Abdulkadir Özel

Abdulkadir Özel

19-11-2019

22:45

Bazen bazı adli vakaların haberlerde sansasyonel öykülere dönüşmesi -dosya içeriğinden bütünüyle ilgisiz biçimde- medya ortamında üretilen ve büyütülen hikayeler halini alması ve bu hikayeler üzerinden yürütme erkine karşı homurtuların yükselmesi bir flood olur mu? Olur.

Bu homurtular aslında, özellikle çocuk ve kadınlara yönelik cinsel veya fiziksel şiddet içeren (ya da içerdiği iddia olunan) sayısız benzer örnek üzerinden yeni tür bir muhalefet biçiminin ayak sesleridir.

Türkiye'nin yüzleştiği sınamalar ve güvenlik başta olmak üzere ortak tavır alınması gereken milli konularda dahi muhalefetin uzlaşıya yanaşmaması siyasetin dilini sertleştirmiş, muhalefet yaşadığı “alan daralma”sını meşru(!) zeminler üzerinden aşma gayretine girişmiştir.

“Yeni nesil muhalefet” kendisini siyasi/kriminal risk içermeyen alanlarda ifade etmeye yönelmiştir. Sokak hayvanlarına şiddette, çocuk ve kadınlarla ilgili cinsel şiddet eylemlerinde yükselen toplumsal hassasiyetlerde yoğunlaşan kampanyalar işte bu zemin üzerinde yükselmektedir.

Örneğin; siyasal ya da cinsel “kimlik”i üzerinden toplumla sahici bir ilişki kurma imkanı bulunmayan yeni sürüm muhalif bir aktivist(!) bir ölüm vakası üzerinden kolaylıkla bir sosyal kredi edinerek "kanaat önderi" haline gelebilir.

Çocuk/kadına yönelik cinsel şiddet eylemleri, sokak hayvanlarına yönelik merhamet duygularıyla bağdaşmayan fiiler, toplumsal hassasiyetlerin kesişim kümesinde yer alır ve bir başka anlatımla bu ve benzeri başlıklar üzerinden “vicdani konsolidasyon”u sağlamak son derece kolaydır.

İkinci önemli bir nokta, bu konu başlıkları üzerinden bir şey söylemenin herhangi bir risk içermemesi, sosyal-siyasal-adli açıdan bir maliyet doğurmamasıdır. Yani bu konular üzerinde konuşmanın bir zorluğu değil, konforu; bir riski değil bir meşruiyeti bulunmaktadır.

Yeni nesil muhalefetin bu mecralarda bu konular üzerinden toplumsal hoşnutsuzluğu mobilize etme, harekete geçirme çabaları dikkat çekmektedir. Zira konvansiyonel medyayı kontrol arzusu yeni ve yükselen sosyal medyanın gücü ve etkinliği karşısında anlamsız hale gelmektedir.

Sosyal medyanın etkili ve yaygın bir alternatif mecra olma yönündeki ilerleyişini görmemek körlük olur. Özellikle genç nesil, zaman ve mekan sınırlaması olmaksızın büyük ölçüde bu mecradan beslenmektedir. Bu kitlenin birincil haber kaynağı da sosyal medyadır.

Sosyal medyanın artan bu etkileşim gücü, konvansiyonel medya ile iletişim mekanizmalarını da giderek anlamsız hale getirmektedir. Konvansiyonel medyada "eşik bekçiliği" görevi olan üst pozisyondakilerle kurulacak samimi ve yapıcı iletişimin etkisi kuşkusuz tartışmasızdır.

Ancak sosyal medyada eşik bekçileri yoktur. Bu cömert enformatik zemin, tüm bilgi komisyoncularını devreden çıkarmış, internet bağlantısı olan herkesi adeta muhabir, kameraman, editör, yayın yönetmeni haline getirmiştir.

Özellikle anonim(!) hesap ve kimlikler altında söz söyleme imkanı bir yandan geniş bir “özgürlük” alanı açmakta, diğer yandan bu mecrayı-tekzip başta olmak üzere düzeltici cezai sorumluluklar açısından-denetlenebilir, düzenlenebilir olmaktan da çıkarmaktadır.

Bilgi ve kışkırtmanın, enformasyon ve dezenformasyonun iç içe geçtiği bu alan sosyal ve politik operasyonlara da elverişli bir ortam oluşturmakta; “doğrusunu öğrenme” çabası, “draje klişe”lerin hazım süresine kıyasla vakit kaybı olarak görülmektedir.

Bu yeni mecranın yükselişiyle birlikte ortaya çıkan sorun ve tehditler Türkiye'ye özgü değildir. Pek çok ülke, sosyal medya üzerinden yayılan ve maksatlı olarak üretilmiş yalan haber ve kirli bilgilerin yol açtığı zararları halihazırda tecrübe etmektedir.

Ülkemiz sosyal medyanın yalan haberler yoluyla takipçi kitlelerin iradesini etkileyecek biçimde manipülatif kullanımı ve bu yeni nesil alan üzerinden yayılan kasıtlı yalan haberlerin sebep olduğu sosyal ve politik tahribatlarla son yıllarda defalarca yüzleşmiştir.

Yalan haber olgusunun anlaşılması ve önleyici mekanizmaların araştırılması amacıyla akademik arayışlar bile bulunmaktadır ancak bu iletişim mecrası ve buna özgü sorunlar yenidir. Ağ iletişiminin kalbi olan ülkeler bile bu sorunlarla başetme yollarını henüz bulabilmiş değildir.

Yasaklama veya baskılama olmadan yalan haber, manipülasyon ve toplumsal infiallerin önüne geçecek zor da olsa bir “kontrol” arayışı şarttır. Zira bu mecra, bugün coşkuyla keyfini süren new age muhalifler için de zamanla “faturası” olan bir mecra olma riskini barındırmaktadır.

Bu konuda başta kamusal iletişimin dili ve yöntemi konusunda yeniden düşünmek gerekir. Sosyal medyanın yalan/yanlış bilgilerin taşıyıcısı ve politik operasyonların üssü olmasının engellenmesi için akademik ve siyasi arayışlarla bir yol haritası çıkarma gayretine girilmeli.

Mesela yargı ve adalete ilişkin yorumlar büyük ölçüde bilgisizlikten beslenmekte “soruşturma/kovuşturma tutuklamanın tedbir mahiyeti yargı sürecinin bütünlüğü” toplumun önemli bir bölümü tarafından bilinmemekte, haber ve yorumlar yanlış bilgi ve inançlar üzerine inşa edilmektedir

Sapmalardan bir diğeri ise; yargılamanın birden fazla sonuç ihtimalli bir süreç olduğunun ihmal edilmesi ve yargılamanın medya anlatısı veya dedikodular üzerinden gerçekleştirilmeyeceğinin bilinmemesidir. Medyada “yargı okur-yazarlığının” arzu edilen düzeyde olmaması da etkendir.

Yargılamaların dosya üzerinden, dosyaya girmiş delillere dayalı olarak gerçekleştirilmek zorunda olduğunun yeterince anlaşılamaması, toplumda haksız/yersiz beklentilerin doğmasına, bu beklentilerin karşılanmadığı durumlar ise hayal kırıklığı, öfke ve tepkilere neden olmaktadır.

Adalet “bir cürüm karşısında mücrime duyulan maşeri öfkeyi teskin edecek cezanın tahakkukuyla tecelli ettirmek” ile tesis edilir inancı/duygusu/tanımı doğaldır. Örneğin FETÖ’cü pilotlara verilecek cezada benim tatmin eşiğim o irtifadaki jetten atılmalarıdır.

Ya da çocuk tacizcilerinin Kızılay Meydanı’nda vinçle sallandırılışını bir kahve eşliğinde mutlulukla izleyecek kadar adilim. Ancak yargı yüreklerdeki değil, yürürlükteki mevzuatla mahduttur ve ancak ona memur ve me’zundur.

Bu bağlamda yargısal süreçlerin işleyişiyle özellikle kamuoyunda infial oluşturan hadiselerle ilgili -yargılamanın sıhhatine halel getirmemek şartıyla- bilgilendirici çalışmalar başlatılmalı ve medya ile güçlü bir iletişim zemini kurulmalıdır.

Örneğin; şüphelinin hükümlü olmadığını, tahliyenin beraat olmadığını, vücut dokunulmazlığı ve adli para cezası gerektirenler hariç 2 yıldan fazla cezası olmayan suçlarda tutuklu yargılamanın yasal olmadığını bilemeyebilirsiniz. Ama öyle!

Öyle olduğu için de bu ve benzeri genel bilgiler başta olmak üzere yargılamaya ilişkin kavramların toplumun kelime haznesine dahil edilmesi zarureti ortaya çıkıyor.

İlk ve yetkili ağızlardan edinilecek bilgiler, sosyal medya aracılığıyla manipülasyon çabasına girişecek olan felaket tacirlerinin hareket kabiliyetini zayıflatacaktır. “Vurur yüze ifadesi, şizofrenmiş bi tanesi” nakaratının baygınlık vermesi için bilgi şart!

Kamu Spotu niyetine bir flood arz eyledik, sürç-ü lisan ettiysek affola. Cümleye hayırlı geceler.


Follow us on Twitter

to be informed of the latest developments and updates!


You can easily use to @tivitikothread bot for create more readable thread!
Donate 💲

You can keep this app free of charge by supporting 😊

for server charges...