Gökhan Yücel

Gökhan Yücel

24-06-2020

10:27

Birbirine bağlı cihazlar ve sosyal mecraların ilişkisi yüzünden hepimiz odak sorunu yaşıyoruz. Sürekli bir yerlerden gelen bildirimler tarafından engelleniyoruz ya da gönüllü olarak kendimizi engelliyoruz.

Sadece engellenmekle kalmıyor, değişimi takip edebilmek adına biz de bu hıza ayak uydurmaya başlıyoruz. Her 3-5 dakikada bir elimiz istemsizce telefonumuza uzanıyor. Şöyle bir tvitlere bakıyoruz, Instagram'ı kontrol ediyoruz, mail gelmiş mi diye bakıp telefonu yerine koyuyoruz…

Bu arada gelen Whatsapp mesajlarına cevap veriyoruz. Diğer platformlarda ayrıca birileriyle konuşuyor, bir çok gerçeklikte ayrı ayrı yaşıyoruz. Bu yaşamlar üst üste bindiğinde gerçek dünyada normal herhangi bir şeyi düzgün yapmak çok zor hale gelmeye başlıyor.

Peki neden böyleyiz? Nerede yanlış yapıyoruz? Bunun elbette içinde bulunduğumuz zaman, toplumun bu yeniliklere uyum süreci ve bizim bireysel olarak duygusal açlık ve ihtiyaçlarımızla çok alakası var.

Öncelikle mobil teknolojilerin ilerlemesi, bu mecraların ve bildirimlerin telefonumuza girmesine neden oldu. Eskiden sadece bilgisayardan baktığımız şeyler artık telefonlardan bize ulaşıyor. Yoğunlaşmanın bir sebebi, bizim bu teknolojik gelişmeye tam adapte olamamamızda yatıyor.

Elimizin altında olduğu ve bizi çağırdığı için bakıyoruz. Halbuki bir mesafe koymamız lazım, adı konmamış bazı kurallarla düzenlememiz lazım ilişkiyi. Ama şu anda insanlık halen cicim yıllarında olduğu ve biz sorunu çok net tespitleyemediğimiz için olaylar kontrolsüzce gelişiyor.

Tabii bu işlerin bir de beyinde dönen tarafı var, telefonumuza bir uyarı geldiğinde beynimiz yüksek seviyedeki bilişsel işlevleri yerine getiren prefrontal korteksi durdurup vücuda acil durum sinyali yolluyor. Gelen sinyalle birlikte "Telefona bakmam lazımm!!!" modu açılıyor.

Bir yandan da içine girdiğimiz etkileşimler beyinde dopamin salgılanmasına ve ödül mekanizmalarının işlemesine yol açıyor. Beynimiz aldığımız "like" için bizi kimyasal olarak ödüllendiriyor ve bizler de doğal olarak bunu daha çok yaşamak istiyoruz.

Ne var ki, aslında gerçek hayatta bu etkileşimlerden edindiğimiz ödül, beynimizin heyecanlandığı kadar da hayati değil çoğu zaman. Sosyal medya kanalları ve telefonlar beynimizin bug'ını bize karşı kullanıyorlar desek çok da yanlış olmaz.

Bir yandan da mecraların rekabeti var. Sosyal medya kanallarının ayrı ayrı daha çok ilgi çekme çabası hayatımızı da direkt etkiliyor. Çünkü bu platformların başarısı, bizim daha sık ve daha uzun bakmamızda yatıyor. Uygulamayı biz kullansak da, ilişkide edilgen taraf biziz aslında

Kolay yollu dopamin hileleriyle mecralarına bağımlı olmamız için çalışan sistemlere karşı savunma yöntemleri gelişecektir mutlaka, ama bence en önemli kısmı ilk adım, yani farkındalığın oluşması. Çünkü günün sonunda bundan olumsuz etkilenen ve hayat kalitesi düşen taraf biziz.

Etkileşim bağımlılığı nedeniyle bir sohbeti bile telefonumuza uzanmadan bitiremez hale geliyoruz. Kitap okuma yetisini kaybedenler var. Film izlerken telefon açık, izliyormuş gibi yapmak ya da aynı anda iki şeyi yaptığına inanıp izlediğini zannetmek gibi durumlar yaşanabiliyor.

Uzun süreli odaklanma isteyen şeyleri gitgide daha kötü yapar hale geliyoruz. Üretirken yüzeysel, tüketirken kolaycı olmaya başlıyoruz. Daha da kötüsü bunu çoğu zaman görmezden görmeyi tercih edip konusu açıldığında da toplumsal bir sorun gibi yorumlayarak sorumluluktan kaçıyoruz

Mesela eskiden normalde 20-30 dakika durmadan odaklı çalışabiliyorsak, bu yeni alışkanlıklar nedeniyle, her 3-4 dakikada bir kendimizi durdurup "benlik bişey var mı?" diye yaptığımız işe ara veriyor ve çalışmanın etkinliğini ciddi anlamda azaltıyoruz.

Halbuki zihnimiz normal şartlarda bir akış içine girdiğinde daha efektif çalışıyor. Şeylerin ilişkisini daha net görüyor, konuları birbirine daha sağlam bağlıyor, tüm süreci kesintisiz takip edebildiği için daha etkin üretim yapabiliyor.

Ama durup yeniden başladığımızda, her seferinde bazı şeyleri kaybediyoruz. İşlenen data ve o datanın anlamlılığı azalıyor. Bu dadaha kötü sonuçlar almamıza yol açıyor. Yani kendimizden aldığımız eforu sürekli düşürüyor, her geçen gün daha azını yapabilir hale geliyoruz.

Tabii burda bir bağımlılıktan bahsediyoruz, o nedenle sadece burada okuduğumuz için bir anda bu işleri rayına oturtmak mümkün değil. Ama bunun bir bağımlılık biçimi olduğunu görüp hayatımıza etkilerini daha net gözlemlemeye başlamak en azından bir başlangıç olarak düşünülebilir.


Follow us on Twitter

to be informed of the latest developments and updates!


You can easily use to @tivitikothread bot for create more readable thread!
Donate 💲

You can keep this app free of charge by supporting 😊

for server charges...