Etnikce

Etnikce

29-03-2020

19:33

Bugün sizlere Van'da ki Ermeni mezalimini anlatan bir bilgisel yazacağım. Bilgisele başlarken Van'da ki durumdan önce Türk-Ermeni ilişkilerini biraz hatırlatarak başlayacağım. Paylaşımı RT ederek daha kişiye ulaşmasını sağlayabilirsiniz.

Türkler ile Ermeniler yüzyıllardır bir arada yaşayan iki halktı. Hatta Osmanlı zamanında Milleti Sadıka olarak adledilen ender milletlerden birisiydi. Foto: Osmanlı Dönemi Ermeni Esnaflar

Anadolu Türklerin hakimiyetine girdikten sonra Ermenilere hiç dokunulmamıştır. Ne dilleri, ne dinlerine karışılmamıştır. Hatta Osmanlı, Ermenilere ayrıcalıklar vererek sınıfsal olarak daha iyi duruma gelmelerini sağlamıştır.

İstanbul fethedildikten sonra İstanbul'da neredeyse hiç Ermeni olmamasına rağmen Ermenileri buraya iskan dahi etmiştir.

Tarihi olaylara bakıldığında başka dinlerden ve milletlerden olan bir halk bir yeri ele geçirdiğinde, ele geçirilen yerdeki halkın öncelikle dinine karışmıştır. Batılı ülkelerin ele geçirdiği yerlere bakarsak onlar dillerini dahi değiştirtmişlerdir.

Ancak Türkler fethedilen hiçbir coğrafya'da bunu yapmamıştır. Hatta bazı yerlerde Türkler kendileri asimile olmuş ve dillerini unutmuştur. Mısır, Cezayir, Libya, Filistin gibi Arap Coğrafyasında kalan Türkler bugün dillerini dahi unutmuştur.

Turk-Ermeni ilişkilerine gelecek olursak 1900'lü yılların başına gelene kadar Türkler ile Ermeniler arasında ufak tefek sıkıntılar hariç pek sorun yaşanmamıştır. Ancak bu tarihten sonra Ermeniler yabancı güçlerin elinde kukla olmaya başlamıştır.

Kimi bölgede Fransızlar, kimi bölgede İngilizler bazı Ermenileri kullanmıştır. Ancak en fazla Ruslar bu konuda etkinetmiştir. Birçok Ermeni gencini eğitmiş ve Anadoluya göndermiş ve onlar sayesinde ayaklanmalar çıkarmıştır.

Ermeni terör örgütleri ile Ruslar ilk başlarda bu çetecilik faaliyetleri sayesinde birçok Türk köyü yakıp yıkılmış ve bazı bölgelerde yaşayan Türkler bulundukları yeri terketmek zorunda dahi kalmışlardır.

Nihayetinde Rus Çarlığında çıkan sorunlardan sonra Rusların geri çekilmesiyle Ermeniler de tek başlarına kalmışlar ve bu sayede Ermenilerin katliamları biraz da olsa yavaşlamıştı. Sonucunda da bu iş tehcirle sonuçlanmıştı.

İşte burada tehcirle sonuçlanan bu sürecin yapı taşlarından biri olan 1912 yılındaki Van'da cereyan eden olaylara gidelim.

Van nüfusu 1912 yılında çoğunluk olarak Müslüman nüfusa sahipti. Ermeni nüfusu da kalabalıktı. Yarıya yakın bir Ermeni nüfusu vardı. Türkler ve Kürtler ise Müslüman nüfusu oluşturuyordu.

Türkler ve Ermeniler şehir merkezinde çogunlukken, Kürt nüfusu genel olarak köylerde yer alıyordu. Ancak her üç grubunda köyleri vardı. Van'ın Belediye reisi ise Ermeni olan Bedros Kapamacıyan idi.

Ermenilerin Van'da bağımsız bir Ermeni Devleti çalışmaları kurulan Armanakan Örgütü ve Rusya'dan Van'a gelip bölge Ermenilerine ayrılıkçı fikirleri aşılayan Aram Manukyan'ın kurduğu Ermeni Devrimci Federasyonu etrafında cereyan etti.

Aram Manukyan Ruslar tarafından bölgeye gönderilmişti ve hemen ayrılıkçı çalışmalarına başladı. Manukyan önce Ermeni Kiliselerinde ardından da Ermeni köylerinde çalışmalar yaptı. Ve yaptığı çalışmalar sonucunda bölge Ermenileri üzerinde etkin olmayı başardı.

Rusların gönderdiği silahları sınırdan çok rahat geçirip Ermeniler arasında silahlı örgütlenmeyi sağladı. Ve bu silahların nasıl kullanılacağı ile neler yapılacağı konusunda köylerdeki Ermenileri eğitti.

Daha sonra kurulacak Ermenistan Devleti'nin ilk İçişleri Bakanı olacak olan Aram Manukyan, Rusya'dan elde ettiği güçle Ermeniler üzerinde büyük bir nüfuza sahip olmuştu ve komitacıların tüm kararlarında etkili oluyordu.

Sevgilisi Aram Manukyan tarafından elinden alınıp metres yapılan bir Ermeni komitacı bütün faaliyet ve silah depolarını Van Valisi Ali Paşa'ya şikayet ederek yer tespiti yaptırdı.

Van'ın o dönemki belediye reisi olan Ermeni Bedros Kapamacıyan komitacılara destek vermiyordu. Ayrıca Belediye Reisi sadece Gayri Müslim halk tarafından değil, Türkler ve Kürtler tarafında da saygı ve sevgi görüyordu. Bu da Ermeni Komitacıların işine gelmiyordu.

Tam da o tarihlerde Van'da Taşnak Örgütü tarafından yangınlar çıkarıldı. Bedros Kapamacıyan ise bu olayların Taşnak Örgütü tarafından çıkarıldığını Van Valiliği ve İstanbul Derssadetine raporlar halinde gönderildi.

Bu hareketi tabiki Ermeni Komitacıların canını sıkmıştı. Belediye Başkanının ortadan kalkması gerekiyordu. Ermeni Komitacılarda bir suikast planı hazırladı.

Belediye Reisi akrabalarından Marcidciyan Efendinin isim koyma günü kutlamalarına misafir olarak gitmek için evinden dışarı çıktığı esnada evin etrafında tertip alan Van İhtilal Örgütüne mensup bir grup, kalabalığın üzerine yaylım ateş açmağa başladı.

Belediye Reisi bu saldırıya hazırlıksız yakalanmıştı. Açılan ateş sonucunda ikintane mermi kafasına gelmişti. Kapamacıyan oracıkta canını teslim etti.

Olaydan sonra belediye reisinin oğlunun verdiği ifadeler sonucunda katiller yakalandı. Bu kişiler aynı zamanda Van'da ki Ermeni Çetelerine silah taşımakla suçlanan kişilerdi.

Ancak bölgedeki hassasiyetler, Ermeniler ve Müslüman nüfus arasındaki kırılganlıklar düşünülerek saldırganlar tutuklanmadı.

Suikastın arkasındaki örgüte de komitenin yöneticisi olan Aram Manukyan ve Taşnak Örgütünden Viramyan Efendi hakkında tahkikat dahil yapılmadı. Burada devletin zaaf gösterdiği düşünülmeye başlandı. Ermeni Örgütleri daha da cesaretlendi.

Kapamacıyan'ın cenazesine Ermeniler, Müslümanlar ve yabancı konsoloslukların temsilcileri katıldı. Ancak Taşnak temsilcilerinin cenazeye katılmadı. Ermeni komitacılar Büyük Ermenistan hayaliyle yanıp tutuşuyordu.

Bu olaydan sonra Ermeni komitacılar durmak bilmedi. Ancak bu hareketlerden Ermenilerin bazıları rahatsızlık duyuyordu. Rahatsız olsalarda ses çıkarmamayı tercih ettiler.

Dünya Savaşı'nın başlamasıyla birlikte 19 Kasım 1914'te Ruslar Van'a doğru saldırıya geçti.  Rusya'nın Van'a girmesini gözleyen Ermeni komitacılar, şehirdeki Ermeni ve müslüman mahalleleri arasında büyük duvarlar inşa ederek isyan hazırlıklarını son aşamaya getirdi.

Aram Manukyan liderliğinde seferberlik büroları oluşturuldu ve Ermeni gençleri silah altına alındı. 20 Nisan 1915 akşamı bütün hazırlıklar gözden geçirildikten sonra aynı anda bütün Ermeni isyancıları silahlarını ateşleyerek Aram Manukyan komutasında Van isyanını başlatmış oldu.

18 Mayıs 1915 tarihine kadar süren çatışmalar neticesinde, Ruslar'ın Van'a girmesiyle şehir Ermenilerin eline geçti. Müslümanlar Van Gölü üzerinde bekletilen kayıklara bindirildi ve şehri terketmek zorunda kaldılar.

Muhammed Reşit Güleşer canlı şahitlerinden biriydi. Anlatımına göre Ermeni mezalimi sırasında 15-16 yaşlarında Darü'1-Muallimin öğrencisi olan bir gençtim. Aram Paşa adında birisi yeraltı teşkilatı kurmuşlardı.

Büyük Camii'nin yanı başında bir mahzenden başlayarak, ta kale dibindeki eski şehire kadar uzanan tüneller yapmışlardır. Öyle ki, bu tünellerden atlı olarak geçmek bile mümkündü. Bir gün bir tünelin, üstünün çökmesi üzerine bir nöbetçi tarafından tesadüfen bulundu.

Ruslar bu sırada Muradiye, Özalp ve Başkale'den olmak üzere üç koldan harekete geçmişlerdi. Şehirde ise Ermeniler isyan etmiş, 29 gündür Müslüman ahaliye karşı harp ediyorlardı. Nihayet Müslüman ahalinin daha fazla kırılmaması için hicret emri verildi.

Vasıtaları olanlar vasıtalarıyla, olmayanlar büyük bir perişanlık içerisinde yollara düştük. İnsanlar yollarda çocuklarını bıraktı, açlıktan, salgın hastalıktan kırıldı.

Ermeniler yalnızca Van'da değil köylerde de büyük zulüm yapmışlardı. Tımar'ın, Başkale'nin, Özalp'ın köylerinden Müslüman halkın evlerini ot tıkayıp ateşe veriyor, dışarı kaçmak isteyenleri de kurşunla, süngüyle öldürüyorlardı.

Zeve'de birkaç köyün halkı Ermenilere karşı birleşerek savaşmış; ancak mağlup olan yedi köyün halkı birkaç kişi dışında, burada toptan yok edilmiştir. Sonra buradan hicret eden insanlar için oniki gemi tahsis edilmişti.

Dört tanesinde Van'da görevli memur ve aileleri vardı. Tabii gemiciler de hep Ermeni'ydiler. Dört gemi dolusu insanı bu gemicilerin yardımıyla adaya (Adır) çıkaran Ermeni fedailer bu insanların hepsini katlettiler.

Evlere baskınlar yaparak talan etmişler; kadınları kızları toplayarak Ziya Bey'in evine doldurmuşlar, hepsinin namuslarını defalarca kirletmişler. Öldürdükleri insanları kuyulara atmışlar; hatta bizim camiin kuyusunu bile cesetlerle doldurmuşlar.

Cevdet Paşa birinci defa Van'a girdiğinde, kocası harpte olup hayvanı olmadığı için gidememiş ve esir düşmüş bu kadınlardan 130'unu jandarmalara teslim ederek Diyarbakır'a gönderdi.

Hatta bunlardan otuz kadarı da bizim evde kalırlardı. Kirman eğirmek suretiyle geçimlerini sağlarlardı. Onlara tayın de verilirdi. Onların anlattıklarına göre Ermeni çetelerinden gördükleri zulüm ve işkencenin haddi hesabı yoktu.

Erkeklerin derilerini yüzmek, uzuvlarını kesmek; kadınların da namuslarını kirletmek, kazığa oturtmak gibi zulümlere maruz bırakıyorlardı. Biz Van'a dört sene sonra döndük. Evvela iki sene kaldık: Van'a geri geldik:

Ancak Rusların şehre girmesi üzerine yeniden göç etmek zorunda kaldık. Bu defa Siirt'e kadar gittik. Döndüğümüzde 200-250 kadar Ermeni hanesi Çarpanak Adasında tahassun etmişlerdi.

Türkler nasıl olsa gider, biz yine Van'a yerleşiriz diye umuyorlardı. Bunların çoğu da sanatkardı ancak bir süre sonra çıkarılan kanunla koruma altında, hükümet tarafından Revan'a gönderildiler.

Ancak yedi defa düşmanın girip çıktığı Van , Ermeni mahalleleri dışında tamamen harap olmuştu. Van'ı yeniden imar ettik." Bu ifadelerin hepsini olayın canlı şahidi anlatmıştı. Olayların hiç te Ermenilerin anlattığı gibi olmadığını birileri umarım anlamıştır.

Bilgiselimiz burada sona ermiştir. Daha fazla bilgisel için sayfamızı takip etmeye devam edin. Keyifli okumalar demek isterdim ama okurken pek te keyif alınacağını zannetmiyorum.



Follow us on Twitter

to be informed of the latest developments and updates!


You can easily use to @tivitikothread bot for create more readable thread!
Donate 💲

You can keep this app free of charge by supporting 😊

for server charges...