Con Sinov

Con Sinov

15-03-2020

19:54

Koronavirüs hayatımıza girdiğinden bu yana pek çok şeyi konuşuyoruz. Fakat bir konudan hiç bahsetmiyoruz. Bahsedemiyoruz: Aşıyı üretmek! Oysa Türkiye, yıllar önce aşı endüstrisi için köklü bir adım atmış ve harikalar yaratmıştı. Bilgisel başlıyor...

1* Salgın hastalıklarla mücadele Cumhuriyet'in çok daha öncesinde başladı. 1887’de İstanbul’da bir Kuduz Enstitüsü açıldı. 1887/88 arasında 2.521 kişi tedavi gördü, sadece 13 hasta öldü.

2* 1889 yılında Bağdat'ta patlak veren ve 1893'te İstanbul'a sıçrayan kolera salgını için Dr. Henry Chantemesse davet edilir. Sultan 2. Abdülhamit doktoru altın madalya ile ödüllendirir. Üç ay sonra yerine Dr. Nicolle geçer.

3* Fakat bu atılımlar Osmanlı topraklarındaki salgın hastalıkları engelleyemez. Araya giren savaşlar nedeniyle hastalıklar çoğalır. Cumhuriyet'in ilan edildiği günlerde iç ve dış düşmanlar haricinde salgın gibi bir bela vardır.

4* İşte Cumhuriyet, çok kısa bir süre içerisinde toplumu kırıp geçiren bu belayı def etmiştir. Cumhuriyet sorunları bitirmektir. Cumhuriyet millete hizmettir. O yüzden Atatürk'e ve yaptıklarına dil uzatanlar namusunu ve şerefini sorgulasın.

5* Cumhuriyet, halk sağlığını iyiden iyiye düzeltmek için 27 Mayıs 1928'de Refik Saydam Hıfzıssıhha Enstitüsü adı ile Türkiye Cumhuriyetinin ilk Halk Sağlığı Laboratuvarı'nı kurdu. Enstitü hızlı yayılan enfeksiyon hastalıklarıyla mücadele etmeye başladı.

6* Enstitü millet için çalıştı ve daha o dönemde başarıdan başarıya imza attı: 1931 yılında, ağız yoluyla uygulanan BCG Aşısı üretimine başlanıldı. 1932 yılında, serum üretiminin ülke ihtiyacını karşılayacak düzeye gelmesi sonucu, dışarıdan serum ithali durduruldu.

7* 1933 yılında, Simple Metodu ile kuduz aşısı üretimi ele alındı. 1934 yılında, İstanbul Aşıhanesi, Enstitü bünyesine nakledildi ve çiçek aşısı üretimi ülke ihtiyacını karşılayacak düzeye getirildi. Bu kadar mı? Hayır!

8* 1935 yılında, Farmakoloji Şubesi kurularak yerli ve yabancı ilaçlar ile diğer hayati maddelerin kontrolüne geçildi. 1936 yılında, Hıfzıssıhha Okulu açıldı. 1937 yılında, kuduz serumu üretilmeye başlandı.

9* Aynı zamanda Enstitü'nün İlaç Kontrol Şubesi devletin ilacını denetlerdi. Bu durum ilaç firmalarının korkulu rüyasıydı. Aşı ve Serum Şube’si Müdürlüğü Difteri, Boğmaca, Tetanoz ve her türlü tedavi anti-serumunun üretildiği bölümdü.

10* Bakteri besiyerleri büyük cam galonlar içinde imal edilir ve oda kadar büyük neredeyse tarihi otoklavların içinde sterilize edilirdi. Üretilen anti serumlar arasında akrep, yılan sokmalarına karşı serumlar olduğu gibi gazlı kangren anti serumları da bulunmaktaydı.

11* Enstitü Atatürk öldüğünde öyle başarılı işler yapıyordu ki, 1940'lı yıllarda Türkiyr, Ortadoğu ülkelerine Tifüs aşısı satacak noktaya gelmişti.

12* 1942 yılında, tifus aşısı ve akrep serumu üretimine başlandı. 1947 yılında, Biyolojik Kontrol Laboratuvarı kuruldu. Enstitü bünyesinde bir aşı istasyonu açıldı. İntradermal, BCG aşısı üretimine geçildi. 1948 yılında, ülkemizde ilk olarak boğmaca aşısı üretimine başlandı.

13* 1950 yılında, İnfluenza Laboratuvarı, Dünya Sağlık Örgütü tarafından Uluslararası Bölgesel İnfluenza Merkezi olarak tanındı ve İnfluenza aşısı üretimine başlandı. 1951 yılında, ilk kez antibiyotiklerin ve bazı vitaminlerin kalite kontrolüne başlandı.

14* 1954 yılında, İlaç Kontrol Şubesi kuruldu. 1956 yılında, tetanoz aşısı daha modern metodlarla üretilmeye başlandı. 1958 yılında, ilk kez frenginin modern yöntemlerle teşhisi ele alındı. 1966 yılında, Kolera Referans Laboratuvarı kuruldu.

15* Daha ne anlatayım ki? 1974 yılında, Mikoloji Laboratuvarı açıldı. 1976 yılında, kuru BCG aşısının deneysel üretimine başlandı. 1983 yılında, kuru BCG aşısı üretimine başlandı. 1984 yılında, Zehir Danışma Merkezi açıldı. 1987 yılında, AIDS Araştırma merkezi açıldı.

16* 1950’lerden sonra Hıfzıssıhha Enstitüsü; Türk halk sağlığının korunmasında laboratuvar hizmetlerinin Türkiye genelinde yaygınlaştırılması başlatıldı. 16 ilde bölgesel düzeyde hizmet vermek amacıyla şubeler açıldı.

17* Atatürk'ün yokluk döneminde var ettiği Enstitü, 4 Ocak 1941 tarih ve 3959 sayılı yasayla kabuk değiştirdi. Pek çok birim oluşturularak kökleşti:

18* Peki ne oldu? Önce 1997'de aşı üretim tesisleri faaliyetleri durduruldu. 1999'da aşı üretim tesisleri kapatıldı. 2004 yılında gelindiğinde ise Manisa Tavuk Hastalıkları ve Aşı Üretim Enstitüsü, Bakanlar Kurulu Kararı ile kapatıltı!

19* Cumhuriyet'in büyük yokluklarla kurduğu ve harikalar yarattığı Refik Saydam Hıfzıssıhha Merkezi Başkanlığı ise 2 Kasım 2011 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanan 663 sayılı kararname ile kapatıldı. Her şey Halk Sağlığı Kurumu'na devredildi.

20* Şimdi sormak gerekir? Cumhuriyet'in ilk yıllarında ve devamında sürdürülen aşı politikası desteklenseydi, uluslararası endüstriye pazar olmak yerine milli endüstri korunup kollansaydı, Bugün yabancıdan aşı üretmesini ummak zorunda kalır mıydık? Kim bilir...



Follow us on Twitter

to be informed of the latest developments and updates!


You can easily use to @tivitikothread bot for create more readable thread!
Donate 💲

You can keep this app free of charge by supporting 😊

for server charges...