Con Sinov

Con Sinov

13-09-2022

16:45

Yok Atatürk'ü Vahdettin görevlendirmiş, yok Yunan kurşun atmadan kendisi gitmiş, yok İzmir'i Osmanlı'dan kurtarmışız falan... İhanetin üzerini örtüyorlar, karşı çıkana da ezberci militan diyorlar. Militanmış.. Konuşmakla olmuyor. Göreceğiz şimdi militanlığı. Başlayalım.

1* Öncelikle son dönemde kötü bir alışkanlık türedi. Birisi işgal döneminin saltanat yönetimini eleştirince "Osmanlı düşmanı" ilan ediliyor. Bir padişahı eleştirmeyi "tüm devlete sövmek" olarak genelliyorlar. Vahdettin'i eleştirdi diye kimse Fatih'e düşman olmaz. Bu saçmalık.

2* Ayrıca işgal döneminin Osmanlı yönetimini eleştirince yine bazıları "Osmanlı ile Cumhuriyet'i karşı karşıya getirmeyelim" diye sayıklamaya başlıyor. Ama bunu diyenler Cumhuriyet yönetimine her türlü iftirayı atan Kadir Mısıroğlu'na üstad demeyi biliyor. Her türlü tutarsızlık.

3* Mısıroğlu gibiler Atatürk'e her türlü iftirayı atınca sorun olmayacak, üstüne üstad ilan edilecekler, ayaklarına gidilecek ama birileri Vahdettin'in belgeli ıspatlı hatasını söyleyince "Osmanlı düşmanı" olacak... Yok ya...

4* Kimse kusura bakmayacak, nasıl ki Fatih'in İstanbul'u fethini ve başkentte kurduğu çağının ötesindeki çok kültürlü vizyonunu övüyorsak, Vahdettin'in işgalciler karşısındaki teslimiyetçiliğini de konuşuruz. Hele hele birileri "Yunan kendi gitti" derse, dibine kadar konuşuruz.

5* Ek olarak ben bu tweetleri sadece saçmalıklara cevap vermiş olmak için yazmıyorum. Bu saçmalıklar vesilesiyle, bazı tarihi belgeleri paylaşmak istiyorum. Böylece bilmeyenler öğrenmiş olur, bilenler de bilgi tazelemiş olur. Bu sayede saçmalıklardan fayda sağlamış oluruz.

6* Birileri Atatürk'ü Vahdettin gönderdi, 19 Mayıs devlet operasyonuydu diyor. Bu tamamen palavra. Çünkü bu bilgiyi bizzat Atatürk'ün kendisi yalanlıyor. Atatürk, 13 Mart - 12 Nisan tarihlerinde Hakimiyet-i Milliye'ye verdiği röportajda Samsun'a niye gittiğini bizzat anlatmış.

7* Atatürk ropörtajında Samsun'a gönderilme sebebinin işgalcilerin isteklerinin yerine getirilmekten ibaret olduğunu bizzat söylüyor. Vahdettin bu nedenle gönderiyor ama Atatürk Milli Mücadele'yi örgütlemek için gidiyor. Şimdi bunu resmi belgelerle de ıspatlayacağım.

8* İlk belge... Atatürk Samsun'a gittikten kısa süre sonra Saltanat tarafından görevden alınıyor. Madem memleketi kurtarmak için gönderdiler, neden apar topar görevden alınıyor? Verdikleri tek cevap: Masusçuktan! Göreceğiz masusçuktan mı...

9* İkinci belge... Saltanat, Mustafa Kemal görevinde başarılı olamadı, İngilizlerin ısrarıyla görevden alındı diyerek Diyarbakır, Ankara, Erzurum ve Bitlis valilerine "kendisiyle iletişim kurmayın" diye talimat veriyor.

10* Üçüncü belge... İngilizler Samsun'a asker sokmak istiyor, Mustafa Kemal engel oluyor. İstanbul da İngilizler Samsun'a rahat rahat girip işgal etsin diye "Mustafa Kemal'e mani olun" diye görev veriyor.

11* Dördüncü belge... Damat Ferit başkanlığındaki bakanlar kurulu Mustafa Kemal'in memuriyetine son veriyor. Vatanı kurtarmak için canını tehlikeye atmanın karşılığı memuriyetten kovulmak...

12* Beşinci belge... Saltanat yönetimi, Van valiliğine emir verip "Mustafa Kemal'le iletişim kurmayı ve birlikte hareket etmeyi" yasaklıyor. Adam işgale karşı çabalayamasın diye devlet görevlileriyle iletişimi kesme gereği duyuyorlar.

13* Altıncı belge... Benzer bir talimat da Diyarbakır valiliğine gidiyor. Saltanat yönetimi, Atatürk'ün verdiği emirleri uymayı yasaklıyor. Bu emirler vatanın kurtarılması için veriliyordu. Ama yasaklandı gördüğünüz gibi.

14* Yedinci belge... Yukarıda İngilizlerin Samsun'a asker çıkarmasına Atatürk engel oluyor demiştim. Saltanat Samsun'a emir gönderip "Mustafa Kemal'e valilik tarafından destek verilmesi caiz değildir" demiş. Ama işgale direnmemek caiz saltanata göre...

15* Sekizinci belge... Yozgat'ta bir hoca Milli Mücadele lehine vaaz verince Ermeni Patrikhanesi Mustafa Kemal'in çetelerinin işi diyerek İstanbul'a şikayet etmiş. Saltanat yönetimi de Ankara valiliğine emir verip soruşturma başlatılmasını istemiş. İşgale direnme, vaaza diren.

16* Koskoca halife işgale karşı direnmek için vaaz eden müftüye, patrikhanenin şikayetiyle soruşturma açar mı demeyin... Aynı halife, işgalcilerin gönlünü hoş etmek için beraat eden Boğazlıyan Kaymakamı Mehmet Kemal Bey'i tekrar yargılayıp Beyazıt meydanında astı, astı!

17* Dokuzuncu belge... Bu defa talimat Bitlis valiliğine... Saltanat "Mustafa Kemal'in girişimleri vatanı tehlikeye atacaktır" diyor ve bu nedenle gerekli önlemlerin alınmasını istiyor. İşgale teslim olmak vatanı tehlikeye atmıyor da direnmek atıyor...

18* Onuncu belge... Sivas'ta kongre toplanılacağı için bir talimat da oraya gidiyor. Saltanat "Mustafa Kemal'in teşebbüsleri devletin menfaatine değil" diyerek "her hareket engellensin" talimatı veriyor. Şimdi bu emri veren saltanatı eleştirmek suç öyle mi?

19* On birinci belge... Atatürk'ü görevden aldılar, valilere talimat yağdırdılar, memuriyetten attılar... Yeter mi? Yetmez. Bu defa Atatürk'ün memleketi için canını ortaya koyduğu nişan ve madalyaları geri istediler. Niye? Vatanı kurtarmak istiyor diye...

20* On ikinci belge... Tüm bunlar yetmezmiş gibi Mustafa Kemal nerede ne yapıyor diye tasalanıp valiliklere "nerede ne yapıyor bilgi verilsin" diye Sivas, Bitlis, Van ve Erzurum'a emirler gidiyor.

21* Belki bu belgeler sizi sıkar diye arada başka aromatik belgeler de göndereceğim... Mesela on üçüncü belge... Kavak Nahiye Müdürü, sırf İngilizler istiyor diye başka yere sürülüyor.

22* On dördüncü belge... Atatürk Balıkesir'deki Osmanlı Bankası şubesiyle ilgili bazı araştırmalar yapınca Saltanat hemen devreye giriyor ve Atatürk'ün müdahalesinin engellenmesi için talimat veriyor. Korkuyorlar, belki para alır da direnişi finanse eder diye...

23* On beşinci belge... Atatürk düşmanlığı öyle ayyuka çıkmış ki, ne yapsak diye düşünmüşler... Yaklaşık bir yıl önceki görevi nedeniyle yapılan altın ödemelerini kurcalamışlar. İşgalcinin vatanı çiğnemesi rahatsız etmiyor da belki iki altın kalmıştır diye rahatsız oluyorlar.

24* On altıncı belge... Saltanat yönetimi bu defa kongre toplamaya çalışan Atatürk'e engel olunması için Edirne, Bitlis, Konya, İçel, Canik, Maraş ve daha pek çok yere talimat gönderiyor. "Milli kongre adı altında bazı kimseleri toplanması" diyerek de küçümsemişler.

25* On yedinci belge... Atatürk düşmanlığı kadar Kuva-yi Milliye düşmanlığı da mevcut. Bu örgütlenmeye katılan ve teşvik edilenlerin tamamının fişlenmesi için talimat veriliyor. Vatanı kurtarmak için çabalayanları daha iyi engelleyebilmek için gösterilen çabaya bakar mısınız...

26* On sekizinci belge... Bu defa Bursa civarındaki Kuva-yi Milliyecilerin engellenmesi için talimat gidiyor. Talimatta Kuvvacılar için "tahrikatlar" deniyor. Yani kışkırtıcılar... Saltanata göre vatanı kurtarmak kışkırtıcılık çünkü...

27* On dokuzuncu belge... Önceki tüm talimatlara rağmen Mustafa Kemal vazgeçmeyince bu defa tutuklanması için talimat gidiyor... Vatanı savunmanın bedeli, saltanat tarafından tutuklanmak istenmek...

28* Yirminci belge... Atatürk'ün tutuklanması için Erzurum, Ankara, Bitlis, Sivas, Trabzon, Elazığ, Van ve Erzincan'a talimatlar yağıyor... Belgede şöyle diyor: Hükümetin kararına muhalif hareketlerde bulunduğu anlaşıldığından yakalanarak başkente gönderilmesine...

29* Yirmi birinci belge... Benzer talimat bu defa Edirne, Konya, Kastamonu, Teke, İzmid, Niğde ve daha pek çok yere gidiyor... "Hükümetin kararlarına rağmen muhalif harekete devam ettiğinden yakalanarak İstanbul'a gönderilmelerine"

30* Yirmi ikinci belge... Saltanat işgale direndiği için askerlikten de ihraç ediliyor. Kaç defa savaşmış, kaç kere ölümden dönmüş, hizmet etmiş... Ama hepsi boş. İşgale direnirsen kovulursun. Tabi Atatürk buna imkan bırakmayıp kendisi istifa etti.

31* Yirmi üçüncü belge... Ve meşhur olay... Mustafa Kemal'in idam fermanı... Suçu neymiş biliyor musunuz? Fitne, fesat... Yani Saltanat'a göre vatanı kurtarmak "fitne fesat" çıkarmak oluyor. Bunu eleştirince de ezberci militan oluyoruz. Yok ya...

32* Gördüğünüz gibi Vahdettin'in Atatürk'ü vatanı kurtarması için gönderdiği falan yok. İşgale direnenler varsa temizlesin diye gönderiyor. Atatürk saltanatı ve İngilizleri uyutup Anadolu'ya geçince direnişe başlıyor. Zaten bunu anlar anlamaz yukarıda anlattığım şeyler oluyor.

33* Şimdi birileri "Ama bunlar masusçuktan" diyebilir. Bu bir palavra. Çünkü eldeki belgeler sadece bunlardan ibaret değil. Atatürk'ü öldürmesi için suikastçi de gönderiyorlar. Ama "suikastçi gönderdik" demiyorlar. Tesadüfen yakalanıp idam ediliyor.

34* Mesele sadece suikastçi de değil... Saltanat, Atatürk ve Kuva-yi Milliye'yi engelleyemeyince bu defa çok büyük bir ihanete girişerek üzerlerine ordu göndermeye karar veriyor. Evet, yanlış duymadınız. Bir ordu... Üstelik ismi de Hilafet Ordusu...

35* Yirmi dördüncü belge... Saltanat "Hilafete ve hükümete karşı isyan etmiş asilerin" engellenmesi ve "asayişin temini" için ordu kuruyor. Saltanat'a göre İngilizlerin işgali asayişi bozmuyor ama vatanı kurtarmak isteyenler asayişi bozuyor...

36* Bu ordu öyle "masusçuktan" kurulmuş bir ordu değil. İşgale direnen vatanseverleri katletmek için kurulmuş bir ordu. Yirmi beşinci belge... Hendek ve Düzce bölgesinde kuvvacıları katlediyorlar. Pek çok vatansever şehit ediliyor maalesef. Saltanat'ın emriyle...

37* Nezahat Onbaşı... Henüz çocuk yaşta babasıyla birlikte Kuvvacılara katılıyor. Hilafet Ordusu'yla yapılan mücadeleyi gözleriyle görüyor. Babası kuvvacılara katıldığı için hakkında idam kararı çıkıyor. İhanetin kanlı canlı tanığını dinleyin.

38* Biraz magazin... Yirmi altıncı belge... Damat Ferit isimli vatansız, kendi köşkünün korunması için Hilafet Ordusu'ndan sekiz asker istiyor. Bu askerler görev yerine fahişe getirip eğlenirken yakalanıp tutuklanıyor.

39* Türk'ü Türk'e kırdırmak için kurdukları, adına Hilafet gibi bir ismi paravan yaptıkları ordu hem kardeş kanı akıtıyor hem de işgal altındaki şehirde fahişelerle alem yapıyor. Şimdi biz bu rezilliklere ses çıkartınca "Osmanlı düşmanı" mı olacağız? Fatih'ten utanın be.

40* Yirmi yedinci belge... Saltanat hiç boş durmamış. Sürekli Kuva-yi Milliye aleyhinde çalışmış. Eskişehir'e "kuva-yi milliye için girişimde bulunmak caiz değildir" diye talimat gitmiş.

41* Yirmi sekizinci belge... Vatan işgal edilmiş, padişah teslim olmuş, hükümet ihanetin içine düşmüş... Buna rağmen Demirci Mehmet Efe vatanı kurtarmak için faaliyete girişmiş... Hükümetin tepkisi: Tutuklayın... Belgesi...

42* Yirmi dokuzuncu belge... Memlekette ne kadar vatansever varsa hepsiyle uğraşılmış. Demirci Mehmet Efe ve Aydın'daki kuvvacı başı Hacı Şükrü'nün cezalandırılması için emir... Sebep: İşgale direnmek için asker toplamak...

43* Otuzuncu belge... Kuvvacılar harıl harıl asker toplamaya başlayınca saltanatın canı sıkılıyor, "tedbir alınsın" diye talimat gönderiyor. Gerekçe de şu: Asker toplamak vatan için vahim sonuçlar doğurabilir...

44* Otuz birinci belge... Saltanat'a rağmen pek çok devlet adamı ve halkın büyük bölümü bu talimatlara karşı çıkıyor. Saltanat'a değil Atatürk'e destek veriyorlar. Tipik bir örneği... Aydın'dan gönderilen yazıda "kuvvacılara büyük rağbet var, desteklenmesi doğal" deniyor.

45* Otuz ikinci belge... Yunan işgal ediyor, saltanat direnmiyor, kuvvacıları da engellemeye çalışıyorlar. Peki çözüm ne? Bu belgede yazıyor: Halkın yatıştırılması. Bu millete böyle büyük bir hakaret edilmemiştir.

46* Saltanat ortada, Atatürk ortada, belgeler ortada.. Buna rağmen hala ikna olmayanlar için bilgiselin sonu için sürpriz bir belge saklıyorum. Atatürk'ü Vahdettin gönderdi ve Saltanat direndi masallarına cevap verdik. Şimdi sırada "Yunan kurşun atmadan gitti" zırvasına geldi.

47* Tüm bunlar olurken Anadolu'da ne oluyordu? Mide bulandırıcı gerçeklere geldik. Otuz üçüncü belge... Yunanlar Çorlu'da insanların ibadetlerini engellemiş. Daha kötüsü kadınların çarşaflarını süngü ile yırtmışlar ve evleri basıp yakaladıkları kadınlara tecavüz etmişler.

48* Otuz dördüncü belge... Gediz nehrinin kenarında iki kadın cesedi bulunmuş. Araştırma yapılınca Yunan askerlerinin tecavüz edip öldürdüğü ortaya çıkmış. Yunanlar kadınlarımıza tecavüz edip öldürürken saltanat kuvvacıları kovalamakla, Atatürk'ün madalyalarıyla meşguldü.

49* Otuz beşinci belge... Kömür satmak için Gebze'ye gelen dört erkekle iki kadının yolunu kesiyorlar. Erkekleri darp edip kadınlara tecavüz edip bırakıyorlar. Bunlar olurken saltanat neredeydi? Niye engel olmadı? Engel olmak isteyenleri neden idama mahkum etti?

50* Otuz altıncı belge... Yunan askerleri Ödemiş'e bağlı Seyrekli köyünü basıp iki kadın seçip götürüp tecavüz etmiş. Engel olan bir erkeği de öldürmüşler. Soruyorum, siz olsaydınız ne yapardınız? Direnmez miydiniz? Saltanat'a uyup göz mü yumardınız?

51* Otuz yedinci belge... Balıkesir'in Bigadiç nahiyesine bağlı Balatlı köyüne gelen Yunan askerleri Hakkı'nın eşi Emine'ye tecavüz etmiş. Emine bunu yaşamasın diye direnen kuvvacıların üzerine ordu gönderildi be! Yunan kurşun atmadan gitti diyenler utanmıyor mu?

52* En acısı da ne biliyor musunuz? İşgal ortamından istifade eden Kara İbrahim oğlu Mustafa ve Hamzaoğlu Hüseyin adında iki yerli haydut da kadınlara tecavüz ediyor. Ve Yunanlar bu iki tecavüzcüyü serbest bırakıyor. Otuz sekizinci belge...

53* Ve otuz dokuzuncu belge... Yine bir tecavüz vakası... Bu defa sanık İtalyan Yakob... Affediliyor. İşgal işte böyle lanet ve rezil bir şeydir.

54* Birileri "Yunan kurşun atmadan gitti" derken Anadolu'nun her yerinde bunlar oluyordu. On binlerce kadın tecavüze uğradı. Yüzlerce köy yakıldı. Genç, yaşlı, çocuk... Önce işkenceye maruz kaldı, sonra katledildi... 9 Eylül'de kurtulduk. Ona bile dil uzatıyorlar.

Lanet olsun ya, yazarken öfkelendim. Deliye döndüm. Hepsi geçtim be. Saltanatını, partisini, siyasetini... Yahu o kadınlar tecavüze uğrarken engelleyemeyen saltanat hiç değilse direnerek ölseydi be! Yaltaklanmak yerine şerefimizle ölseydik!

Fatih İstanbul'u kuşattığında Bizans Kralı Konstantin savaşarak öldü. 93 Harbi sırasında İstanbul düşme tehlikesi yaşayınca Abdülhamit'i şehirden götürmek istediler. "Konstantin kadar olamayacak mıyız" diye direnip ölümü göze aldı. Ama Vahdettin alamadı. O yüzden tanımıyorum onu

İşte, Atatürk'ün Nutuk'un daha ilk sayfasında Vahdettin için ağır ifadeler kullanmasının nedeni budur. Osmanlı da Cumhuriyet de bizim tarihimiz. Eyvallah. Ama bu rezilliklerin üzerini bu lafla örtemezler! Bu rezillikler örtülmez!

Son olarak geliyoruz yukarıda bahsettiğim "pek bilinmeyen" belgeye... Sene 1922... Mart ayı... TBMM Dışişleri Bakanı Yusuf Kemal Bey, Avrupa'da temaslarda bulunmak üzere İstanbul üzerinden seyahate çıkıyor.

Yusuf Kemal Bey'le birlikte İstanbul'a gelen Katip Kemal Bey, Avrupa'ya hareket edene dek kalmak için gizli belgelerin bulunduğu valizle birlikte kayınpederinin evine yerleşiyor. Sonra bu eve bir "kişi" gizlice girip valizi açıyor ve belgeleri kopyalayıp İngilizlere veriyor.

İngilizlerin Yüksek Komiseri Rumbold, 7 Mart 1922 günü, Londra'da bulunan İngiliz Dışişleri Bakanı Lord Curzon'a bu gizli evraklarda yazılan bilgileri raporluyor. Ve evrağı çalan kişiyi de... Evrakları çalan kim? Vahdettin'in mabeyincisi... Kaynak: İDA FO371/7857/E2752-57

Bu belgeyi yakında İngiliz arşivlerinden de almaya çalışıp paylaşacağım. Belgeyi temin eden Salahi Sonyel, Belleten dergisinde de bundan bahsetmiş. Ekran görüntüsünü ve linkini paylaşıyorum. Çok şey yazılabilir ama tek soru yeter aslında: Değer miydi?

Ezberci militanlar öyle mi... Gördük militanlığı ve militanları... Bilgisel sona ermiştir.

Son söz: Osmanlı da bizim tarihimiz ama İslam öncesi Türkler de bizim tarihimiz. Mesela Göktürkler de bizim tarihimiz. İşgal döneminin saltanatı ise hiç unutmamamız gereken acı tarihimiz. Çünkü bu acı hatıraları unutursak bağımsızlığın kıymetini anlayamayız.



Follow us on Twitter

to be informed of the latest developments and updates!


You can easily use to @tivitikothread bot for create more readable thread!
Donate 💲

You can keep this app free of charge by supporting 😊

for server charges...