerçektir. Onu yere göğe sığdıramayan Belisnki, İkiz/Öteki romanındaki fantastik öğeleri gördüğünde hunharca eleştirmiştir.

Bu iki romanıyla birlikte Çar'a karşı ayaklanma bahanesiyle Peter ve Paul Kalesine gönderilen, tutuklanan ve 8 ay sonra idama mahkum edilen Dostoyevski o gün idam edilseydi bizim için belki bir anlam ifade edebilirdi. Ama Ruslar büyük ihtimalle onu çoktan unutmuş olacaktı.

Dostoyevski için hayat idam cezasının sürgüne çevrildiği o gün başladı. Hayatın ve ölümün bütün anlamını yitirdiği o gün, genç yazar kavganın ne için olduğunu sorgulamaya başlamıştı.. Yaşamaya değecek bir fikir ancak ölmeye değer görülebilirdi.

Eğer Dostoyevski o gün idam edilseydi ve sürgüne gönderilmeseydi; Toplumun en alt kesimleriyle, hırsızlar, siyasi suçlular, katiller, tefeciler, dolandırıcılarla asla bu kadar iç içe olamayacak ve onlardan etkilenmeyecekti. Suç ve Ceza'nın Raskol'ü Sibirya'da doğacaktı.

1854'te artık prangalardan kurtulduğunda tekrar yazın hayatına geri döndü. Önce yaşadığı çetin 4 yılı kaleme aldı. Ölüler Evinden Anılar bu dört yılın muhasebesiydi.

Ardından eski fikirlerine karşı bir üslup belirgin bir şekilde ortaya çıkmaya başladı. Dostoyevski kararını vermişti. Bitip tükenmeyen tartışmaların ve kavgaların Ruslara ve insanlığa yararı yoktu. Tek bir yol vardı. Sağlam bir zeminde durmak!

Yeraltından Notlar'da hayata kırk yıl geç kalmış bir adamın her şeyi 2+2 kesinliğiyle, formüllerle açıklamaya çalışanlara karşı kopardığı bir nara duyuldu. Hayattı bu ve hayat dediğin karekökü almaya benzemezdi. Herkese dil çıkardı. Sosyalistlere karşı Agoraya inilmişti.

Ardından en büyük eserlerinden Suç ve Ceza'yı kaleme aldı. "Tanrı yoksa her şey mübahtır" dedi. Bir katilden bile bir kahraman yaratılabileceğini gösterdi. Raskolnikov, şiddeti meşru bir yol gören gençlerin bile vicdanlarıvicdanlarını delikanlıydı.

Sonunda Raskolnikov'un eline İncil vererek asıl fikrini ifade etmiş oluyordu. Neye inandığın, inançlarını nasıl açıkladığın, formüllerin, entel bilgilerinin hiçbir anlamı yok. Mühim olan kimin safındasın ve kime hizmet ediyorsun? Durduğun yer ne kadar sağlam?

Bugünlerin moda kavramı yerli ve milli akım, Dostoyevski'nin yazılarında ifade ettiği gerçekti. Yerli derken, üzerine bastığı toprağı, o toprakta yaşayan halkın ve o coğrafyanın ürettiklerini kastediyordu. Milli derken İsa'dan gelen yüce öğretiyi.

Böylece 1840-48 yıllarındaki Dostoyevski'yi sadece bir tecrübe bir tekamül bir seyir olarak kabul ediyordu artık. Suç ve Ceza'dan sonra Babasını arayan bir Delikanlı'yı kaleme aldı. Arayan ve onu anlamak isteyen. Çar, bütün Rusların babasıydı ve anlaşılmalıydı.

Evet, babanın evladına haksızlık yaptığını kabul ediyordu ama anlamak da istiyordu. Verilen mesaj acıktı.

Budala'da Tanrı fikrini yanlış anlayan ve tanımlayan samimi nihilist ve ateist gençlere göndermeler yaptı. Ippolit'i bütün kudret ve bilgisiyle ortaya koydu. Onu güçlü yapan her özellik sonunu da yaklaştırmıştı. Budala, hakikatin bile bir siyaseti olması gerektiğini vurguladı.

Ecinniler'de sürgün öncesi kendiyle yüzleşti. Kendini bile eleştirdi. Eski çevresinin gerçek yüzünü bir bir ortaya döktü. Turgenyev'i bir karikatür halinde eleştirdi. İntihar ve iktidarı bir felsefi sorun olarak inceledi. Ve sordu: "Sen bir devrimci misin yoksa katil mi?"

Ve en büyük eseri, sanatının zirve yaptığı Karamazov Kardeşler'i yazarak gençleri ölümden ve şiddetten bir adım daha uzaklaştırmaya gayret etti. Karamazovlar, Rusların bütün karakteristik özelliklerinin toplamıydı.

Öldürülmek istenen Baba Çar'dı. Öldüren gayri meşru çocuk yani sosyalistlerdi. Ve sordu, "hangi suç bir evladın bir babayı öldürmesini meşru gösterebilir?" Şiddet ancak şiddeti doğurur. "Ölümler ölümlere ulanmakta ustadır."

Ortadoksluğa kendi anlamını katarak inandı. Yurdunun insanlarını kardeş kılmak için çalıştı. O gün idam edilseydi Ruslar hiçbir zaman Rus olmanın gerçekte ne demek olduğunu bilemeyecek ve bir soyluyla bir köle aynı tabutu taşımayacaktı.

Feodor Mihayloviç Dostoyevski, iyi ki o gün idam edilmedi. Eğer o gün idam edilseydi, affedilen, cezası sürgüne çevrilen bir idamlık mahkumun yaşamak için içinde kopardığı tufanı hiç kimse onun kadar sarsıcı yazamayacaktı.



Follow us on Twitter

to be informed of the latest developments and updates!


You can easily use to @tivitikothread bot for create more readable thread!
Donate 💲

You can keep this app free of charge by supporting 😊

for server charges...