Kapheros

Kapheros

02-12-2019

18:41

Cumhuriyetin ilk kuruluş yıllarında ülkenin tüm milli kaynak ve iktisadi unsurlarını kullanarak sanayileşme hareketinin daha verimli ve entegre bir şekilde yürütülmesini sağlamak üzere milli ihtiyaç ve menfaatlerimiz paralelinde sanayide öncü görevi üstlenebilecek güçlü bir

kuruluşa ihtiyaç duyuluyordu. Bu hedefler doğrultusunda Atatürk tarafından gerçekleştirilen Sümerbank bu çalışmaların büyük projelerinden biri olmuştur. 1931 yılında 1. sanayi planı yapılarak Sümerbank kurulmasının temeli atılmıştır.

Sümerbank’ın temel görevi sanayi planının uygulanması yani sanayi tesislerinin kurulması ve kurulan diğer devlet kuruluşlarına da örnek olmasıdır. Türkiye savaştan bitkin çıktığı için sanayi kurmaya imkanı bulunmamaktadır; bu nedenle 1932 yılında İsmet İnönü Sovyetler Birliğinden

8,5 milyon liralık kredi almış ve ilk yatırım yapılmıştır. Sümerbank, Devlet Sanayi Ofisi’nden devraldığı Bakırköy, Defterdar, Hereke, Beykoz Deri, Uşak Şeker ve Tosya Çeltik Fabrikaları ve Unkapanı’ndaki değirmenin işletilmesi ile işe başlamıştır.

Atatürk’ün istediği fabrikalar sadece üretim yapılan birer sanayi kuruluşu değil, aynı zamanda eğitim, bilim, sanat ve spor yapılan birer kültür kurumu, birer üniversitedir çünkü Atatürk’ün fabrikaları birer sosyal fabrikadır.

Bu fabrikaların en tipik örneği, 1937’de bizzat Atatürk tarafından açılan Nazilli Sümerbank Basma Fabrikası’dır. Bu fabrika, genç Cumhuriyet’in 1. Beş Yıllık Sanayi Planı’nın ilk önemli eserlerindendir. Sümerbank devlet eliyle kurulan ilk Türk basma fabrikasıdır.

Nazilli Sümerbank Basma Fabrikası’nın şaşırtan özellikleri: Fabrikada balolar, danslar ve partiler düzenlemiştir, sinema salonu vardır. Fabrikanın korosu , hamamı, spor kulübü vardır. işçi hakları üst düzeydedir. Çok sayıda işçiyi barındıran fabrika işçi haklarına da çok

önem vermiştir. İşçi ve Memur Biriktirme Sandıkları, İşçi Ölüm ve Hasatlık Yardım Sandıkları oluşturulmuş, fabrika içinde işçi sağlığını koruyacak 40 yataklı bir hastane, bir eczane bir de laboratuvar kurulmuştur. Nazilli’nin kabusu haline gelen sıtma hastalığı fabrikanın

sağlık ekibi tarafından kurutulmuştur. İşçilere mesleki eğitim verilen fabrikada ayrıca işçiler için beş sınıflı bir okuma-yazma kursu, daha doğrusu bir küçük okul vardır. Sümer İlköğretim Okulu adlı bu işçi okulunun 980 öğrenciye sahiptir.

Ayrıca bir işçi radyosu ve işçi çocukları için 26 yatak ve 40 mevcutlu bir kreş kurulmuştur. İşçiler ve memurlar, fabrikanın hemen önünde özel olarak inşa edilen 264 dairelik ve 1000 kişilik lojmanlarda çok uygun bir ücretle kalırken,

bekar işçiler için 350 kişilik bir “Bekar İşçi Pavyonu” vardır. Fabrika işçilerinin yiyecek ve giyeceklerini temin etmek için fabrika bünyesinde bir kooperatif vardır. Fabrikanın, işçilere hizmet veren güzel ve temiz bir fırını, işçi yemekhanesi ve memur kantini vardır.

7 Ekim 1953’te Nazilli’ye gelen şair ve ressam Bedri Rahmi Eyüboğlu, Nazilli’deki değişimi şöyle gözlemlemiştir; “…Altı saat içinde altı lunapark geçtik… Bir de ne görelim şehir baştan aşağı neon ışıkları içinde. Nazilli dediğin nedir ki, Anadolu’da küçük bir kaza değil mi?

Gecenin on ikisinde ışık, elektrik ışığı içinde yüzen bir Anadolu kasabasını görmek insanı nasıl sevindirmez… Nazilli’nin iki yakasını bir araya getiren bir ışık fermuarı ta Basma Fabrikası’na kadar uzanmış. Sarı yerine hafif yeşilimtırak bir ışık. Bu ışığın altında yürüdük.

Gayet nazik bir memur, belediye memuru mu polis mi pek anlayamadım, küçük bir çocuğa seslendi; ‘Bu misafiri Gıdı Gıdı’ya kadar götür…’ dedi. Evvele bir mahalle, bir semt adı sandım. Sonra bir şoför, bir arabacı olabilir dedim.Gıdı Gıdı dedikleri bir küçük,

bir maskara dekovil tren imiş. Belli saatlerde işçileri fabrikaya taşırmış… Bir kedim olsa ismini muhakkak Gıdı Gıdı koyardım… Birkaç adım ötede aynı ışıklarla donanmış birkaç otel sıralanmış. Burası kaza değil vilayet merkezi diyorum. Burasını bu hale fabrika soktu diyorlar."

Sümerbank’ı tarihi kılan ilk görev 1.planda yer alan projelerin gerçekleştirme görevinin de Sümerbank’a verilmiş olmasıdır. Planda yer alan projeler, ilk bölümde belirtildiği gibi, dokuma, maden, selüloz, seramik ve kimya sanayileri olmak üzere beş sektörde toplanmıştır.

Planda yer alan dokuma, maden, selüloz ve kimya sanayine ilişkin yatırımlar Sümerbank tarafından gerçekleştirilirken, sömikok, Şişecam ve kükürt sanayine ilişkin yatırımlar İş Bankası tarafından yürütülmüştür.

Ülkenin farklı bir köşesinde, benzer olmayan koşullarda büyümüş, başka okullara gitmiş, farklı tip bir yaşam sürmüş ve sürmekte olan, kısacası başka sosyal, ekonomik ve kültürel bir gerçekliğin içindeki birisiyle belki de tek ortak yanınız —örneğin— bir nevresim takımı olabilir.

Ve o takım kuvvetle muhtemeldir ki Sümerbank’tır Mustafa Kemal bu kuruluşa neden Sümerbank ismini vermiştir? Mustafa Kemal, Sümer kültürü meselesiyle çok yakından ilgilenmiştir. Türklerin Sümer kültürüyle bir ilişkisi olduğunu da düşünmektedir.

Fabrikaların ilk kurulduğu yıllarda hayli kısıtlı bir renk seçeneği olmakla birlikte 1930’lardaki Rusya etkisiyle, canlı ve zıt renk kullanımı ve gül desenleri de üretim içinde yerini almış. 40’larda savaş nedeniyle gerileyen dış ticaretle birlikte yerli malına olan yoğun talebin

etkisindeki yerel motif ağırlığı söz konusu. 50’ler, Amerika rüzgârıyla evlere giren dergilerle, modanın günlük kent yaşamına çarpıcı şekilde sızdığı, parlak yıllar… Desenlerde geometrik, puantiye formlar ve küçük çiçekler kullanılmış. Takip eden 60’ların cesur ifade ve

özgürlük akımlarının yansıması olarak, kumaşlara geometrik ve şal desenleriyle birlikte hayvan figürleri ve yuvarlak hatlı formlar eklenmiş. 70’ler ise yine ülke değerlerinin ön plana çıktığı yıllar ve bu yönelim motiflerde kendini gösterirken iri ve canlı formlar tercih edilmiş

Bu yıllarda Sümerbank’ın kuvvetli ve değerli bir yerel marka olarak varlık gösterdiği moda etkinlikleri de düzenlenmiş ve Sümerbank markasının ülkenin moda ve tekstil sektöründeki yeri kuvvetlenmiş.

Türkiye'nin "sanayi mektebi" Sümerbank, Türkiye ekonomisinin geliştirilmesine, halkın refahının yükseltilmesine, Türkiye'nin siyasal bağımsızlığının ekonomik altyapısının oluşturulmasına, halk ile devlet arasındaki bağların güçlendirilmesine ve farklı etnik kökenlerden ve

inançlardan insanların ulus ve sınıf bilinçlerinin geliştirilmesine çok önemli katkılarda bulundu. Sümerbank'ın işletmeleri, bulundukları bölgelerde sosyal devletin çekirdekleriydi. +++ 👉👉

Şimdi Cumhuriyet’imizin kazanımı, halkın yararına çok işler yapan, üreten, iş olanağı sağlayan, küçücük ilçelere, oralarda yaşayan işçi-emekçi halkımıza azımsanmayacak sosyal, kültürel olanaklar sağlayan, nitelikli iş gücünün yetişmesine, işçilerin, ailelerinin ve hatta yöre

halkının müzik, spor vb. alanlarda kendilerini geliştirmelerine katkı sunan kamu kuruluşları olan Sümerbank fabrikaları yok artık. Özellikle 1950’li yıllarla birlikte, Cumhuriyetin kazanımları yok edilmeye başlandı.

1980’li yılların ikinci yarısında sermayeye peşkeş çekilmek üzere “devlet işletmelerinin verimsiz çalıştığı” kara propagandasıyla hedef tahtasına oturtuldular, özelleştirme kapsamına alındılar. Ve sonra da haraç mezat satıldılar.

28 Mayıs 1986 tarih ve 3291 sayılı Kamu İktisadi Teşebbüslerinin Özelleştirilmesi Hakkında Kanun çerçevesinde; 11 Eylül 1987 tarih, 12184 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile Sümerbank’ın özelleştirilmesine karar verilmiştir.



Follow us on Twitter

to be informed of the latest developments and updates!


You can easily use to @tivitikothread bot for create more readable thread!
Donate 💲

You can keep this app free of charge by supporting 😊

for server charges...