Sakalar İskitler(Gizlenen Eski Anadolu Halkı)

Sakalar İskitler(Gizlenen Eski Anadolu Halkı)

02-05-2020

16:11

Y-Osmanlıcı tarihçilerin paradoksu güldürür. İşte biri daha, hem ll. Abdülhamid indirilince Osmanlı battı diyor, hem Abdülhamid'den önceki 209 yılda Osmanlı 11 milyon km2 toprak kaybetmişti diyor. Peki II. Abdülhamid'i kimler niye indirmişti bakalım? Yani asıl sebep ne idi?

1-Biz de kendi hatalarımızla yüzleşme kültürü yoktur. İş hayatımızda böyledir, sosyal hayatımızda da, siyasi hayatımızda böyledir. Oysa yapılması gereken ben nerede yanlış yaptım diyebilmektir. Biz nerede yanlış yaptık diyebilmektir. Batı rönesansa bu yüzleşmeyle geçebildi...

2-Hep 1930'ları eleştirenlere, Lale Devri'nden itibaren girilen Batılılaşma çabalarına, Islahat Fermanları'na bakmasını öneririm... Şimdi kısa bir Osmanlı özeti daha yapalım bakalım ne olmuş?

3-İşte Galata ünlü bankerleri: Camera, Camondo, Tubini, Stefanoviç, Zarifi, Kristaki, Valyano, Glavani, Carapanos ve Kuyumcıyan, Stefano Ralli, A. Mavrokordate, Köçeoğlu Agop, Kuto ve Karo, Lebot, Hansen, Lorando Kardeşler... İçlerinde bir tane bile Müslüman Türk yok? Niye?...

4-Dönemin Beyoğlu Basınına bakalım: 📍Revue de Constantonople, 📍La Turquie, 📍Phare du Bosphore, 📍Osmanlı, 📍Le Moniteur Ottoman vs. gibi Fransızca olarak yayımlanan gazetelerin hepsi Osmanlıcılıkta birbiriyle yarışıyordu... 📍Çok seviyorlardı Osmanlı'yı çünkü...

5-Dönemin Bankalarına bakalım: 1-Mösyö Foster ve Emile Deveaux tarafından maharetle yönetilen güçlü Osmanlı Bankası. Bu bankanın çok güçlü bir kurmay heyeti vardır ve Emile Deveaux’nun başarılı ve akıllı yönetimi ile çok başarılı sonuçlar almaya devam edecektir çok...

6- 2- Le Credit General Otoman, Osmanlı Bankasından sonra en büyük yerli banka olan bu kurum, meslekte gücünü göstermiş yöneticilerin elinde bulunmaktadır... 3-Societe General, iştirakçilerine öteden beri yüksek temettü sağlayan ciddi bir kurummuş...

7- 4-Societe de Change et de Valeure. Hisse senetleri Galata piyasasında da daima prim yapan bankacılık kuruluşu... 5-Banque de Constantinople. Mösyö Vlasto, Coronio, Skuludi, Sinkros gibi ünlü banker ve iş adamlarının bulunduğu bu banka da çok güçlüydü çok...

8- 6-Societe Commerciale Ottomane. Yeni kurulmuş olan bu şirketin büyük bir geleceği olacağı anlaşılmaktadır... 7-Avusturya-Osmanlı Bankası. Bu banka Osmanlı Bankası ile birleşmek üzere tasfiye halindedir...

9- 8-Verissi ve Kossudis Bankası. Bu banka Galata piyasasında önemli bir yer tutmaktadır... 9-Türk-Mısır Bankası. Mısır tahvilatını Galata Borsası’nda değerlendirmede önemli bir rol oynamaktadır...

10- 10-Osmanlı İmparatorluğu Kamu İşleri Şirketi. Padişahın baş mühendisi olan Serkiz Bey’in öncülüğü ile kurulan bu şirket Türkiye’ye büyük hizmet vaadetmektedir... (Geniş bilgi için bknz: Prof Dr Haydar Kazgan Galata Bankerleri ll. Cilt, )

11-Bu mali yapı içinden bizim Türkler tasfiye edilince ne oldu? Revue de Constantinople’da yayımlanan “Avrupa Borsalarının Durumu” başlıklı makaleye göre Osmanlı borçlarının 1875 yılında yıllık ödenmesi gereken faiz ve anapara taksitleri 60 milyon Osmanlı lirasını bulmakta idi.

12-Oysa Osmanlı Hükümeti Bosna-Hersek İhtilali dolayısı ile bu paranın yansından fazlasını, bu ihtilali bastırmak için harcamıştı ve bu sebeple Galata Borsası’nda Osmanlı tahvilatı, 1874-75 yılları arasında önemli olmasa da bir düşüş kaydetmişti.

13-Galata Borsası’nda tahvillerin konsolid değeri, Osmanlı İmp.’nun malî durumunun kötüleşmesine paralel bir değer kaybetmediği içindir ki; 6 Ekim 1875 tarihli faiz ve anapara taksit ödemelerini yarıya indiren 'İRADEYİ SENİYE' de şok tesiri yapacaktır piyasalarda,neler oluyordu?

14-Nitekim Mahmut Nedim Paşa’nın 6 Ekim 1875 günü patlayan bombasının gürültüsü, bütün Avrupa telgraf tellerini sarstığı halde Galata beyleri olayın doğruluğuna en son inananlar arasında kalacaklardır...Oysa iflas açıklanıyordu. Ama niye?...

15-Mahmut Nedim Paşa’nın “sadrazam” olarak aldırdığı faiz ve ana para taksitlerinin yarısını ödeme kararı ile ilgili ayrıntılı bilgi için: BKNZ: RAMAZAN KARARNAMAMESİ-1875, ile, 📍1879 ve 1881'deki MUHARREM KARARNAMELERİ & 📍VERGİLERİN %71'nin devreden DUYUNU UMUMİYE Vakasına.

16-Borsa işlerinden anlamak da öyle kolay bir iş değildi, çünkü Türkler, sistemin dışındaydı hep! Nitekim ilk borsa Komiseri olan Abidin Paşa, yazdığı “Hava Oyunları” adlı küçük kitapta borsa oyunlarını bilenlerin bilmeyenleri nasıl kandırdığını uzun uzadıya hikâye etmektedir.

17-Osmanlı'da Türklerin görevi savaşmak askerlik tarım ve hayvancılıktı demiştik! Hele Batılıların hatırına iki fetva verip faiz haramdır siz bu işlere girmeyin dedi mi Halife, Şeyhülislam tamamdır... Milliyetçiler devlet yönetiminde olmazsa bu sonuçlar da haliyle kaçınılmaz...

18-Tarihi sadece evrak olarak görmemek lazım zira o dönemi tüm yönleriyle bilmez, araştırmaz, içine girip yaşamazsan yaptığın tahlil de yanlışa götürür, ideolojik bir tahlil olur. Ayrıca tarihi belge dediğimiz kayıtların bir çoğunun sahte imalat olduğunu da şu örneklerden biliriz

19-Konstantin bağışı SAHTE çıktı. (Ortaçağ Avrupası'nda Papa'nın siyasal düzeni sağlamak için kullandığı uydurma belge) İsa'nın Kefeni de SAHTE çıktı.(Carbonla belli oldu ki 1260-1390 arası imal edilmiş kefeni Vatikan bin yıl geri götürmüş) Hitlerin Günlükleri SAHTE çıktı...

20-Tarih biliminin amacı salt bilgiye ulaşma ve vakaların tasnifi değildir, Tarihçi belgelerden değil sorulardan yola çıkmalıdır diyen Febvre'nin kurduğu Annales Okulu/Yıllıklar dergisi redaksiyonunda; tarihçi, coğrafyacı, iktisatçı, sosyolog ve siyaset bilimci bulunduruyordu...

21-Siyasi ve askeri vakalardan giden ve materyalist bir bakış açısına sahip Pozitivist tarih yaklaşımına bir tepki olarak doğan Annales Okulu, arşiv belgeleriyle yapılan tarihçilik kısır döngüdür ve diğer sosyal bilimlerle işbirliği yapar-disiplinler arası işbirliği şarttır. der.

22-Tarihi çözümlemede sadece tarihi çalışmaların yeterli olmadığı düşüncesiyle diğer bilim dallarından yararlandığı için bu ekol, Annales Okulu, 1970'lerde dünya çapında üne kavuşup kabul görmüş ve günümüzde de gerçek tarih dergileri onların yöntemini izler hala.

23-Tarihte objektiflik hep sorun olmuştur. Tarihte bilinmezlik, kısmen bildiğimiz konular gerçeğin birebir gerçeği olmayıp, bugüne kadar bize gelen, yansıtılan bir gerçektir. Aşık Paşazade'yi, Gelibolulu Mustafa Ali'yi okuduğunuzda bunu hangi saiklerle yazdığını biliyor muyuz?

24-Bilmiyoruz. O halde tümden doğru veya tümden yanlış diyemeyiz. Ayrıca tarihte yeni bir buluntu çıkar gelir eski bilgiyi süpürebilir, dünkü bilgiyi bugün yeni bilgilerle değiştirebilir, bugün savunduğumuz bir bilgiyi de yeni ortaya çıkan bir bilgi çürütebilir.

25-O halde Osmanlı Sarayı'nın psrayla tutturduğu kaynakları da ölçü alamayız, Batı'da, Ortaçağ da yazılan kaynakları da ölçü alamayız. Osmanlıyla ilişkileri iyi iken Batılı kaynakların yazdıkları ile, ilişkiler kötü iken yazdıklarının birbirinden çok farklı olduğunu da biliyoruz.

26-Objektif tarihçilik yoktur. Aldığımız eğitim, siyasi yönelim, etnik kimlik, cinsiyetin ekonomik yapısı gibi unsurlar tarihçiliğimizi belirliyor. Tarih herkese farklı bir ışık altında görülebilir. Aynı konuda, farklı açıdan pek çok tarih yazılabilir. Bunları önce not edelim.

27-Halide Edip/Türkün Ateşle İmtihanı; İzmiri Yunanlılar yaktı. Falih Rıfkı/Çankaya; İzmir'i kaçarken Yunanlılar yaktı, Ermeniler kundakladı. Ve Nurettin Paşa'da azınlıklardan bir şey kalmasın diye müdahale etmedi der. Yunanlı Dido Satiriyu; İzmir'i Nurettin Paşa yaktı der...

28-M. Bloch ile L.Febvre'nin kurduğu Annales/Yıllıklar dergisi, redaksiyonunda, Tarihçi, Coğrafyacı, İktisatçı, Sosyolog ve Siyaset bilimci bulunduruyordu demiştik. Tarih okumada, yorumlamada, Disiplinler arası işbirliği yapmamak! belki de günümüzün en büyük eksikliğidir. ...

29-Şimdi bunları tekrar tekrar niye yazıyorum? daha önce de çok kereler yazdığımı okuyanlar bilir. Dönemi anlamadan bir kupon gösterip tarihçilik oynayanlar olduğundan yazıyorum! Örn: 2. Cihan Harbi'ni görmez! Avrupa'da 65 milyon insanın öldüğünü görmez! Ekmek karnesi gösterir!

30-Osmanlı tarihini yorumlayan arkadaşlar da çoğu zaman aynı hataya düşerler: Ya 2.Abdülhamid'i hain yaparlar ya kahraman. Ya Atatürk'ü hain yaparlar ya Kahraman...Bunu yazanların çoğu dönemi anlamaktan yoksun sivri zekalı ideolojiklerden başkası değildir. Böyle tarihçilik olmaz.

31-30 yıllık bir araştırmacıyım,benim araştırmalarıma göre 2. Abdülhamid Ulu Hakan'dır. Ve yine: Tuğ General Rütbesiyle Samsun'a çıkıp Anadolu'dan bağımsızlık ateşini yakıp, Türkün İDAM FERMANI olan SEVR'i yırtıp, küllerinden yeni bir devlet kuranda son Bilge KAĞAN ATATÜRK idi.

32- 2. Abdülhamid hain değil Ulu HAKAN dedik, İmp. bakiyesinden Cumhuriyetimizi küllerinden yeniden kuran Türkün son Bilge KAĞANI ATATÜRK de 2. Abdülhamid'in açtırdığı mekteplerde okumuş Generalliğe kadar yükselmiş parlak ve bilge bir Paşa ise neden birbirlerine düşman olsunlar?

33- Neden birbirlerinin alternatifi olsunlar? Bu, tarihe, bilime ve akla uymaz. Lakin siyaset esnafının yarattığı ranttan nemalanmak isteyen yazar-çizer, sanatçı, akademisyen tayfası kaleminin namusu satıp bu iki Ulu Hakan'ımızı birbirinin alternatifi gibi gösterip NEMALANIRLAR!

34-Son 80 yıldır siyaset maalesef ötekileştirmeden yapılamıyor. 1950 seçimlerinde Menderes&Bayar ikilisi meydan meydan dolaşıp. İnönü Atatürk'e ihanet etti, gerçek Atatürkçü biziz diyerek Atatürk'ün mirasını sahiplenmişler ve yüzde 50 oy almış iktidar olmuşlardı.

35-Ve bu girilen yoldan 70-80 yılda 'Milli Birlik' manasında bir ara boyu yol alınamadığı gibi, ülkenin de içine edildi, insanlar da 30 parçaya bölündü... ESAS SORUN: İdeolojik olarak bu kadar bölünen bir devleti nasıl toparlayacağız şimdi?

36-Bir yerden başlamak şart değil mi? o halde gelin samimi bir şekilde 1930'ları da tartışalım ama Osmanlının son 250 yılını da hatta 350 yılını da geriye giderek tartışalım. Bakalım koca bir imp. niye battı? Devletler bir gecede batmaz, sistem çökmediyse bir darbeyle de batmaz

37-Son 350 yılda sayabildiğim kadarıyla toplam 30 kadar darbe olmuştur. Kimisi olumlu yönde etki yapmıştır, kimisi kötü yönde. Lakin tuz kokmamışsa veya sistem hepten çökmemiş, iflas etmemişse adı üzerinde darbedir geçer... geçmiştir de önemli olan çıkarabileceğin dersin var mı?

38-1909 müdahalesiyle mi Osmanlı çöktü sanıyorsunuz? Yada Atatürk, Samsun'a giderken Sultan Vahdettinle anlaşmış, sonra da O'na ihanet edip Cumhuriyete geçip SALTANATI ve HİLAFETİ kaldıran devrimleri yaptığı için mi? Eğer böyle biliyorsanız o zaman tarih fukarası olduğunuz kesin.

39-Peki Sultan ll. Abdülhamid'e 31 Mart ve 25 Nisan'da iki darbe yapıp indiren kendi Sadrazam'ı(başbakanı) Mahmut Şevket Paşa kimdi?

40-Peki, Mahmut Şevket Paşa'nın Sadrazam olmasını destekleyen 'İttihat Terakkici' ve Sarayın damadı Enver Paşa değil miydi? Sonradan G.kurmay başkanı olan, Atatürk'ten de hiç hazetmeyen, sürekli ordudan atan, Bekirağa Bölüğüne süren damad Enver Paşa değil miydi?

41-Mahmut Şevket Paşa, Selanik’ten Hareket Ordusunun başında yola çıkarken hazır kıta olan orduya, Sultan II.Abdulhamid Han hakkında bu kadar ağır ifadeleri niye ve nasıl kullanmıştır? Kimliğine bakmadan önce söylediklerine bakalım önce;

42-“...Yüzbinlerce şühedanın kanı pahasına kazanılan meşrutiyetimizi mahvedip yerine yine istibdadı/diktatörlüğü ikame etmek üzere İstanbul'da o köhne Bizans'ın Yıldız burcunda ikamet eden baykuş, insan kanı emmekten, öksüz yetimlere gözyaşı döktürmekten mütelezziz olan haris+++

43-+++600 senelik muhteşem muzaffer bir milletin tarihini, ecdadının namusunu lekeleyen o insan kıyafetindeki canavar...” M. Şevket Paşa 2. Abdülhamid için söylüyor bunları. peki hangi şartlarda söylüyor? Sadece darbe yapıp Sultan Reşad'ın Veziri olmak için mi yaptı darbeyi?

44-Kendisi de bir suikast sonucu öldürülen Mahmut Şevket Paşa, 31 Mart İsyanı olarak bilinen ayaklanmanın bastırılmasında ve Sultan II.Abdülhamid Han’ın tahttan indirilmesinde rol oynamış, +++

45-+++Sultan V.Mehmed (Mehmed Reşad) saltanatında 23 Ocak 1913 - 11 Haziran 1913 tarihleri arasında dört ay on dokuz gün sadrazamlık yapmış bir paşadır.

46-Kısa özgeçmişi; 1856 yılında Bağdat’ta doğdu ve orada büyüdü, bundan ötürü Arap lakabıyla da anılır. Sultan Abdülmecid Han devri mutasarrıflarından Çeçen asıllı Kethüdâzâde Süleyman Bey’in oğludur. ilk öğrenimini Bağdat’ta yaptı.

47-+++Sonra İstanbul’a gelerek askerî okulda tahsilini tamamlayıp, 1882’de kurmay yüzbaşı olarak orduya katıldı. Almanya’da 9 yıl, Fransa’da ise bir müddet kalarak, batı kültürü ile yakından tanıştı.

48-1901’de paşa olduktan sonra Mekke-i Mükerreme ile Medîne-i Münevvere arasında telgraf hattı döşetme vazifesiyle Hicaz’a gönderildi. 1905’te Kosova Vâliliğine getirildi.

49-1908’de îlânından sonra, 31 Mart Vakası üzerine toplanan ve Hareket Ordusu adı verilen Selanik’ten yola çıkan askeri birliklerin başına geçerek İstanbul’a geldi.

50-O, Sultan II.Abdülhamid Han'ın tahttan indirilmesinde baş rol oynadı. İstanbul’a hâkim olduğu bu sırada örfî idâre ilan ederek, suçlu-suçsuz demeden İttihatçılara ve kendisine muhâlif pek çok kimseyi de îdâm ettirdi.

51-Hatta etrafında topladığı bir çok Balkan çetecisiyle saraya girerek, bir çok kıymetli eşyâyı yağmaladı. Hazineyi, asırlardan beri toplanmış olan kıymetli yâdigârları ve dünyânın en zengin kütüphânelerinden olan saray kitaplığını yağma ettirdi...

52-Dolayısıyla bir cümle ile “Darbeci ve Yağmacı Paşa” olarak çok menfi bir izlenimle anılmaya başlandı. Sultan II.Abdülhamid Han’a düşmanlığıyla tanınan şair Tevfik Fikret bile bu yağmaya dayanamayıp “Hân-ı Yağma” adlı şiirini yazdı.

53-Bilahare Mahmud Şevket Paşa, 1909’da kurulan Sadrazam İbrahim Hakkı Paşa kabinesinde harbiye nâzırı (savaş Bakanı) oldu. Fakat aralarını her ne bozduysa.., İttihatçılarla terse düşünce İttihat ve Terakkî Partisinin baskısı ile çok geçmeden istifâ etti.

54-Balkan Harbinin en şiddetli zamanında, siyâsî menfaat düşüncesi ile yapılan Bâbıâlî Baskınından sonra, Enver Beyin telkini ile 23 Ocak 1912’de sadrâzam oldu.

55-Ancak, Mahmud Şevket Paşa’nın bu büyük nüfuzu ve kendi başına hareketleri parti içinde kendisine karşı muhâlif bir grubun da doğmasına yol açtı.

56-Uzatmayım Darbeci Paşa, 1913'ün 11 Haziran günü öğle saatlerinde Bayezid Meydanı'nın Divanyolu'na çıkan noktasında bir cenaze alayının kapattığı yolun açılmasını bekleyen otomobile dört bir taraftan ateş açıldı. Çapraz ateşe alınarak profesyonel bir suikast sonucu öldürüldü.

57-Otomobilde zamanın hem sadrazamı hem de "Harbiye Nazırı" yani "Savaş Bakanı" olan Mahmud Şevket Paşa ile yaverleri vardı ve yaverlerden İbrahim Bey hemen orada, Paşa da bir saat sonra can verdiler.

58-Silâhı ateşleyen Topal Tevfik ve diğer iş birlikçileri kısa zamanda yakalanarak idam edildi. Suikast olayında paşadan kurtulmak isteyen İttihat ve Terakkî Cemiyeti’nin rolü olduğundan bahsedildi. Zira bundan istifâde eden İttihatçılar, muhâliflerini asma fırsatını buldular.

59-Mezarı, İstanbul'un Şişli semtinde 31 Mart şehitlerinin anısına dikilmiş Abide-i Hürriyet'in bulunduğu Hürriyet-i Ebediye Tepesine gömülüdür... Böyle ilginç bir 'şehit'tir yani?

60-Velhasıl; Sultan Genç Osman’ın şehit edilmesiyle kötü bir gelenek olarak başlayan darbeciliğin temsilcilerinden biri olan Mahmut Şevket Paşa, yaptıklarıyla pek hayırla yâd edilmiyor ve sonu da kötü bitmiştir. Şimdi bunları niye hatırlattık yeniden?

61-Tüm bu olaylar yaşanırken; donanma 3 büyük baskınla yok edilirken (1770- Çeşme, 1827-Navarin, 1853-Sinop baskını) daha Mustafa Kemal Paşa doğmamıştır. Devlet İflas ilan ederken de doğmamıştır. Vergiler devredilirken, paralel maliye teşkilatı kurdurulurken de doğmamıştır.

62-Varlık fonu kurulup daha çok borç toplanırken de doğmamıştır. Ruslarla,Kırım savaşı için donanma olmayınca İngiliz ve Fransız'dan 20 parça savaş gemisi kiralayıp bunların kirası ve savaş tazminatları için borçlanmaların başladığı 1855 lerde de Mustafa Kemal Paşa doğmamıştır.

63- Donanma bitirilince, Ordu tarumar edilince, Finans sitemi çöküp, iflas ilan edilip, vergilerin %71'i yabancılara devredilince de doğmamıştır. Kıbrıs İngiliz'e verilince, Fransızlar Tunus'u işgal edince(1881) İngilizler Mısır'ı işgal edince(1882) yeni doğmuş bir bebektir daha.

64-Sultan 2.Mahmud zamanı yapılan bir dizi Islahat çalışmasıyla, devleti de İflasa götüren başat anlaşmalardan biri olan ve 1839 da, (bugünkü Balta Limanı Hastanesinin olduğu köşkte imza edilen), Balta Limanı Anlaşması yapıldığında Atatürk'ün babası da doğmamıştı...

65-1718 Pasarofça Anlaşmasıyla, Macaristan'ı Avusturya Habsburg Hanedanlığına terkettiğimizde Atatürk'ün dedesi de doğmamıştır hatta dedesinin dedesi de...

66-1620'den itibaren taşradan gelen bir sofu harekatı İstanbul'u kasıp kavurup, sünnet ayağına yatıp, Hz Muhammedin zihniyet devrimini anlayıp hayata geçirmek yerine, saçını, sakalını, eliyle pilav yemesini taklid edip, kaşık yapanları döven, camilerin minarelerini yıkan+++

67-Bazı önemli Bektaşi tekkelerini de yıkan(Kamber baba) Kadızadeliler terörü başladığında da Mustafa Kemal paşanın dedesinin dedesinin babası doğmamıştı... Kadızade Vani Mehmed Efendiye Vaniköy'ü bağışlayıp Viyana'ya giden ordunun başına imam yaptıklarında da doğmamıştılar.

68-Osmanlı devletinin idari, askeri ve dinî anlayışı üzerine tafsilata girmeden genel bir bakış, özelde ise Osmanlı devletinin sosyal, siyasi, dinî ve kültürel hayatı üzerine büyük etkisi olmuş ve 17. Yüzyıl Osmanlı'nın dinî ve politik hayatına yön vermiş Kadızadeliler hareketi++

69-++üzerinde duralım biraz daha; 1570'lerden 1685'lere kadar yüzyılı aşkın bir dönemde büyük bir dinî hareket olarak ortaya çıkan Kadızadeliler hareketi, bozulmuş hatta neredeyse yok olmuş olan sahih İslam akidesini, yeniden aslına döndürmek; +++

70-+++din adına çıkarılmış olan hurafeleri ortadan kaldırmak; artık açıktan işlene gelen büyük günahlardan sakındırmak ( Örneğin; livata, içki, raks gibi fiiller) için ortaya çıkmış bir harekettir.

71-İmam Birgivi'nin birkaç eseri olmakla beraber o zamanın tarihçileri olan Katip Çelebi, Naima ve Niyazi Mısri'nin yazdıklarının dışında maalesef bu dönemde yaşanan hadiselerle alakalı yeterli bilgiye ve kaynağa sahip değiliz.

72-Bu tarihçilerin yazdıklarına bakıldığında da çoğunlukla sufileri destekleyen yanlı bir tutum içerisine girdikleri fark ediliyor. Mevcut kaynakların azlığının yanısıra taraflı ve tarihçilikten uzak olarak kayda geçirilen bilgiler, maalesef bu dönemde cereyan eden +++

73-+++dinî tartışma ve mücadeleleri gerektiği gibi bize yansıtmamaktadır. Bir diğer önemli husus ise Osmanlı ve İslam tarihi için büyük bir dinî ve sosyal öneme sahip böylesi bir hareket ile ilgili olarak son dönem tarihçilerince henüz ciddi bir takım araştırmaların yapılmamış++

74-+++olmasıdır. Kaleme alınan makale ve risalelerde ise yine 17. Yüzyıl sufiliğinin tepkisine benzer bir üslupla sözde akademik bir takım kırpıntılara rastlamak mümkündür. ...

75-Özetle, Osmanlı'nın Dinî Tarihine Genel Bir Bakış Anadolu'nun İslamlaşması, Anadolu'ya Türk boylarının göçüyle hız kazanır. Anadolu'da yaygın olarak faaliyetlerde bulunan tasavvufi tarikatler ve dervişler aracılığıyla insanlara İslam iletilmeye çalışılmıştır.

76-Tasavvuf kültürü de kendine özgü dinî kuralları ile birlikte halkın arasında, sağlıklı bir İslami eğitim görmemiş, medreslerde yetişmemiş bu dervişler aracılığıyla yayılmıştır.

77-Osmanlı imparatorluğunun kuruluşu üzerine çalışma yapan tarihçilerin hem fikir oldukları husus, medreseli eğitimin ve ciddi bir İslami eğitim ve anlayışın Osmanlı'ya sonradan yerleştiğidir.

78-Bu eğitim sınırlı kalmış ve sufi tarikatlerin çalışmaları yanında destek bulmamış, rağbet görmemiştir. Bu yüzden Ahilik, Mevlevilik, Bektaşilik, Rıfailik, Kadirilik, Yesevilik ve daha sonra da +++

79-+++Nakşibendilik gibi tarikatlerin nüfuzu altında Osmanlı'nın sahih bir İslam anlayışının dışında kaldığı söylenebilir. Yine sonradan teşekkül etmiş bulunan medreseler üzerinde ve Osmanlı ilmiye sınıfı arasında yaygın olan bu tarikatlerin nüfuzunu görmek mümkündür.

80-Bununla birlikte, çoğunluğu göçebe olan Türkmenler arasında, eski inançlar kuvvetli bir biçimde yaşamaya devam etmiştir...

81-Bunlar arasında hâlâ babaların itibarlı bulundukları görülmektedir ki, bunlar eski Kam, Ozan ve Şamanlar'ın İslami bir renge bürünmüş takipçileri durumunda idiler. (Prof. Hüseyin Yurdaydın, Türkiye’nin Dinî Tarihine Umumi bir bakış, AÜİFD, cilt 19. Ankara 1962, S. 112)

82-İlhanlı Moğol istilalarından Anadolu'ya kaçan (Alperenler, Alpler, Abdallar) yarı Müslüman, yarı şaman bu gezici dervişler (babalar) Osmanlı kuruluşunda büyük rol oynamışlardır (Prof. Fuad Köprülü "İslam Sofi Tarikatlarına Türk-Moğol Şamanlığının tesiri" AÜİFD, K.X. Ank.1961)

83-Fuad Köprülü'ye göre Türk Şamanlığının ilk izlerini, en eski Türk Sufi tarikatı olan Yeseviyye üzerinde aramak mümkündür.

84-Tasavvuf ehli arasında yaygınlık kazanan Kuzey Asya göçebe boylarının şamanlarına has vecdi raksların izleri, bu tarikatların itikadı alt yapılarında şamanist-budist bir takım eğilimlerin olduğunu bize göstermektedir.

85-Türklerin, Batı'ya doğru göç etmeleri 10. Yüzyıldan 14. Yüzyıla kadar devam etti, dolayısıyla İslamlaşma, yüzyıllar boyunca sürdü, böylece Şamanist tesirler aralıksız yenilendi ve şamanlık kudretini de tamamıyla kaybetmedi. ( Prof. Fuad Köprülü, aynı kitap)

86-Tasavvuf, Osmanlı'ya daha kuruluş aşamasında girmiştir. Fuat Köprülü konu hakkında şöyle bir bilgi aktarır: (Yaşar Ocak'ın ifadesiyle) +++

87-'Türkmenlere Şii eğilimli bir İslamiyet cilası altında, Şamanizm kalıntıları ile karışık fikirler telkin eden syncretiste (fikirleri karıştırma) bir Türkmen babası olan Baba İlyas ile başlayan bu yeni tasavvufi hareket, Halife Baba, İshak Baba, İlyas'ın oğlu Muhlis Paşa,+++

88-Şeyh Osman ve Hacı Bektaş-ı Veli gibi hâlifeleri vasıtasıyla, özellikle Orta ve Batı Anadolu'da yayılmıştır.' ( Fuad Köprülü Osmanlı Devletinin Kuruluşu S. 94-102)

89-O dönemin tarihçilerinden olan Aşıkpaşazade'nin (ö. 90/1495) belirttiğine göre, Osmanlı Devleti'nin kuruluş dönemlerinde Anadolu'da Anadolu Ahileri, Anadolu Gazileri, Anadolu Bacıları ve Anadolu Abdalları adıyla dört dini tasavvufi grup bulunmaktaydı.

90-Bunlardan Anadolu Abdalları, kökenleri itibariyle Yeseviyye Kalenderiyye, Haydariyye, Vefaiyye'ye ulaşan ve genellikle yukarıda işaret edildiği gibi Baba İlyas'ın hâlife ve müritlerinden oluşan bir grup olup, önceleri Babailer daha sonra da Baba Abdal ve Horasan Erenleri +++

91-+++adıyla meşhur olmuşlardır. Özellikle yeni fethedilen topraklarda çeşitli tekke ve zaviyeler kurmak suretiyle yayılmışlardır. Bilhassa ilk Osmanlı hükümdarları tarafından desteklenmişlerdir. Bu çerçevede Osman ve Orhan Gazi, Geyikli Baba, Abdal Musa, Kumrul Abdal, +++

92-+++Abdal Murad, Abdal Mehmed, Doğulu Baba ve Postnişpuş Baba gibi dervişlerle işbirliği yapmışlardır.

93-Bu süreç Yavuz Selim'in, hala şaibeli 'Şahkulu İsyanı'nı bahane edip babasına darbe yaparak, babasının yerine tahta çıkana, İdris-i Bitlisi'yi Diyarbakır Kadıaskeri yapıp, Türkmenlerin topraklarının İran'dan getirilen Arap, Acem ve Kürtlere verilmesine kadar sürer.

94-16. asırda Askerî ve İdari Yapıdaki Çözülmeler Kanuni'nin son yıllarında hükümdarlık müessesesi bozulmaya başlamış, başa tecrübesiz padişahlar geçmiştir. 3. Mehmet'in, şehzadeleri sancağa gönderme geleneğini bitirmesiyle devleti yönetme tecrübesinden mahrum olan şehzadeler,

95-idari konularda sıkıntılara sebep olmuşlardır. 1. Ahmet döneminde Ekber ve Erşed kanunu (yaşça büyük olan abinin tahta çıkışı) çıkarılsa da tecrübesizliğin ve şehzade rekabetinin önüne geçilememiştir. 2. Osman, 4. Murat, İbrahim ve 4. Mehmet çocuk yaşta tahta geçmişlerdir

96-İdari yapıdaki bu bozukluk askeri alanda yankı bulmuş, kapıkulları güçlenmiş ve tımar sistemindeki bozukluklar tımarlı sipahilerin önemi azaltmıştır. Sekban ve Levend gibi tüfenkli askeri bir sınıf oluşmuş, bunlar da zaman zaman halkı rahatsız edecek eylemlerde bulunmuşlardır

97-Sosyo Ekonomik Yapıdaki Çözülmeler Tımar sisteminin bozulması Osmanlı askeri sistemini alt üst ettiği gibi ekonomik yapıyı da alt üst etmiştir. Topraktan sağlanan vergiler azalmış, iltizam ve emanet gibi usuller ortaya çıkmıştır.

98-Sadece olağanüstü zamanlarda alınan avarız vergisi sürekli hâle gelmiş ve halkı bezdirmiştir. İran ve Avusturya ile yapılan savaşlar devlet hazinesinin boşalmasına neden olmuş, ağır vergiler konmuştur.

99-Avrupalı tüccarların ülkeye girmesi ve rekabeti arttırması Osmanlı tüccarını olumsuz etkilemiştir. Celali isyanları nedeniyle Büyük Kaçgumluk adı verilen daha güvenli yerlere gitme isteği konar göçer bir hâl almış, Anadolu ve Rumeli'de birçok yer harabe olmuştur.

100-Reaya ve askeri sınıf arasındaki tam ayrılık dengesi bozulmuş, halkın bir kısmı asker olmuştur. Kanuni devrinden itibaren Osmanlı sosyal ve siyasi hayatında çözülmeler başlamış, bir yandan Celali isyanları toplumsal hayatı tehdit ederken,+++

101-rüşvet ve adaletsizlik idari kurumun yukarıdan aşağıya bozulmasına neden olmuş, genişleyen imparatorluk sınırları içerisinde toplumsal düzen sarsıntılar geçirmeye başlamıştır. Asker sayısı kadar asker kaçağının bulunduğu bir toplumsal kaos ortamında, +++

102-+++devlet ricaliyle uyuşamayan şeyhülislamlar ve din görevlileri azledilirken, (İ. Hami Danışmend, Osmanlı Devlet Erkanı İst. 1972, S. 119-121.) adaleti temin edecek kadılıklar da rüşvetle satılır hâle gelmiştir. ( Koçibey Risalesi)

103-Osmanlı'nın yükselişini sağlayan Türk Töresi ile sentezlenmiş Bektaşi İslam anlayışının terk edildiği, değerlerin yozlaştırılmaya başladığı, yönetimde israf ve rüşvetin yaygınlaştığı, toplumun her kademesinde ahlaki gerilemenin hissedildiği bir dönemde +++

104-+++etkileyici vaazlarıyla ortaya çıkan Kadızade Mehmed Efendi, yaşananların büyük bölümünü dinden ve özellikle de sünnetten kopmaya ve din adına çıkan hurafelere bağlamayı tercih etmiştir.

105-Literatüre vakıf, pek çok metni ezbere bilen, hazır cevap, hırslı ve mücadeleci kişiliği sayesinde vaizlikte hızla yükselmiş ve söylemlerine temel referans olarak da Kanuni döneminin meşhur ahlak otoritesi İmam Birgivi'nin (Ö.981/1573) et-Tarikatü'l-Muhammediyye adlı eserini,

106-+++kullanmıştır. ( Bir Muhalefet Aracı Olarak Tahric, Ahmed Ürkmez)

107-Bu döneme dair mevzuları müstakil olarak kaleme aldığı eserinde analiz eden Katip Çelebi (ö. 1067/1657), Birgivi’nin şeriat ilimlerine vakıf olmasına rağmen meşrebine uymadığı için akli ilimlere karşı bir tutum sergilediğini belirtmiş, ayrıca tarih okumadığı için de +++

108-+++toplumun örf ve adetlerine yaklaşımının menfi olduğu tespitinde bulunmuştur. Birgivi’deki bu ‘örf tanımazlığın’, Şeyhülislam Ebusuud'un cevaz verdiği ‘para vakıfları’ fetvasına reddiye yazmasıyla da tartışılmaya başlanmışlardır.

109-Ayrıca onun, bid' atlara karşı savaş verirken dini, toplum hayatından soyutladığı ve bunun sonucu olarak İslam ümmetinin yüzlerce yıllık kültür birikimini bir kalemde silebileceği yanılgısına kapıldığı dile getirilmiştir.

110-Bu bağlamda onun, örf ve adetleri bir zenginlik olarak telakki etmeyişinin, Osmanlı'daki 'ilk tasfiyeci karakter' olarak anılmasında payı olduğu söylenebilir.

111-Dini inanışın, geleneksel yorum ve ilavelerden arınmasını öngören bu tasfiyeci yaklaşımın, Selefiliği çağrıştıran bir yönü olduğuna işaret etmek yerinde olacaktır.

112-Özetlersek: 2. Beyazıd'a kadar Bektaşi ekolünde gelen Osmanlı, yani Horosan Erenlerinin İslamı binlerce yıllık kadim Türk felsefesiyle ve birazda Şamanizm ile harmanlarken İlk darbeci Yavuz'un, Halifelik sevdası İdrisi Bitlisinin operasyonlarıyla sistem ilk darbeyi almıştır.

113-Şimdi başa dönüp sorarsak; kim kime darbe yaptı kardeşim? kurduğu devletten Türkmenleri, Oğuzları kimler dışladı kardeşim? Selçuklu'yu yıkan Gıyaseddin'in, Hırıstiyan Bizans ve Gürcü paralı askerlerini getirtip Türkmenleri Malya'daki katliamından niye ders alınmadı kardeşim?!

114-Yavuz'un babasına darbe yapıp öldürtmesini, Koca devleti Kürt İdris-i Bitlisi ile Ebu Suud efendilere teslim edip, devletin kurucu felsefesinden uzaklaşmasını! akabinde Kadızade Vani Mehmed'in Ordunun imamı yapılıp Viyana'ya götürülmesine kadar olan süreci niye yazamıyorlar?

115-Gördün mü ilk lk darbeyi kim kime yapmış? Gel önce bunları tartışalım... sonra 'KARA YILLARI' da tartışalım (1683-1699), Pasarofçayı, Lale devrini, Islahat Fermanlarını, Balta Limanı Anlaşmalarını, Donanmanın tarumar edildiği baskınları tartışalım.

116-Osmanlıya Rönesansı nasıl Iskalattılar? Matbaayı niye yasakladılar bunları tartışalım. Osmanlıdan bin sene önce yaşamış Göktürklerde Uygurlarda okuma yazma yaygın iken matbaa var iken Osmanlı Türk Miletine okuma yazmayı niye çok görmüştür be güzel kardeşim? gel bunu konuşalım

117-Okuma-yazma gizli şifreli alfabelerle yasaklanırsa, kadınlar toplumsal hayattan çıkartılırsa, Türk töresi, Türk İnancı yerine, Arap töresine sarıldığında kalkınma olmayacağını göremediler mi? Hadi onlar göremedi sen hala neden onların peşinden gider özüne dönemezsin?!

118-Demem o ki; II. Abdülhamid Han üzerinden yapılan yavşak tartışmalar da, Türkün son Bilge Kağanı Atatürk üzerinden yapılan yavşakça tartışmalarda Türk Miletinin birliği ve dirliğine hiç bir şey kazandırmaz, sadece uyduruk seçim sistemindeki uyduruk partilerin salağı olursun.

119-Herkes kendince yurtsever olabilir, gidiş yolu ve bakış açısı farklı olabilir, ama insan önce haddini bilmeli, kendisiyle barışık insan, Kamil insan olmak içinde bu gereklidir. 2. Abdülhamid tahta çıktığında devletin iflas ilan ettiğini bilmeden Abdülhamid'e hain diyenlerle,

120-Atatürk'ün Samsun'a çıktığında vatan topraklarının işgal altında olduğunu, başkentin işgal altında olduğunu, Beğenmediğin Komünist Tatar LENİN 300 ton silah göndermeseydi SAKARYA MEYDAN MUHAREBESİNİ kazanma şansının dahi olmadığını bilmeden Atatürk'e sövenler aynı İT SOYUDUR.

121-İşgaldeki hali sakın unutma... ATATÜRK'e dil uzatma sebepsiz! Sen anandan gene çıkardın amma... Baban kimdi bilemezdin şerefsiz.       Neyzen Tevfik'i ise hiç unutma.

122-ll.Abdülhamid'i övmek için Atatürk'e söven ile, Atatürk'ü övmek için Sultan 2. Abdülhamid'e sövenin soyu Türk olamaz, mutlaka bir karışıklık vardır. Çünkü son asırda iki yüz akı vardır biri Abdülhamid Han , diğeri Bilge Atatürk. Diğerleri batırdı bunlar bunlar toparladı.

123- II. Abdülhamid'den geriye doğru son 350 yılda övünebildiğin 5 padişah sayamıyorsun! Sarayın namusunu kurtaran bir tek II. Abdülhamid var çünkü, öncekilerin ne halt ettiklerini 40 kere yazdık. Yine Atatürk'den sonra da kimseyi sayamıyorsun. Hepsi ortada işte. ...

124-Sorun bellidir. Sorun ortak aklın dışlanmasıdır. Sorun kadının toplumsal hayattan dışlanmasıdır. Sorun Türk töresinin terkedilip Kadızadelilerin terörü gibi Bektaşi Tekkelerini yıktırıp, Türkün Töresini inancını bozup, baskılayıp dışlayıp Arap töresine dönmemizle başladı.

125-İster Saraydan yönetim, ister parlamentodan; ortak aklı dışladığın zaman hiç bir şey olamıyorsun. TBMM gidecek Millet Vekilini bile parti genel merkezlerindeki 3-5 kişinin seçip halkı aptal yerine koyup seçim tiyatrosuyla oylatması Türk Milletinin hiç bir sorununu çözemez.

125-Hepimiz Dünya Tarihine damga vurmuş bir büyük Milletin evlatlarıyız. Önce bunun bilincinde olmalıyız.Ataalarımız binlerce yıl önce Altından Elbise yapabiliyorken, Pazırık Halısını, Avcılarına Güneş Gözlüğünü yapabiliyorken sonradan biz niye düştük kardeşim? Soru bu olmalı hep

126- 86 Milyonluk Türkiye Cumhuriyeti, ortak aklı dışlayarak, ötekileştirilerek, insanların inancı yaşam biçimiyle alay ederek bir yere varamaz. Eski Türklerde Kurultay geleneği vardır. İktidarıyla muhalefetiyle belirlenen delegeler ile acilen Türk Kurultayları toplansın...

127-Toplumun sorunları, iktidarın değil muhalif tüm kesimlerin gözünden de tartışılsın, ihtiyaçlar ve çözümler halkın önünde görüşülsün, ortak akla varalım. Uyduruk seçim sistemi ile kimse benim meşruiyetim var diyemez, dememelidir de, sonradan da yandım çavuş türküsü söylemesin!

128-7 dil konuşan ilk Turan İmp. kuran Türk Boyları yani Çar İskitler, Pers Kralı Dara'ya savaş açmadan önce tüm Kağanlıkları toplar herkesin fikrini alırdı. En büyük komutandan en alttaki askere kadar fikir sorulur ve öyle hayata geçirirlerdi.

129-Eski Türklerin başarısının sırrı, özgün bir eğitim, kadınların toplumsal hayatın içinde olması, hatta kadınları yönetici kağan gibi yetiştirmeleri, ve en alttan en üstte herkesin fikrini almalarıydı. Ne zaman Töreden saptılar hep kaybettiler. İşte Bilge Kağan Yazıtları orada.



Follow us on Twitter

to be informed of the latest developments and updates!


You can easily use to @tivitikothread bot for create more readable thread!
Donate 💲

You can keep this app free of charge by supporting 😊

for server charges...