Bulent Polat

Bulent Polat

20-05-2019

20:52

Panik atak çok sıklıkla karşılaştığımız bir sorun. Müthiş bir ölüm korkusuyla beraber giden,hayat kalitesini çok bozan bir hastalık. Özellikle genç-orta yaş grubu insanlarda ve kadınlarda biraz daha sık olarak ortaya çıkıyor. Belirtilerini,nedenleri ve tedavisini inceleyelim.

-Kalp çarpıntısı mutlaka oluyor.Hasta,kalbinin yerinden çıkacakmış gibi hızlı ve kuvvetli attığını hisseder. -Nefes alıp verme ritmi bozulmuştur.Nefes alamadığını,boğulacak gibi olduğunu söyler.Aldığı hava yetmiyormuş gibi çok sık ve derin nefes alır (Hiperventilasyon).

Bu,nefes darlığı değildir,”hava açlığı” diyoruz. -Ellerinde,ayaklarında uyuşmalar,karıncalanmalar olur.(Eldiven ve çorap tarzı uyuşmalar).Bazen tüm vücudun uyuştuğunu hisseder. -Göğüs veya sırtın herhangi yerinde şiddetli batıcı,sanki bıçak saplanır gibi ağrılar vardır.

-Baş dönmesi,bayılacak gibi olma hali,ölüm korkusu bu panik atak tablosunun mutlaka var olan belirtileridir. -Yine ellerde,ayaklarda titremeler,soğuk terlemeler,kulaklarda çınlamalar da tabloya eşlik eder.

O aşırı soluma (hiperventilasyon) nedeniyle kandaki karbondioksit seviyesinin düşmesi ve çarpıntı nedeniyle de tansiyondaki dengesizlikler bu belirtilere yol açar.

Bu yoğun ölüm korkusuyla birlikte olan panik hali genellikle bir ağlama kriziyle sona erer. Düşünün,ne kadar zor bir durum.Bazı insanlarda haftada 1-2 kez,bazılarında her gün,hiç belli olmayan zamanlarda gelir bu atak. Yaşam kalitesini çok bozan ciddi bir hastalıktır.

Bu durum kalp krizlerine çok benzetildiği için hastalar genellikle acil servislere,sonra da kalp doktorlarına başvururlar. Gerçek kalp krizinden panik atak hastalığını iyi ayırdetmek çok önemlidir.Deneyimli hekimler bu ayırımı kolaylıkla yaparlar.

Kötü senaryo da şu ki,böyle sık sık panik atak nöbetleriyle doktora giden bir hastanın bir gün gerçekten kalp krizi geçirmesi. Gerçek kalp krizi,yine bir panik atak diye değerlendirilip gözden kaçabilir (yalancı çoban hikayesi:).

Peki,neden oluyor,nasıl ortaya çıkıyor bu hastalık? Çocukluk,gençlik yıllarından beri karşılaşılan stresler,kötü anılar,psikolojik travmalar hep bilinçaltına bastırılır.Unutulmuş gibi sanılsa da hiç kaybolmaz,hep bilinçaltında kalır ve zaman zaman fırtınalar yaratırlar.

İşte bu panik atak nöbetleri o bilinçaltı fırtınaların dışa dökülmesi,bir çeşit deşarj olması halidir aslında. Bu bastırılmış stres hali,fırtınalar başka pek çok insanda da,vücut hastalığı yapabilir.”Psikosomatik” hastalıklar böyledir.

Nasıl tedavi ediyoruz? Önce şu iki büyük yanlış asla yapılmamalıdır: 1) “Canım sen hastalık hastasısın,takma kafana,vurdumduymaz ol” şeklinde yaklaşım olmaz. 2) Hastalığın her belirtisi için ayrı ilaç vermek,gereksizliğin ötesinde birçok ilacın yan ekisine maruz bırakır.

Hastayla ayrıntılı konuşmak,psikolojik kökenini iyi aydınlatmak,fiziksel bir hastalık olmadığını,hiçbir tehlike oluşmayacağını inandırıcı bir şekilde vurgulamak neredeyse %50 iyileşme sağlar. “Böyle bir atak geldiğinde,sakin ol,asla bir ölüm tehlikesi olmayacaktır,uzan ve bekle.”

Tabii asıl olarak hastalığın kökten tedavisi için,yani o bilinçaltı fırtınaları bertaraf edebilmek için bir psikiatriste yönlendirilmesi ve onun kontrolü altında tedaviye devam edilmesi en doğru yoldur. Tedavi uzun süreçtir,uzun yılların biriktirdiği sorunlar bir anda çözülemez.

Daha önce yazdığım stresle baş etme yöntemleri tam da bu hasta grubu için ideal sonuçlar verecektir. Sabırla ve uzun vadeli olarak uygulanmasını öneriyorum. Şöyleydi:

Bu panik atak tablosundan bir seviye daha yüksek,biraz farklı ama daha ağır başka bir hastalık var: Konversiyon nörozu diyoruz. Gece acil nöbetlerinde oldukça sık rastlanılan bir hastalık grubu. Oldukça ürkütücü,dehşetli bir görüntüyle gelirler. Şöyle bir örnek olayla anlatayım:

Uzun bir uçak yolculuğunda acil doktor anonsuyla hemen kalktım. Hasta,35 yaşlarında bir kadın,koridorda yatıyor,bilinci kapalı,bütün vücudu kaskatı olmuş ve titriyordu.Elleri yumruk vaziyetinde,gözleri sımsıkı kapalı,ağzında köpükler oluşmuş ve hırıltılı bir şekilde soluyordu.

Hastanın yakını,yolcular,hostesler herkes panik halindeydi.Kabin amiri “Hocam,ağır bir durumsa en yakın alana inebiliriz” teklifini getirdi. Hastaya bakınca,tablo ne kadar dehşetli bir görüntü de olsa,bunun bir konversiyon olduğunu anladım.Hiç tehlikeli bir durum yoktu.

Bu olayın da nedeni,yine panik ataktaki gibi,bilinçaltına bastırılan yoğun ruhsal travmalar ve onların yarattığı fırtınadır. Burada aslında hastanın bilinci açıktır,konuşulanları duyar,ancak bir kriz halinde bayılmış gibi kaskatı duruma gelir.Bir çeşit simulasyondur.

Ama bunu bilerek yapmaz,istem dışı gelişen bir krizdir.Bu şekilde o bilinçaltı fırtınanın deşarj olması sağlanır. Etraftaki insanları uzaklaştırıp kulağına eğilerek 5-10 dakikalık teskin edici konuşmayla hasta açıldı,bir ağlama kriziyle de kendine geldi.

Böyle bir krizle aslında hasta 2 tür fayda elde ediyor.Bilinçaltı fırtınanın kısmen deşarj olması öncelikli kazanç oluyor kuşkusuz (primary gain). Ayrıca bu korkunç tablo sayesinde,kendisine o ruhsal travmaları yaşatan insanlardan da bir çeşit intikam almış olur (Secondary gain).

Sonuçta,stres veya ruhsal travmaların ve bunların bilinçaltına bastırılmalarının ne kadar ciddi sorunlara yol açtığını bu iki örnekle görüyoruz. Ayrıca başka ağır fiziksel hastalıklara da neden olabiliyorlar. İşte, -Psikosomatik hastalıklar -Otoimmun hastalıklar böyledir.


Follow us on Twitter

to be informed of the latest developments and updates!


You can easily use to @tivitikothread bot for create more readable thread!
Donate 💲

You can keep this app free of charge by supporting 😊

for server charges...