Diren Doğan • 迪 朵安

Diren Doğan • 迪 朵安

31-07-2022

10:51

Çin çalışan pek çok akademisyen, Çin’in ne kadar temkinli ve süreçleri zamana bırakmaya, kuvvet kullanımını son aşamaya sarkıtmaya meyilli bir aktör olduğunu bilir. Sun Tzu’nun öğretisine göre; “Düşmanın ordusunu savaşmadan boyun eğdirmek, mükemmelliğin gerçek zirvesidir.”

Bu kapsamda Çin, kırmızı çizgisi olarak gördüğü Güney Çin Denizi, Tayvan, Tibet, Sincan konularında ikna/diplomasi/çatışma tarzında üç aşamalı bir süreci benimseyerek çatışma ihtimalini bir bakıma bıçağın dayandığı durumlarda tercih etmiştir. Bkz. Tayvan Boğazı,Vietnam, Galwan vb

Çin’in bu tutumu özellikle Tayvan ve Güney Çin Denizi gelişmelerinde kolaylıkla gözlemlenmektedir. Bu tür gri alanlarda Çin, sıcak çatışma yerine lahana stratejilerini veya farklı hibrit tehdit enstrümanlarını kullanarak ibreyi kendi lehine çevirmeye çalışmaktadır.

Çin’in böylesi bir strateji yürütmesinin ilk sebebi Çin medeniyet karakteristiğinin ve anlatılarının getirdiği mirastır. İkinci olarak günümüz konjonktüründe Çin’in ABD ile girilecek bir sıcak çatışmadan galibiyetle çıkma oranı, bünyesinde ciddi riskleri barındırmaktadır.

Üçüncü olarak bugün küresel sistemde dikkat çeken bir Çin aktöründen bahsetmemizin temel nedeni Çin’in ekonomik sıçramasıdır. Çin,bu sıçramadan gelen katma değeri yoksullukla mücadeleye ek olarak ordunun modernizasyonuna yönlendirerek güç projeksiyonlarında ön sıraya yükselmiştir

Ancak bu modernizasyon henüz tamamlanmış değildir.”Uluslarası sistemin düzenine karşı”girilen bir çatışmada Çin’e yöneltilen yaptırımlar silsilesi“Büyük Çin Rüyası”nın kabusa dönmesine neden olabilir ve barışçıl yükseliş söyleminin şöhretini 3.Dünya ülkelerinde bile lekeleyebilir

(3. Dünya ülkelerinin ne önemi var demeyin. İlerleyen süreçte Çin’in monroe doktrini tarzında bir doktrin ilan ederek kendi kabuğuna çekilmesi durumunda ihtiyaç duyacağı enerjiyi sağlayacak en az beklentili aktör Afrika’daki Çin yatırımlarıyla beslenen ülkeler olacaktır.)

Tarihin hemen hemen her döneminde Orta Krallık olarak zenginliğin ve gücün varolduğu, diğer aktörlerle ilişkilerin haraç diplomasisi ile bir nevi hürmet kültürü ekseninde yürüdüğü Çin için ilk öncelik; Çin medeniyetinin kapsadığı o devasa bölgedeki gücün sahibi olmaktır.

Bu bölgeye yönelik bölgesel/bölge dışı aktörler tarafından oluşturulan AUKUS, QUAD, TAJUS vb. girişimlerin tamamı Çin’in güvenliğine direkt etki etse de Çin’in yapabileceği bunlara savaş eşiğinin altında, uluslarası hukukun sınırlarından sızabilen yanıtlar vermektir.Örneğin;

Çin’in GÇD’deki yapıları doldurarak buradaki yapay adaları silahlandırması, burayı farklı idari bir bölge olarak adlandırması, devletlere ikili diplomatik görüşmeler için Tayvan’ın Çin toprağı olarak tanınmasını ön şart koşması, Tayvan’daki ADIZ ihlalleri, kum tarama faaliyetleri

Tayvan’dan anakaraya beyin göçünün teşvik edilmesi, dezenformasyon ve espiyonaj faaliyetleri, siber saldırılar, deniz milislerinin bölgeye yönelik faaliyetleri, Çin’in savaşçı kurt diplomasisi vb. çeşitlendirilebilecek örneklerin geneli hibrit tehditlerin kapsamına girmektedir.

Aslında gündemi oldukça meşgul eden Pelosi meselesinde de yaşananlar da tam olarak budur. Ve belki de asıl incelenmesi gereken olay tam burada başlamaktadır.. Çin’in hibrit tehditleri ABD tarafından bilinen ve dikkatle takip edilen bir stratejidir.

Diğer taraftan, bölgede kapsamlı bir güvenlik şemsiyesi oluşturmak isteyen ABD için Japonya, Avustralya, G. Kore gibi aktörlerin dışında ASEAN ülkeleri gibi bizzat bölgenin içindeki aktörlerin tam anlamıyla Çin tehdidine karşı duran faaliyetler yürütmesine ihtiyaç vardır.

Ancak bu aktörler geçmişten beri ekonomik olarak Çin’den beslenip Çin kaynaklı tehditleri ise ABD nin savunma yardımlarıyla dengelediği için çok ciddi bir tehdit çıkmadıkça orta yolcu bir strateji izlemek, işlerine gelmektedir.

ABD bu ülkelerin Çin’e yönelik ekonomik bağımlılıklarını çözmek üzere RCEP, IPEF gibi bazı stratejiler yürütmüş olsa da tamamen işe yaradığı henüz söylenememektedir. Bu noktada bu ülkeleri tamamen ABD şemsiyenin altına itecek en büyük güç şiddetli bir Çin saldırganlığı olacaktır.

Tarihte Japon saldırganlığından dili yanmış bu ülkelerin yeri geldiğinde Çin’in havucu kadar sopasıyla da terbiye edildiği çok fazla örnek vardır. En son Endonezya donanmasının GÇD de hidrokarbon aramasının Çin donanması tarafından engellenmesi buna örnek olarak verilebilir.

Ancak muhtemelen ABD’nin amacı daha sert bir saldırganlık örneği olacaktır.Çin’in yanıtlarını savaş eşiğinin üstüne çıkartarak ejderhanın aleviyle etrafı yakmasını sağlamak bölgedeki mikro ülkelerin eteklerini tutuşturarak sığınacak bir güvenlik şemsiyesi aramalarını sağlayacaktr

Pelosi-Tayvan vakası bence bunun nabız yoklaması gibi bir şeydi. Çin anlatılarında önemli erdemlerden biri olan“sabrın”tükenmesi halinde uluslarası toplumun ve özelikle bölge ülkelerinin burada yaşanacaklara göstereceği ilgi ve hassasiyeti görmek açısından da önemli bir deneyimdi

İlerleyen süreçte ABD’nin bir adım geri atıp iki adım ileri giderek Çin’in kızımızı çizgileri üstünden baskıyı arttırması; böylece Çin’in savaşçı kurt diplomasisi ve hibrit tehditlerin sınırından çıkarak daha sert yanıtlar vermesini sağlamaya çalışması muhtemeldir.


Follow us on Twitter

to be informed of the latest developments and updates!


You can easily use to @tivitikothread bot for create more readable thread!
Donate 💲

You can keep this app free of charge by supporting 😊

for server charges...