Ahmet Yozgat

Ahmet Yozgat

20-07-2020

13:11

Kafkasya'da Neler Oluyor? TÜRKİYE, A.BAYCAN VE ERMENİ SAVAŞI MI? Ahmet YOZGAT 1. Bugün, #20 Temmuz 2020 #pazarrtesi. Yine günahsız ve bereketli bir gün dileğimizle Milletimizi Selamlıyoruz. #Derindunya #ahmetyozgat #MilliHesaplarBurada #MilliHesaplarYanyana

2. Yaklaşık, bir ay evvel; Derindünyanın Baycan ilimizdeki kardaşları, yazdılar fakire. Sağ olsunlar! #MilliHesaplarYanyanaBiz #MilliHesaplarBuradaDerindunya #DevletimizinYanındayız #MilliHesaplarBuradaDerindunya #DevletimizinYanındayız

3. Karabağ ve İşgal Altındaki Topraklardaki, bir takım hareketlenmelerden söz etti ve kuşkularını dile getirdiler. Dediklerine göre; bölgede, Ermenistan ve İran ortaklığında, bir takım çalışmalar yapılmaktaydı ve bunun arka planında İsrail’in parmağının olma ihtimali de vardı.

4. Bu manada; köprüler, yollar, elektrik hatları hatta baraj hazırlıklarından söz ettiler. Biz de bunun üzerine; “Azerbaycan Stratejisi” etiketiyle bir video kayıt yapmıştık, bildiğiniz gibi.

5. Galler Masasının, “Britanik Dünya Düzeni”ne geçmek üzere olduğunu ve yeni bir “İki Yahudi” Konsepti inşa etmek niyetini… O inşada; Azerbaycan merkezli bir Kafkasya Planlamasının olma ihtimalinden söz etmiştik.

6. Ve bu çerçevede; Azerbaycan Devleti'ndeki “Kripto Sızıntı”nın altını çizmiş ve vahametten haber vermiştik. Videoyu dinleyen bazı kardeşlerimizin, tespitin doğru ancak bu sızıntının, yüz yıl evvelinden tasarlandığını ve hayata geçirildiğini söylediklerini de yazalım buraya.

7. O manada, bir temiz eller operasyonunun gereğiydi, öğütlemek istediğimiz. Bu konuda da Ankara’yı örnek vermiştik.

8. Ondan evvel, Kardaşlarımıza verdiğimiz haber de… Türkiye'nin, Libya'daki kazanımlarının hedeflediği “Büyük Empergam Türkiye İdeali”nden ve bu hususta alınan yoldan rahatsız olan .................

9. Kripto Arap Hanedanları, Mısır ve onları ayartan Amerikan Sızıntıları ile İsrail ve Kıta Cermenleri adına Fransa'nın, tabii ki Yunanistan ile Rusya’nın oluşturduğu “Anti Libya Korosu”nun, ciddi şekilde hareketlenme içinde olduğunun altını çizmiştik.

10. Ve demiştik ki: Libya Zafer’yle bölgede kalıcı olacağı anlaşılan Türkiye'nin, Afrika ve Akdeniz'de hakimiyetinin artacağı da ayan beyan ortaya çıktı. Ve böylece Avrupa'nın güneyden de kuşatılacağı kuşkusu, tavan yaptı.

11. Yukarıda söylediğimiz koronun; Fransa ve paydaşı Bavyera üzerinden, özelde Almanya, German Welt ve de genel anlamda, Avrupa Birliği'ne uzanan hattaki yansıması ise ciddi bir korku oldu.

12. Bu nedenle Derim Mahfillerde “Türk Gücü”nün; acilen, bölgeden uzaklaştırılması kararı alındı.

13. Buna benzer bir karar; geçen yıl Türkiye'nin, Doğu Akdeniz'den uzaklaştırılmasıyla ilgili olarak yine hayata geçirilmişti. Ve bağlı olarak; Suriye Rejimi, Rusya ile birlikte; İdlib üzerinde operasyonları hızlandırmıştı.

14. Bu suretle Ankara, bölgeye çekmişti. Biliyorsunuz; bu planın sonu, bir “Büyük İdlip Savaşı”na gitti.

15. İHA Teknolojisinde, dünyanın zirvesine oturan Türkiye; o savaşta, mücadele konseptini değiştirerek, İHA'lar ve türevleri sayesinde, Rejim Güçlerini felç edecek seviyede; şaşkınlık yaratan bir başarı kazandı.

16. Bu başarının arkasından; Erdoğan ve Putin buluşarak, “Moskova Mutabakatı” ile bölgeyi sakinleştirmiş ve durumu stabil hale getirmişlerdi. Zaten; Türkiye'nin, Libya'daki yükselişi, İdlip Zafer'inin peşi sıra, tekrar bölgeye dönüşüyle yaşandı.

17. Bu yüzden, bugünkü konjonktüre bağlı olarak Türkiye'nin; yeniden ve ikinci kez Suriye'ye çekilmesi pek bir anlam ifade etmeyecekti. Yani yeni bir cephe açılması lazımdı.

18. Hangi akıllı önerdi ise bir ay kadar önce, Mısır Firavunu Sisi; ordusuna “Savaşa hazır ol!” emrini verdi. Ve akabinde Mısır'ın, Libya'ya müdahalesi gündem oldu. Biz de o günlerde bir “Türk-Mısır Savaşı” videosu yayınladık; hatırlanacağı üzere.

19. Fakat Sisi'yi kışkırtan akıl; Türk-Mısır Savaşı'nı, çok rantabl bulmamış olacak ki… Türkiye'yi bölecek cephenin; Ortadoğu, Akdeniz ve Libya'dan olabildiğince uzak bir coğrafyada/mıntıkada olması anlayışı, öne çıktı.

20. İşte; Fransa Cumhurbaşkanı Macron’la Rus Lider Putin görüşmesi bu esnada oldu. Bir süre önce; Libya'daki ön cepheden geriye kaçan Wagner Askerlerinin anlamı; söz konusu görüşmenin devrisinde, agresif bir seviyeye yükseltildi.

21. Bu çerçevede, Suriye'den taşınan uçak ve mühimmatla desteklenerek gücü artırıldı. Böylece Wagnerler, yeniden Savaş hattına döndüler. Yani Rusya, “Paralı Asker Gücü”nü, “Resmi Rus Gücü” şekline sokmuş oldu.

22. O günlerde fakir de “Türk-Rus Savaşı mı?” başlıklı video kaydımızı yayınladık. Ve o kayıtta, “Yeni Cephe”nin, Akdeniz ve çevresinden uzak bir mıntıka olarak; Karadeniz ve Hazar Denizi etrafında şekillenme ihtimalinden söz ettik.

23. Doğrusu; bu husustaki tahminimiz, Kafkasya'dan önce, Ukrayna bölgesindeki muhtemel hareketlenme şeklinde olacağı yöndeydi. Kafkasya, onun arkasına eklenecekti, bir yan cephe olarak.

24. Çünkü alelacele kotarılan Türk ve Rus karşılaşmasının; Kafkasya'da temini, Rus Federasyonu'nun içten çatırdamasını tetikleyebilir diye düşünüyorduk. Hala aynı düşüncedeyiz.

25. Bu sebeple Putin'in, -eğer aklında- Türkiye'ye karşı bir cephe açmak varsa bunu; Federasyon çatısı altındaki Türk varlığını hareketlendirecek bir mıntıkadan başlatmayacak kadar öngörülü olduğunu düşünüyorduk. Hala öyle düşünüyoruz.

26. O halde soralım: Neden cephe, Kafkasya'da açılmanın işaretlerini verdi/veriyor? Bu meselenin Macrom-Putin konuşmasında kararlaştırıldığı kanaatinde olmadığımızı söyleyelim öncelikle.

27. Eğer; Macron ve Putin; Türkiye'yi, Rusya Gücü ile oyalama ve yorma düşüncesinde bir mutabakat sağlamışlarsa bu yorgunluğun, yine Suriye'de ve PKK üzerinden yükseltilmesi konusunda görüş birliğine varmış olmaları ihtimali daha yakın geliyor bize.

28. Zaten; Türkiye'nin, PKK'lılara karşı operasyonu, o günlerde zirve yapmış ve TSK, Kuzey Irak a girmişti. Hala orada. Bu harekat, Putin Macron fikir birliğini geçersiz kılmış/kılmaya yetmiş durumda.

29. İşte; bu nedenle Ermenistan'ın, apar topar “Tovuz Saldırısı”nı planlandığına şahit olduk. Sanılanın aksine; bu planlamanın, Moskova'da yapılmış olma ihtimalinden yana değiliz.

30. Tovuz’da başrolü; Fransa'nın ve onun arkasındaki “Türkofobi Alman Farankfurtçu Akıl”ın eseri olduğu zannımızı söyleyelim.

31. Bilindiği gibi… Tarihte yani Osmanlı'dan itibaren; Ermeni Irkındaki, Türk düşmanlığının arkasında; Fransa vardı ve ikincil manada Rusya oldu. Bu nedenle Maraş ve çevresindeki Ermeni Ayaklanmalarının kışkırtıcısı Fransa; Kafkasya'daki kışkırtıcı ise Çarlık Rusya’sıydı.

32. Zamanın Taşnak ve Hınçak Terör Örgütlerinin sahipleri de Fransız ve Ruslardı. Günümüz Ermeni Diasporası da bu iki ülke ile birlikte; 2. Dünya Savaşı'nın sonunda, Amerika'nın katılımıyla oluştu. Ve böylece “Kışkırtma Troykası” el eleverdi.

33. Ve halen; “Asala'vari” işler, bu Üç Merkez üzerinden sürüyor. (Dördüncü Merkez olarak, İran’ı da unutmamak lazım, diye ekleyelim.) Ancak son olaylarda başı çekenin Paris olduğunun, bir kere daha altını çizelim. #MilliHesaplarBurada #MilliHesaplarYanyana #Derindunya

34. Malum… Birdenbire Ermenilerin, Baycan'ın Tovuz Vilayetine saldırmasıyla başlayan Güncel Azerbaycan Cephesi Sorunu, 2020 Temmuz ayının 12’si itibariyle gündeme düştü. Bugün, ayın 20'si… Yani yaklaşık on gündür, Kafkasya kazanı kaynamakta.

35. Bu on günde kaynayan, sadece Kafkasya kazanı değil tabii ki. Türkiye’ye karşı açılan tüm cepheler hareketlenmiş durumda. Bu anlamda, “Tobruk Temsilciler Meclisi İdaresi” aldığı bir kararla Mısır’ı, resmen ülkeye çağırarak güya Hukuk giydiriyor hukuksuzluğa.

36. Ya da Sisi'ye, nihayet Libya'ya müdahale hakkı verildi. Bu manada; olumlu bir gelişme olarak Birleşmiş Milletler, mevzubahis karar karşısında hoşnut olmadığını açıkladı. Doğal olarak; Mutabakat Hükümeti ise müdahaleyi, savaş sebebi sayacağını ilan etti.

37. Mevzuya dair, Türkiye'nin tavrı da belli… Yani kaç cephe açılırsa açılsın, Libya hattından geri çekilmek söz konusu değil. Bununla birlikte… Bu arada, Emirlikler ve Suud'un, Suriye'yeye el koyma konusunda ülkede iktidar değişikliğini hızlandırdığı görülüyor.

38. Yine bu on gün içerisinde… Türk Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu, Londra'ya kısa bir ziyaret yaptı. Londra Hükümeti ile sıcak bir atmosferde görüştü.

39. Başbakan Boris Johnson ile iki ülke arasındaki ticareti, neredeyse serbest hale getirecek kadar, olumlu manada mutabakat sağlandığı, yansıdı basına. Bu ziyaretten kısa bir süre sonra; Londra, Moskova'yı hedef alan bir açıklama yaptı.

40. Dendiğine göre; Ruslar, İngiltere'nin Koronavirüs Aşısı çalışmalarına sızarak, formülleri çalma girişiminde bulunmuştu. Bildiğiniz gibi aşı çalışmasında; Çin, ABD ve İngiltere önemli üç merkez olarak öne çıkmış durumda; aralarında, Rusya yok.

41. Bu iddia karşısında, tabii ki Moskova, Londra'nın suçlamasını reddetti.

42. Dememiz o ki… Çavuşoğlu'nun Londra ziyareti ve İngilizlerin, Rusya'yı suçlaması parantezi içerisinde yer alan Kafkasya Sorununda, Londra azmettirici değil; aksine, Ankara'yı arkalayıcı bir resmin öznesi gibi görünüyor bize.

43. O halde burada duralım. Ve “İngiltere; Kafkasya'da, Türkiye'ye karşı bir cephe açılmasını ister mi?” sualinin cevabını, yazının son bölümünde ve “Bu Cepheyi; kim ister, kim istemez?” ara başlığı altında vermek üzere erteleyelim.

44. Ve devam edelim konumuza, kaldığımız yerden. Kafkasya’yla genişleyen “Yeni Politik Durum” karşısında, Cumhuriyetçi Amerika'nın tavrı da belli... ABD Başkanı Trump, Kraliçe’yle… Beyaz Amerika da Galler Masasıyla tam bir ittifak halinde diyelim.

45. Ve ekleyelim… Bir süre önce; Rus Lider Putin, Fransız Macron’la yaptığı konuşmanın içeriğine yakın bir minvalde Çinlilerle de görüşmüştü. Bu atağa karşı atrak, Amerika'dan geldi. Başkan Trump; Hindistan'la temasını, en üst seviyeye çıkartarak verdi cevabı.

46. Zaten, onun ardından; Çin, Hindistan sınırı ısınmaya başladı. Bu sıcaklığın odun taşıyıcılarının, “İki Çin”den ikincisi; “İki Hindistan”dan da ikincisi; olduğunun danışıklı kızıştırmasının haberini verelim.

47. Ve tabii; Amerikan hükümetinin, Uygur kararı da o denklemin bir alt işlemi olarak hayata geçti.

48. Tekrar Azerbaycan'a dönersek... Garip bir şekilde; günümüzdeki sorun, Karabağ’dan uzakta başladı. Tovuz Bölgesinde... Yani Baycan-Türkiye arası, organik bağlantının kurulduğu Gürcistan-Azerbaycan sınır mıntıkasında...

49 Bu bölge; hem Demir ve Karayolu, hem de Gaz ve Petrol boru hattının bağlantı noktası olarak biliniyor. Yani Tovuz’a yapılan son saldırı, sanki Türkiye'nin, Azerbaycan’la kurduğu ilişkiye vurulmuş darbe gibi görünüyor.

50. Bitmedi; Tovuz bölgesi, Kraliçe’nin “Kuşak-Yol Projesi”nin de ulaşım hattı. Yani Tovuz’a yapılan son saldırı, sanki İngiltere'nin Çin bağlamında Asya ile kurduğu ilişkiye atlan bir yumruk gibi okunuyor tarafımızdan.

51. Zaten; bu nedenle Türkiye, tüm imkanlarıyla kardaşlerin yanında olacağını açıklamaktan; Londra’da, Ankara’nın arkasında olacağının işaretini vermekten çekinmedi.

52. Bağlı olarak; Türk jetleri, Ermenistan sınırında gövde gösterisi yaparken, İHA türevleri de bölgede tur atmaya ve istihbarat sağlamaya başladı! Sadece bu da değil…

53. Ankara, ciddi bir Teknoloji ve askeri uzman desteğini, Bakü'ye indirdi bile. Bunun dışında; Türk ve Baycanlı Devlet yetkilileri Nahçıvan, Ankara ve Bakü'de kurulan “Kardeşlik Masaları”nda durum değerlendirmesi yapmaya başladılar.

54. Baycanlı gönüllülerin cepheye gitmek için yaptıkları müracaatlarında sayı, 10 bine ulaşmış durumda. Bunun dışında, Türk Gönüllüler çantaları hazırladı. Bir yolunu bulup Baycan’a gidenlerin olduğu söyleniyor. Bu çerçevede, “Azeri Vizesi”nin izalesi de acilen halledilmeli.

55. İki ülke arasında zaten var olan Askeri temas da en üst seviyede 7/24 sürüyor; anladığımız kadarıyla. İddia o ki… Ankara'nın gündeminde gerekirse “Tek Devlet Antlaşması” yapılabileceği hususunda bir fikir de yer almakta. Yani bir Siyasal Birlik…

56. Sözkonusu birliğe, Pakistan'ın şimdilik, fahri olarak katılabileceği tahminleri yapılıyor. Hatırlayanlarınız olacaktır… Pandemi günlerinde fakir de bir “TAP Birliği”nden söz etmiştik.

57. Ve Türkiye- Azerbaycan-Pakistan ve buna Katar'ı da katarak demiştik ki: “Dört ülke arasında, vızır vızır uçaklar gidip geliyor.

58. Bu sebeple Pakistan Başbakanı İmran Han’ın, Nükleer Güç’e işaret ederek, “Tüm imkanlarımızla Türkiye'nin yanındayız!” mesajını dünyaya duyurduğunu eklemiştik.

59. Arkasında; böylesi bir gücü, hazır gören Baycan Devleti ve Halkı, artık Minsk Grubundan umudunu kesmiş; pasif savunma dönemini geride bırakmış, taarruz dönemi ve yöntemine geçmiş görünüyor.

60. Malum bu anlamda; Bakü, Ermenistan'daki Nükleer Tesislerin hedef olduğunu ve oraları vurabileceklerini açıkladı. Bu bir tehdit değil, gerçek! Ki bu nedenle evvelsi gün beklenmeyen, iki teklif yansıdı medyaya.

61. Ermenistan, masa başı görüşmeleri istedi. Rusya ise arabuluculuk dönerdi. Yani kazın ayağının, o kadar kolay olmayacağı anlaşılmış durumda Erivan tarafından.

62. Ya da Ermenilerin güvendiği dağlara kar düştü diyelim. Ve yukarıda söylediğimiz gibi, arabuluculuk öneren Rusya'nın; bu meselenin, asli kışkırtıcısı olmadığı böylece ortaya çıkmış oldu. Zaten, Ermenileri korkutan da bu...

63. Onlar; zaten tahmin edebiliyor, Teoride mangalda kül bırakmayan Fransa'nın hatta Amerika'nın, organik yardımının olmayacağını. Yardım ancak “Kuzey Patron”dan gelebilirdi. Fakat şimdi, bu kapının kapalı olduğu belli oldu.

64. Belli olan bir şey daha var: İlk Üç Cephede, Türk Gücü karşısında naçar kalan ve kurtuluş için Türkiye'yi, başka cephelere göndermeyi tasarlayanların elleri boş kalacak gib… Ancak bir iylik yaptılar bize; gönderdikleri cephelerde birliği ve kardaşlığı pekiştirdiler.

65. Bununla birlikte Ankara kafadan kızmış olarak; tekrar ve cehdini yükseltmiş olarak Libya'ya yüklenecek demektir. Zaten, bunu bildikleri için Mısır Kışkırtmasının hız kazandığını ekleyelim buraya. Yani elde var Mısır! Mısır’ın tonu kaç paraydı, ziraatçılara sormak lazım.

55. Bir bilen daha var: Hakan Fidan, bir açıklamasında: "Büyük ihtimal Mısır, karşımıza çıkacak... Ama gerçekten, Mısır’ı perişan ederiz!" dedi. ***

56. Bu arada, şu konuda kayda geçsin istiyoruz: Kafkas Coğrafyası'ndaki Gürcistan, Ermenistan ve Azerbaycan üç bölgesi, hangi kıtanın toprağı sayılıyor sizce? Evet, Avrupa diyenler bildi!

57. Geçmişte Rusya kontrolünde olan bu bölgedeki üç devletten Gürcistan'ın, Amerika gözetimine alındığı belli… Sovyetler çöktüğünden beri Azerbaycan ise Avrupa Birliği'nin göz hapsinde... Hatırlayınız; birkaç yıl önce, “Euro-vizyon Şarkı Yarışması”nda birinci olan Azerbaycan'ı…

58. Birincilik ödülü, Bakü’ye ve Baycanlı halka, nereye ait olduklarını hissetsinler diye verilmişti. Bölgedeki üçlüden Ermenistan ise Rusya'nın elinin altından kurtulamadı. Hem de Amerikan Ermeni Diasporasının sadakasıyla geçiniyor olmasına rağmen...

59. Bu üç devletten Baycan ve Gürcistan'ın Türkiye ile kurduğu ilişki, hem Rusya'nın hem de Amerika’nın önüne geçmiş durumda. Lakin Sovyetlerden beri, “Ne olur, ne olmaz?!” düşüncesiyle Bakü ve Tiflis'te;n kuzeye uzanan, birer Moskova hattı her zaman varoldu.

60. Bölgede yaşanan genel Problem; Tovuz saldırısıyla, bir hayırlı sonuca daha vesile oldu. Gerek Azerbaycan'ın, gerek Gürcistan'ın; Rusya'ya uzanan “Ne olur, ne olmaz” hattı kopmuş durumda. buna karşı Bakü-Ankara ve Tiflis-Ankara hattı daha da güçlendi/güçlenecek diyelim.

61. Zira özellikle Baycan Devlet İdaresi, Avrupa Birliği'nden de beklediği istikbalin ölü olduğunu fark etmiş durumda. Diye de ekleyelim... ***

62. Ve geçelim yukarıda söylediğimiz soruyu sormaya... Ne demiştik? “Ermeni-Baycan arasında çıkacak bir Kafkasya Savaşı'nda, Türkiye'nin yer almasını ve Türklere, bir cephe daha açılmasını kim ister; kim istemez? Ve neden? Yukarıdaki anlatılanlardan hareketle…

63. İngiltere'nin, şimdilik böyle bir cephe açılmasına taraftar olmayacağını söyledik. Ankara'nın, Libya ve Suriye Cepheleri; Londra'nın, taraftar olduğu cepheler olarak kaydedilebilir.

64. Zira her iki cephede de Türkiye; Galler Masasının can düşmanı olan Amerikan Binyılcılarna karşı savaş vermekte. Bu sebeple Galler Aklı, bir “Mısır-Türk Savaşı”na hararetle destekler ama “Kafkasya Savaşı”na aynı karşılığı vermez diyebiliriz.

65. Çünkü Amerikan Sızıntıcılığının, 2020 Kasım Genel Seçimlerinin sonucundaki olası mağlubiyeti arkasından, Binyılcı Aklın sığınabileceği tek ülke Mısır. Zati Şövalye Sisi, bu imkanı saklı tutmak için iş başına getirilmişti ve o yüzden, Firavunlukta kalması sağlanıyor.

66. Buradan hareketle Beyaz WASP Amerika’sının da İngiltere ile aynı gerekçelerle Türkiye'nin, Kafkas Cephesini, şimdilik gerekli görmediğini söyleyelim.

67. Bu çerçevede, Amerikan Sızıntıcıları ve Berin Masası temasından beri, onların kapalı kapılar arkasındaki müttefiki diyebileceğimiz Fransa'nın temel isteğinin; Türkiye'nin, Güney Cephelerinden çekilmesi ve Kuzey Cephesine çıkması olduğunu, zaten söyleye geliyoruz.

68. Kripto Araplar ve onların, Tevrat’ın tarifiyle Semitik kardeşi veya ahbabı diyebileceğimiz Siyonistler; Türkiye'nin, Ortadoğu'dan uzaklaşıp Libya’da olmazsa, Kafkasya'da uğraştırılmasının, kendi çıkarlarına olacağının farkındalar. O nedenle iterler.

69. İran'a gelince... Bu ülke; Türkiye'nin, olabildiğince çok cephede oyalanmasını isteyecektir tabii ki.

70. Ancak kafkasya'da başarılı olacak bir Türkiye ve ona bağlı olarak Ermenileri, Karabağ ve işgal ettikleri topraklardan kovmuş bir Azerbaycan ve de onun kazandığı Zafer, İran'ın içindeki Güney Azerbaycanlıların ayrılık uktelerini tetikler.

71. Bu nedenle Tahran; Tarihinin en büyük ayrılığını yaşamak zorunda kalır, diyelim. Tahran'ın bu husustaki gerekçeleri; katlanmış olarak, Rusya için de geçerli. Bu nedenle söylendiği gibi Ruslar da Kafkasya'da zafere ulaşmış bir Türkiye ve Azerbaycan görmek istemezler.

72. Çin için bir Kafkasya Cephesi, Türkiye'nin oyalanması için önemli bulunabilir. Malum; Pekin açısından mühim olan Afrika Kıtası, diyelim.

73. Zira Kara Kıtanın tüm mülküne, göz dikmiş olan ve buraları, bir “Çin Kıtası” haline getirmeyi tasarlayan çekik gözlü akıl; ayağına dolanan Türkiye'den nice zamandan beri rahatsız. Dolayısıyla TSK’nın; Libya'dan ve Akdeniz'den uzaklaşmasını, her şeyden çok istemekte...

74. Fakat Afrika'da, Çin'in ayağına dolanan büyük güç Amerikan Sızıntıcıları... Bununla birlikte; kıtanın eski sahibi Fransa da aynı coğrafyada, teorik olarak, Çin'in rakibi durumunda.

75. Bu nedenle Türkiye'nin, Libya'dan çekilmesi ya da çekilmemesi, Çin açısından değerlendirildiği taktirde “Türkiye, Libya’da durmalı!” fikri ağır basacaktır diye düşünüyoruz. Kara Kıtadaki Sızıntı Amerika ve Fransa varlığını kırmak için…

76. Hülasa… Konjonktürel sıcak soruna rağmen; Kafkas Cephesi'nin, haddinden fazla büyüyeceği kanaatinde değiliz. Zira yukarıdaki açıklamalardan anlaşıldığı üzere, Ermenistan tarafı; Galler Masası, Beyaz Amerika ve Rusya'nın izin vermediği bir “Kafkasya Savaşı”nı devam ettiremez.

77. Zaten; Türkiye'nin kararlı tavrını gören Erivan yönetimi de kendi başlattığı sorunu, masada çözme teklifi yaptı dedik ya… Ona destek de -arabulucu olmak hususunda- Moskova'dan geldi malum.

78. Konuya dair, şahsi görüşümüze gelince... Meseleyi burada, “Teorik Galip” olarak durdurmak, Türkiye ve Azerbaycan açısından önemli... Fakat gerek Ankara ve gerek Bakü anladı ki… Bu mesele, istikbalde yeniden ve daha büyük bir gaile olarak karşılarına gelecek.

79. O halde, ne yapmalılar? Şunu… Türkiye'nin, Askeri Teknolojide ulaştığı seviyeye, Azerbaycan’ı da getirmek şart. Bu nedenle en başta, İdealist Kardeş Selçuk Bayraktar'ın; Bakü'de, bir İHA fabrikası kurarak, üretime başlaması, kaçınılmaz olarak Masadaki yerine konmalı!

80. Bunun gibi; “ASELSAN, ROKETSAN gibi kuruluşlarımızın, Baycan kolları da uzatılmalı, oralarda fabrikalar kurulmalı ve derhal üretime başlamalı!” diye şekillenen “Devlet Düşüncesi” duyumumuzun gerçekleştireleceğini zannediyoruz.

81. Ve en mühim husus! Yukarıdaki tedbirlerle beraber; Baycanlı kardaşlarımızın zihinlerinin; geçmişi yüzyıllara uzanan, “Rus Korkusu”ndan, arındırılması gerek.

82. Bunun için bir “Türk-Baycan Kafkas Ordusu”nun temellerinin atılması; daha doğrusu, zaten var olan temelin üzerine, bir “Nükleik Güc”ün bina edilmesi, daha fazla geciktirilmemeli.

83. Tüm Türk ve Asya İslam Dünyasını kapsaması husunda sözünü ettiğimiz, “Kengeş Ordusu” ya da “Turkuax Nato’su”nun çekirdeği olmak üzere, bir ciddi askeri yapılanmaya gidilmesi de elzem işlerdendir diye düşünüyoruz.

84. Ve bağlı olarak; “Güney Azerbaycan” konusuyla ilgili olarak, Nahçıvan'da bir “Derin Masa”nın kurulması da olmazsa olmazlardan artık.” ***

85. Geçelim Son sözler olarak, bir alt fasla eklenmesi gereken hususlara… Her ne kadar yukarıda; Rusya'nın, başta Fransa olmak üzere avanesi tarafından kışkırtmalara gelmeyeceğini yazdıysak da… Bu makaleyi tamamladığımız sırada, ajanslara bir haber düştü:

86. Buna göre; Rus Ordusunun, Karadeniz ve Hazar Denizinde 150 Bin askerin katılacağı 5 günlük bir tatbikat başlattığının haberi verildi. Anlaşılan o ki Moskova'nın kafası karışık! Derin Rusya aklı sıra; Türkiye'de yükselen tansiyona, tatbikatla cevap vermek istiyor.

87. Tabii ki bu cevap, Türkiye'nin duruşunda herhangi bir eksiltmeye gidecek değil. Aksine, “Uyuyan Rus Derinliği”ndeki Türk ve Turkuz İhtiyat Gücünü uyandırılması yönündeki iştahı tetikler. Diyelim…

88. Ve tekrar dönelim Azerbaycan nominaline… Ermenilerin Tovuz Provokasyonu, Bakü Siyasetinde yaprak dökümüne neden oldu. Aliyev'in; kriz toplantısında, Dışişleri Bakanının yer almayışı, Başkanı kızdırdı.

89. Bakanın, Coronavirüse yakalandığı sebebiyle toplantıya katılmadığı söylense de Aliyev, Bakanı görevden aldı. Dedik ya… Azerbaycan Devlet Yönetimi sızıntı ekollerin etken olduğu bir yapı…

90. Hatta Bakü Yönetiminin, birbirine rakip gruplardan oluştuğu iddiasını da ekleyelim buraya. Bu nedenle Dışişleri Bakanı'nın Etnik Kökenini atlayarak sormak gerekiyor: ............

91. Bakan, Alman (Frankfurt) Ekolünden mi yoksa Avrasyacı (Ergenekon) Rus ekolünden mi veya Amerikan (Fetöist) Sızıntıcılarından mı hatta daha başka bir yönelişi mi var? Bilmiyoruz.

92. Ama Rusya Dışişleri Bakanı Lavrov’un, Gürcistan Ermenilerinden olduğu biliniyor. Görevden alınan Baycanlı Bakanın, Lavrov’la arasının çok iyi olduğu söylenmekte.

93. Bu çerçevede; Azeri Dışbakanın, Hanif Türk Ekolünden olmadığı muhtemel. Hem Lavrov etkisi ve hem de hayati toplantıyı, bir bakıma boylot ederek Aliyev'in hışmına uğraması sebebiyle bu böyle.

94. Söz buraya gelmişken; belki yeri değil ama “Aliyev, hangi Ekolden?” sualini soranlar da var. Mesela, bizim Recep…

95. “Baba Haydar Aliyev kimdir; ailesi, Azerbaycan’da ne anlam ifade etmekte?” suali Sevgili Recep’e ait. Mevzu uzun ve “Azerbaycan Stratejisi” başlıklı kaydımızda, bilerek eksik braktığımız bir konuydu.

96. O kayıtta, sadece; “Baycan Yönetimiyle İsrail’in arasında, derin bir ilişkisinin olduğu biliniyor!” dipnotuyla yetinmiştik. Madem soruldu… O halde, konuya bir iki paragraf daha ekleyelim.

97. 1923 Tarihinde Nahçıvan’da doğan, Baba Haydar Aliyev, Sovyetler Birliği Politbüro üyeliğine kadar yükselmişti. Politbüro; Sovyet Komünist İdaresinin, Devlet Politikalarını belirleyen en üst karar organıydı, Yani bir bakıma "Derin Sovyet"ti denilebilir.

98. Aliyev’in, Politbüroya yükselen tek Türk Siyasetçisi olduğunu da söyleyelim. Aynı zamanda; general rütbesinde bir istihbaratçı sayılan Haydar Aliyev'in bir ara, KGB'de de rol aldığı da malum.

99. Sovyetler çöküş sürecindeyken; 1990'da, Gorbaçov'la ihtilafa düşen Aliyev'in, Politbürodaki görevi sonlandırıldı. Ve Baba, Nahçıvan’a döndü. Nahçıvanlı Aliyev; orada, Özerk Cumhuriyetin Meclis Başkanlığı’na seçildi.

100. Bu sırada, Devletin başında Ebulfeyz Elçibey vardı. Atatürk hayranı olarak bilinen ve Türkiye Ekolüne mensup, bununla birlikte, Tam Bağımsızlıkçı Devlet Başkanı Ebulfeyz Elçibey, 93’te Haydar Aliyev’i, Bakü’ye davet etti.

101. İşte, asıl hikaye burada saklı… Saklı olana bir göz atalım mı? O halde buyurun!

102. Bakü'ye Şah İsmail'in heykelini diktirdiği de bilinen Ebulfez Elçibey'in, Devlet Başkanlığı döneminde, Siyasi ortam, tüm dünyada oldukça Kaotikti. O esnada, Baycan da Kaosa gebeydi. Çünkü ülke sahasında, ciddi miktarda petrol rezervinin tespit edilmişti.

103. Dağılan Sovyetlerin mirası, orta yerde sahipsiz gibiydi; bu nedenle “Sovyet Ülkeleri” sınır derdine düşmüşlerdi. Bu anlamda; eşi Yahudi kökenli yani "Enişte" olan Petrosyan liderliğindeki Ermenistan; Baycan içinde özerk bir alan olan Karabağ’a saldırdı ve işgal etti.

104. Amerika ise coğrafyanın her noktasında saldırgan bir çakal gibi agresifti. Bu çerçevede, Türkiye'de; “Amerikan Ilımlı İslam Teorisi”nin pratiği olan Fetöcüler faaldi.

105. Sinsi bir şekilde; ülke derinliğini uyuyor ve etkilerini, o zamanki adıyla “Türki Cumhuriyetler”de yaygınlaştırılıyorlardı. Faaliyet alanlarından biri de Baycandı elbette. Buna rağmen; Başbakan Demirel dahil kimse, Ebulfez’i seviyordu denemez.

106. Çünkü Ekoller, hoşnut değildi Ebulfez’den. Ya da sadece, “Aryan Türk/Kıpçaktürk Ekolü”hoşnuttu mu desek acaba? Her neyse! İ

107. şte; bunca hoşnutsuzun oluşturduğu rüzgar sebebiyle Hüseyinov adlı bir Albay, isyan başlattı Baycan’da. Bir başka Albay, ülkede yaşayan“Talişeler” adlı bir Farisi grubu ayaklandırarak rüzgarı şiddetlendirdi. Ve Baycan, tam anlamıyla karıştı.

108. Çaresiz kalan Elçibey, Demirel'den istediği yardımı değil ama bir nasihat aldı. Diyordu ki S. Demirel;“Aliyev’i, Bakü'ye çağır ve onu, Meclis Başkanı yap! Çözerse o çözer, senin sıkıntını!” Ebulfez, Demirel'in tavsiyesini yerine getirdi ve Aliyev’i, Meclis Başkanı yaptı.

109. Fakat yeni Meclis Başkanının ilk işi, Darbeci Albay Hüseyinov’la anlaşarak darbe yapmak oldu. Elçibey, Darbeyle düşürüldü. Böylece Aliyev, Cumhurbaşkanı; Hüseyinov, Başbakan oldu.

110. Ama bununla ülke, Siyaseten ikiye bölündü. Lakin bu, ayrıbaş hali pek uzun sürmedi. Zira Azerbaycanla ilgilenen Dünya, Aliyev’in arkasında durdu; zoraki, Baycanlılar da onun yanında yer aldı.

111. Kısmi sükunet sağlanınca; Karabağ Sorunu masaya taşındı. Hala masada... Azerbaycan Petrolü, Amerikalılar ve İngilizler arasında paylaşıldı. Bu yüzden sular duruldu, Aliyev rahat etti. Yani Azerbaycan, stabil bir dikenin üzerine oturtuldu.

112. İktidarı sırasında; Haydar Aliyev’in ilk önce, Amerikan Ekolüne mensup T. Özal'la ondan sonra da Alman Frankfurt Ekolü mensubu S. Demirel'le arası çok iyi oldu.

113. Dünya ölçeğinde ise hem Rusya'yı, hem ABD'yì, hem AB'ni ve hem de Türkiye'yi idare etmekte becerikli bir adam olan Haydar Baba; kendisinden sonrasında “Veliaht”ını belirlemek adına bir anayasa değişikliği yaparak istikbaldeki “Aliyev Hanedanlığı”nın da yolunu açtı.

114. Açtığı bir başka yol da Azerbeycan Respublikasının “Ulu Önderi” olmak yani bir nevi "Ata Azer" olmanın yoluydu. Kanserden vefat eden Haydar Aliyev, her iki sevdasına da kavuşmuş durumda…

115. Buradaki soru şu: Aliyevlerin, önünün açılmasımdaki amil/amiller nedir?

116. Hemen şunu söylemeliyiz ki Haydar Aliyev'in, Masonluğuna dair bir kayıt yok. Ama hanımının, Yahudi kökenli olduğu söyleniyor. Yani Şimdiki Cumhurbaşkanı İlham’ın, annesinden söz ediyoruz.

117. Bunun gibi İlham’ın hanımı da biraz kuşkulu! Bu durumda, “Baycan Devleti de bir Enişteler Cumhuriyeti mi?” diyesimiz var. Daha önce sözünü etmiştik ya... Türkiye, tam bir Enişteler Cumhuriyetidir!" diye! Herhalde Baycan da öyle!

118. Hülasa… Aliyevler İktidarının arkasında, Derin Güçlerin olduğu belli. Zamanında, Fetö’yle bir sıkıntısı da yoktu ailenin.

119. Bu yazımızda; Baycandaki temel yapısal duruma dair, bir takım bilgiler verdik ancak 2020 itibariyle gelinen konjonktürde, bütün bunların konuşulmasının çok uygun olduğu kanaatinde değiliz!

120. Çünkü birlik-beraberlik şart! Fitneye gerek yok! Çaresiz Aliyev Hanedanlığı ile bir süre daha yola devam...

121. Lakin malumumuz o ki çok boyutlu bir muhalefet var Azerbaycan'da. Üstelik Aliyev Hanedanlığına muhalefet edenler, Demokratik şartlar dairesinde özgür ve serbest de de değiller. Fakat bunu aşmanın, şu anda olanağı görülmüyor.

122. Çünkü şartlar, çay geçilirken at değiştirmeye uygun değil! Bu bir... İkincisi; bu ailenin; Derin İsrail, Rusya, Amerika, Almanya ve Türkiye ile senli benli ilişkisi söz konusu. Yani herkesle arasını iyi tutan bir “Aile Felsefesi”nden söz ediyoruz.

123 Belki de bu boyutta minyatür ve Stratejik ülkelerin en rantabl savunma mekanizması böyle kuruluyor/kurulmalı... Yani herkese mavi boncuk... Özellikle İlham Aliyev'in, Erdoğan'a yakınlığı neredeyse biat derecesine erişmiş durumda.

124. Her anlamda; Ankara'nın sözünden çıkmadığı da biliniyor. Bir, bu sebeple! Bir de herkesle arası iyi olan Aliyev İktidarının devamındaki Azerbaycan'ın; bir Irak ya da bir Suriye veya bir Afganistan'a dönmesini engellemekte. Tek sıkıntı Ermeni sıkıntısıydı. O da dondurulmuştu.

125. Lakin Türkiye'nin, dünyaya dair Politikaları; dondurulan Karabağ Sorununun erimesine neden oldu. Yani bir bakıma Azerbaycan Aliyev İktidarı; Türkiye'nin canını acıtmak için hedefe kondu, diyelim.

126. Bu nedenle Erdoğan, İlham dostluğu devam eder mi? Bu soru kuşku götürür kanaatimizce. Eğer, İlham’ın bundan sonraki tavrı; Ankara'ya karşı, serinleşirse o durumda Beştepe,Aliyev Hanedanlığını karşı bir planı da aklına düşürür. Lakin işin oraya varacağı kanaatinde değiliz.

127. Son bir husus… Tovuz Saldırısında şehit olan Tümgeneral Polat Paşa'nın, Türk Ekolünden olduğu söylenmekte. Tıpkı, Aliyevlerin İktidarından önceki Başkan Ebulfez Elçibey gibi…

128. Bu nedenle Polat Paşa’nın Şehadetinin arkasında ihanet arayanların olduğunu da kayda geçelim. Tıpkı 2003’teki Azerbaycan Hava Kuvvetleri'ne 17 yıl komutanlık yapan General Rızayev'in öldürülmesinin ardındaki sır gibi...

129. Mevzubahis cinayette, Masonların parmağı olduğu ileri sürülmekte. Ama Ergenekoncular da zan altında.

130. Dendiğine göre, Rızayev, Masonizm'e karşı olduğu gibi Alman Ekolü'ne de muhalifti. Zamanında; Türkiye’den bir grup "Birader"in, “Azeri Büyük Locası”nı kurmak için Haydar Aliyev'e müracat etttiği ve reddedildiği bilinmekte.

131. Tıpkı, 1995'te bir grup Ergenekoncunun yeraldığı, engellenen darbe girişimi gibi. Her iki atak karşısında da General Rızayev'in önleyici unsur olduğu da bilinenlerden.

132. 'Öyleyse "Rızayev Cinayeti"nin arkasında kim var?' sualine verilecek cevabın içeriğinde iki zanlı çıkıyor karşımıza: Masonlar ve Ergenekon...

133. Bunlar, "Hanif Türk Ekolü"nden olmayan iki unsur kanatimizce. Buna göre; Rızayev ve Polat Paşa'ya kendimizi yakın hissediyor ve rahmet diliyoruz. Diyelim ve konuyu, burada bağlayalım.

134. Biz fakir, yine bir masal anlattık, siz büyüklere. Lakin işin hakikatini Aliym Olan Ahad Allah biliyor. ***


Follow us on Twitter

to be informed of the latest developments and updates!


You can easily use to @tivitikothread bot for create more readable thread!
Donate 💲

You can keep this app free of charge by supporting 😊

for server charges...