Kapheros

Kapheros

10-12-2019

20:19

Eğer evrenin sırrını bulmak istiyorsanız, enerjinin, frekansın ve titreşimin dilinde düşünün. - Nikola Tesla Madde dediğimiz şey, titreşimleri duyularımız tarafından fark edilebilecek seviyeye inmiş bir enerjidir. Madde yoktur. - Albert Einstein

Tesla söyledi. Einstein onayladı. Bilim kanıtladı. Artık bu bir gerçek ki, kendi bedenimiz dahil her şey farklı frekanslardaki enerji dalgalarından oluşuyor. Ses frekansları bizi etkileyebilir mi? Görünen o ki evet. Frekansın fiziksel dünyamızı nasıl değiştirdiği siyamatik

bilimi ve su hafızası deneyleriyle açıklanmıştır. Siyamatik, hayatımızdaki gerçekleşen tüm doğal süreçlerin içindeki saklı prensibi ortaya çıkaran bir bilim. Bu bilim sayesinde büyük oranda sudan oluşan bitkilerin aslında bizim sandığımızdan daha canlı oldukları keşfedildi.

İşlenen bir suçtan sonra ele geçirilen şüpheliler arasında suçluyu tespit edebilmek için şüpheliler, suçun işlendiği odada yer alan bitkinin hemen yanından geçirildi. Yapılan araştırmada bitkinin içerisindeki suyun frekansının suçu o odanın içerisinde işleyen suçluya karşı

değiştiği keşfedildi. Aynı şekilde biz insanlar da, vücudumuzun çoğunluğu sudan meydana geldiğinden, etrafımızdaki frekansları tutuyoruz. Peki doğanın ve müziğin doğal frekansı nedir. Müzisyenler ve müzikseverler 432 hz olduğunu söylüyorlar.

Dünyada 1953'den beri ISO standartlarınca belirlenen müzik frekansı A=440 Hz. Fakat doğaya baktığımızda, bu frekansın doğanın rezonansı ile uyum içinde olmadığı fark ediliyor ki bu da insan davranışları üzerinde etki oluşturabiliyor.

Bazı araştırmalar, matematiksel olarak doğaya en uyumlu frekansın 432 Hz olduğunu söylüyor. 432 Hz frekansın pi sayısına, ışığın karakteristiğine, zamana, uzaya, maddeye, yer çekimine, manyetik alana ve DNA kodlarına etkileşim gösterecek bir frekans olduğu söyleniyor.

432 sayısı astronomide güneş, ay, dünya ile ilgili oranlarda olduğu gibi piramitler ve daha nice antik yapılarda karşımıza çıkan bir oran. Pek çok komplo teorisyenine göre 440 hz frekansı nazi döneminde insanları nasıl huzursuz ve depresif bir hale sokulacağının araştırmalarının

sonucudur deniyor. Sonuçta pek çok insan 432 hz frekans ile yapılmış müzikleri daha huzurlu buluyor ve kalplerinde bu frekansı hissettiklerini söylüyor. İnsan, sesin ve müziğin psikolojik gücünü yeni keşfetmiş değil. Solfeggio Frekansları adı verilen müzikal skala,

Gregorian Chant’tan John Lennon’ın Imagine’ine kadar birçok farklı alanda kulaktan kulağa dolaştı 1970’li yılların ortalarında Dr. Joseph Puleo dikkatleri notaların elektromanyetik frekansı konusuna çeker ve bu alanda spesifik araştırmalar yürütmeye başlar.

İnsan psikolojisi üzerindeki etkileriyle yeniden gündeme gelmeye başlayan Solfeggio Frekansları ile ilgili olarak savaş dönemi radyodan yayınlanan kasıtlı ses frekanslarından kilisenin kendi otorite gücünü artırmak için geliştirdiği özel tınılara kadar birçok spekülasyon var.

Her şey “Standard Tuning” dediğimiz müziğin A=440 Hz’e sabitlenmesi ile başladı Bu sabitlemeyi ise müziği askeri anlamda ticarileştiren Rockefeller Grubu yaptı. Müzik endüstrisinin bu standart frekans ile tekelleşmesi, kitleleri sürü psikolojisi altında tutmanın,

insanları asabiyete, kedere sürüklemenin, psikososyal kışkırtmalara açık hale getirmenin zeminini hazırladığı ve bunlar sonucunda artan hastalık oranları ve mali krizler sayesinde de Gruba üye ticari şirketlerin kar elde etmesinin etkili yollarından biri olduğu iddia ediliyor

Komplo teorilerine kulak asacak olursak, bu mutlak güç, biyoenerjetik yolla, belli frekans ayarları ve elektromanyetik manipülasyonlarla “bilincimizi” kontrol altına alırken biyolojimizi, psikolojimizi ve davranışlarımızı değiştiriyor.

Söylentilere göre 432 hertz’e göre akort edilmiş müzik daha doğaldır çünkü doğada var olan ”la” sesi 432 hertz’dir. Müzikte ”la” sesini 440 hertz’e göre akortlama müziğin doğallığını kaybetmesine neden olur. Bir başka söylenti Mozart, Bach, Vivaldi gibi eski büyük bestecilerin

enstrümanlarını 432 hertz’e göre akortladıklarına dair. Kimi söylentilere göre kalbin doğal atış frekansıdır 432 hertz. Daha radikal görüşlere göre bu frekans bizi huzura ulaştırır ve çakralarımızı açar. 432 hertz daha huzur verici, daha kapsayıcıdır.

Bazı kişiler sadece bu yüzden 432 hertz’lik sinyaller dinleyerek meditasyon yapıyor. Bu söylentilerin büyük çoğunluğunun herhangi bir bilimsel izahı yok. Kullanmakta olduğumuz müzikal sistem 12 tonlu (sesli) müzik skalası ile çalınırken antik solfej frekans sesleri ise 6 tonlu

bir elektromanyetik frekans sistemi üzerine kurulu... Horowitz ve Puleo ‘nun yapmış olduğu çalışmada gitar, mandolin gibi genel enstrüman akordu olarak kullanılan ve La notasına karşılık gelen ‘440 Hertz’ değerinin insanda ritmik 741 Hertz Fa #(Fa diyez) etkisi ile insanın

biyo enerjisinin düştüğü kanıtlanmış durumdadır...Her iki frekansta da insan kendini ifade etme ve çözüme erişme noktasında rahatlık duygusuna erişir. Her gün kullanılarak bizimle bütünleştiği için sıradanmış gibi algıladığımız birçok şeyin, bize neler anlatmaya çalıştığını

kavramak, sanırım insanın daha uzunca bir zamanını alacak. Bugün sosyal medyada ve YouTube’da binlerce 432 hertz müzik mevcut. Söylentilere göre 432 hertz’e göre akort edilmiş müzik daha doğaldır Organik müzik ruhun gıdasıdır.

Kaynaklar;



Follow us on Twitter

to be informed of the latest developments and updates!


You can easily use to @tivitikothread bot for create more readable thread!
Donate 💲

You can keep this app free of charge by supporting 😊

for server charges...